Yardım Nafakası Nedir? Yardım Nafakası Şartları ve Davası
Nafaka, bilinenin aksine her zaman boşanma davaları sonrası eşlerin birbirine ödediği bir ödenek değildir. Bazı durumlarda kişinin aile fertleri de nafaka ödeme yükümlüsü olabilmektedir.
İşbu nafaka, Türk Medeni Kanunu’nda “Yardım Nafakası” başlığı altında düzenlenmiştir. Yardım nafakası, yoksulluğa düşecek kadar maddi güçlük çeken kişilerin geçinebilmeleri amacıyla yasal olarak düzenlenmiş bir maddi destektir. Zaman zaman boşanmış eşlerin müşterek çocukları için ödenen iştirak nafakasının da yardım nafakasına dönüşebilmesi mümkündür.
Yardım Nafakası Nedir?
Yardım nafakası, ekonomik olarak yoksulluğa düşecek olan kişiye aile fertleri tarafından sağlanan maddi destektir. Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesinde
“A. Nafaka yükümlüleri
Madde 364-
Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır. ”
şeklinde tanımlanmıştır. Buradan da anlaşıldığı üzere, nafakanın yalnızca evliliği sona eren kişilerin ödediğine yönelik algı nafaka kavramının tümünü kapsamamaktadır. Yoksul vaziyete düşecek kadar ekonomik güçlük çeken bireylere kardeşleri, anne/babaları (üstsoy) ve torun/çocukları (altsoy) tarafından nafaka ödeneği ile mali destek sağlanması da nafaka kapsamına girer. Yardım nafakası uygulamasının temel amacı, geçinmeyecek kadar güçlük çeken kimselerin yakın kan hısımlarının desteği sayesinde asgari yaşam standartlarına ulaşmasıdır. Aile bireylerinin samimiyetlerinden bağımsız olarak birbirlerine karşı sorumluluk ve yükümlülükleri bulunur. İşte hukuken de yer edinmiş bu sorumluluklardan bir tanesi de yardım nafakası olabilmektedir.
Yardım nafakasının en yaygın gördüğümüz uygulaması ergin olmayan çocuğa ödenen iştirak nafakasının da “eğitim” şartı ile yardım nafakasına dönüşmesidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesi uyarınca
“II. Süresi
Madde 328-
Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.
Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”
Buna göre, çocuk 18 yaşına girmesine rağmen eğitim hayatı devam ediyor ise, aldığı iştirak nafakası sona erer ve fakat yerine yardım nafakası alabilme hakkı doğar. Netice itibarıyla söylenebilir ki, yardım nafakası yoksulluğa düşülen durumlarda ve eğitim durumlarında talep edilmekle sıklıkla karşımıza çıkar.
İştirak Nafakasi İle Yardım Nafakası Arasındaki Farklar
İştirak nafakası; velayet hakkı boşanma aşamasında kendisine verilmemiş olan eşin, diğer eşe müşterek çocuklarının ihtiyaçlarına destekte bulunmak adına ödediği nafakadır. Kanun koyucu, iştirak nafakasını düzenlemekle eşlerin boşanmış olsalar dahi çocuklarının eğitim, bakım ve sosyal ihtiyaçlarını karşılama yükümlülüklerinin devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Yardım nafakası hem amacı hem de kapsamı bakımından iştirak nafakasından farklı bir hukuk kurumudur. Ancak, iştirak nafakası alan bir çocuğun ergin olması durumunda aldığı nafaka yardım nafakasına dönüşebilmektedir. Bu sebeple, işbu iki nafaka türü birbiriyle oldukça karıştırılmaktadır. Bilindiği üzere iştirak nafakası, müşterek çocuk 18 yaşında geldiği anda sona erer. Fakat kanun koyucu, çocuk her ne kadar 18 yaşına gelse de eğitim hayatına devam ediyor ise nafakayı sürdürebilir. İşte tam burada, yani çocuğun ergin olmasına rağmen eğitime devam etmesi durumunda, hak kazanacağı nafaka iştirak değil yardım nafakası olur. Bunun asıl sebebi, çocuk 18 yaşında bastığında velayet hakkının ortadan kalmasıdır. Çünkü yukarıda söylediğimiz üzere iştirak nafakası velayet durumuna göre ödenir. Dolayısıyla, velayet söz konusu değilse iştirak nafakasından da söz edilemeyecektir.
İştirak nafakası ile yardım nafakası arasındaki farkları aşağıdaki tabloda şu şekilde ele aldık:
| İştirak nafakası | Yardım nafakası |
| Boşanmış vaziyette olan eski eşler tarafından ödenir. | Kişinin altsoy, üstsoy ve kardeşleri tarafından ödenir. |
| Müşterek çocukların ihtiyaçları doğrultusunda ödenir. | Yoksulluğa düşmek üzere olan kişi için ödenir. |
| Velayet hakkı olmayan eş, diğer eşe karşı öder. | Mali gücü bulunan kan hısımlısı, geçinemeyen kişiye öder. |
Kimler, Kimlerden Yardım Nafakası Talep Edebilir?
Yardım nafakasının amacı, kapsamı ve içeriğinden bahsettik. Peki, kimlerden yardım nafakası talep edilebilir? Yardım nafakası, kimi durumda kan hısımlarından talep edilirken kimi durumda ise iştirak nafakası ödeyen ebeveynden talep edilir. Burada belirleyici faktör yardım nafakasının “hangi amaçla” talep edildiğidir. Yukarıda belirttiğimiz üzere, yardım nafakası hem yoksulluk durumunda hem de eğitim durumunda talep edilebilen bir alacak hakkıdır. Dolayısıyla, nafakanın kimden talep edileceği, kişinin hangi sebeple bu desteğe ihtiyaç duyduğuna göre değişiklik göstermektedir. Şimdi her iki durumu da daha net anlayabilmek için ilgili kanun madde hükümlerini ele alarak açıklayalım:
TMK 328/2: Eğitimine Devam Eden Ergin Çocuğun Nafaka Hakkı
Türk Medeni Kanunu’nun 327. maddesi uyarınca, boşanan çiftlerden velayet hakkı kendisine verilmemiş olan eş, müşterek çocuklarının ihtiyaçları için diğer eşe iştirak nafakası öder. Ancak, çocuk ergin olduğunda velayet hakkının ortadan kalkması sebebiyle işbu nafaka sona erer. Kanun koyucu, bu hükme istisna olarak 328. maddesinin 2. fıkrasında “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” şeklinde hüküm düzenlemiştir. Buna göre, iştirak nafakası alan çocuk, her ne kadar 18 yaşına gelse de eğitim hayatına devam ettiği takdirde ailesinden yardım nafakası talep edebilecektir. Eğitim hayatı bittiğinde ise tıpkı ergin olduğunda iştirak nafakasının kesildiği gibi yardım nafakası da sona erecektir.
TMK 364: Üstsoy, Altsoy ve Kardeşlerin Nafaka Yükümlülüğü
Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesi uyarınca “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” Burada, yukarıda bahsedilen yardım nafakasından farklı olarak eğitim hayatına devam etme zorunluluğu yoktur. İşbu maddede öngörülen şart, kişinin yoksulluğa düşecek kadar ekonomik zorluk yaşamasıdır. “Yoksulluğa düşecek” ibaresinden kastedilen kişinin kendi hayatını idame ettiremeyecek güçlükte ve başkasının desteğine muhtaç durumda olmasıdır. Bu şartı sağlayan kişiler madde hükmünde yer verilen kan hısımlarından yardım nafakası talep edebilecektir. Mahkeme, kişinin yoksul olup olmadığını karşısında gelen her somut olayda ayrıca değerlendirir.
Yardim Nafakası Davasi Açma Şartları Nelerdir?
TMK’nın 364. maddesi uyarınca, kişilerin yardım nafakasına hak kazanabilmeleri bazı şartların bir arada bulunmasına bağlıdır. Yardım nafakası, her isteyen kişiye sağlanan bir maddi destek olmayıp, kanunda belirtilmiş olan sıkı şartlara bağlanmıştır. Bu nedenle, kişilerin yalnızca bu nafakayı talep etmeleri yeterli olmaz; aynı zamanda yasanın istediği tüm koşulları da sağlamaları gerekir. Bu şartlar şöyledir:
Nafaka Talep Edenin “Yardıma Muhtaç” Olması
Yardım nafakasının amacı, yoksulluğa düşecek olan kişinin hayat standartlarını asgari seviyeye yükseltmek ve yaşanabilir hale getirmektir. Bu nedenle, işbu nafakayı talep edecek kişinin ekonomik olarak çok fazla güçlük çekmesi ve hatta bu güçlüğün kişiyi muhtaç duruma düşürecek seviyede olması gerekir. Kişinin kendi kendine geçinemiyor olması bununla birlikte en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor olması gerekir. Eğer kişi tüm bu durumları bizzat yaşadığını iddia ediyor ise mahkeme karşısında da ispatlamakla yükümlü olacaktır. Kişi herhangi bir gelirinin olmadığını veya geliri varsa bile temel masraflarını karşılamaya yetmediğini mahkemeye göstermelidir.
Nafaka Yükümlüsünün “Ödeme Gücüne” Sahip Olması
Yardım nafakasının talep edildiği kişinin ekonomik durumunun, bu nafakayı ödemeye elverişli olması gerekir. “Elverişli” ibaresinden kastedilen, davalının yardım nafakasını kendi geçimini tehlikeye atmadan ödeyebilme rahatlığıdır. Öyle ki, kişi halihazırda yaşadığı hayat standartlarını ciddi derecede düşürmeden ve yine kendi temel ihtiyaçlarını aksatmadan yardım nafakasını ödeyecek durumda olmalıdır. Eğer mahkeme, kişinin mali durumunun bir başkasına yardım etmesine elverişli olmadığını düşünürse yardım nafakası talebini reddeder.
Davanın Doğru Kişiye Açılması: “Mirasçılıktaki Sıra” Kuralı
Yardım nafakasının yoksulluğa düşecek olan kişinin kendi altsoy, üstsoy ve kardeşlerinden talep edilebileceğini söyledik. Peki, yardım nafakası önce kimden talep edilir? TMK’nin 365. maddesinde “Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.” hükmü yer alır. Buna göre, yardım nafakası talebine ilişkin açılacak olan dava, miras hukukunun belirlemiş olduğu çerçeveye göre açılmalıdır. Bir diğer deyişle, davacıya ilk kim mirasçı oluyor ise yardım nafakası ilk önce ondan talep edilir.
Miras hukuku kurallarına göre yardım nafakası talebine ilişkin dava açacak olan kişi sırasıyla:
- Altsoyuna (Çocuk, torun)
- Üstsoyuna (Anne/baba, dede, babaanne, anneanne)
- Kardeşlerine karşı talepte bulunmalıdır.
Eğer davacı kişi bu sıralamaya uymayarak bir talepte bulunursa, atladığı sıradaki kişilerin yardım nafakası ödeyemeyecek vaziyette olduklarını ispatlamalıdır. Bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse; yoksulluğa düşecek olan bir kişinin çocuğundan önce babasından yardım nafakası istediğini varsayalım. Bu durumda davalı, çocuğunun maddi durumunun yardım nafakası ödemeye elverişli olmadığını ve bu yüzden babasından istediğini mahkemeye ispatlamakla yükümlüdür.
Yardım Nafakası Miktarı Nasil Belirlenir? (Hâkimin Değerlendirdiği Kriterler)
Yardım nafakasının miktarı belirlenirken tarafların ekonomik durumları dikkate alır. Hâkim, nafaka alacaklısının yoksulluk durumunu göz önünde bulundururken aynı zamanda nafaka yükümlüsünün de mali durumunun nafaka ödemeye elverişli olup olmadığını değerlendirir. Nafaka talep eden kişinin gerçekten yardım nafakasına muhtaç olması ve kendi geçimini sağlayamayacak bir vaziyette olması gerekir. Örneğin, kişinin düzenli bir gelirinin olmaması veya geliri varsa bile beslenme, barınma gibi zaruri yaşam giderlerini karşılayama yetmiyor olması gerekir. Nafaka ödeyecek kişinin ise düzenli gelir kaynakları, taşınmazları, banka hesapları gibi ekonomik gücünü gösteren faktörler incelenir. Tüm bu değerlendirmelerin ışığında hâkim, hakkaniyete uygun bir miktarda nafakaya karar verir.
Yardim Nafakası Davası Nasıl Açılır?
Yardım nafakası talep edecek kişinin, konuyla ilgili yetkili ve görevli mahkemeye başvurması gerekmektedir. Nafaka davaları ile yetkilendirilmiş mahkeme Aile Mahkemeleri’dir. Fakat, Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri de nafaka davalarına aile mahkemesi sıfatıyla bakabilmektedir. Yardım nafakasında görevli mahkemesi ise davacının veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
Yardım nafakası almak isteyen kişi, buna ilişkin dava açarken tüm şartları sağladığına ilişkin delilleri mahkemeye karşı sunmalıdır. Örneğin; banka hesap bilgileri, ev kirası, faturaları, işsiz olduğunu gösterir belge gibi yoksul durumda olduğunu kanıtlar nitelikteki delilleri hâkim karşısında sunması gerekir.
YARDIM NAFAKASI NE KADAR SÜRE ÖDENİR VE NE ZAMAN SONA ERER?
Yardım nafakasına nasıl hak kazanıldığını yukarıda detaylıca açıkladık. Peki, yardım nafakası ne zaman sona erer? Belirli koşulların gerçekleşmesi halinde, nafaka yükümlülüğün kendiliğinden veya mahkeme kararıyla ortadan kalkması mümkündür. Söz konusu durumları tek tek ele alalım:
Nafaka Alan Kişinin Yoksulluktan Kurtulması:
Yardım nafakası kişinin yoksulluk çekmesi sebebiyle ödenir. Eğer kişi herhangi bir işte çalışmaya başlarsa ve geliriyle geçinebilecek konuma gelirse artık yoksulluktan kurtulmuş demektir. Bu sebeple yardım nafakası da ortadan kalkacaktır.
Nafaka Ödeyen Kişinin Ekonomik Durumunun Kötüleşmesi:
Nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu başlangıçta nafaka ödemeye elverişli olsa da bu durum sonradan değişebilir. Kişinin işten çıkarılması, iflas etmesi, hastalık geçirmesi gibi durumlar nafaka ödeme gücünün azalmasına veya imkansızlaşmasına yol açabilir. Bu gibi durumlarda mahkemeye başvurarak nafaka miktarının azaltılmasını veya kaldırılması talep edilebilir.
Nafaka Alan veya Ödeyen Kişinin Vefat Etmesi:
Nafaka, kural olarak mirasçılara karşı veya mirasçılar tarafından ödenmez. Bu sebeple, nafaka alan veya ödeyen kişilerin vefatı durumunda nafaka yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkar.
Nafaka Alan Kişinin Evlenmesi veya Evli Gibi Hayat Sürmesi:
Nafaka alan kişinin resmi nikah kıyması durumunda nafaka yükümlülüğü sona erer. Ortada resmi bir evlilik yoksa fakat taraflar evli gibi yaşıyorlarsa, mahkeme yine aynı şekilde nafakanın kaldırılmasına karar verebilecektir.
Nafaka Alan Kişinin Haksız Fiili veya Suistimali:
Mahkeme, yardım nafakası alan kişinin ödeyen kişiye karşı suç işlediğini veya art niyetli davranışlarını tespit ederse nafakayı kaldırmaya karar verebilir.
Mevcut Nafakanın Değiştirilmesi: Nafaka Artırım Ve Kaldırma Davaları
Günümüzde ekonomik dengeler sıklıkla değişebilmekte ve bununla birlikte bireylerin ihtiyaçları da aynı doğrultuda artabilmektedir. Bu nedenle, mahkemenin hükmettiği nafaka miktarı da enflasyon karşısında değer kaybedebilir. Ya da bunun tam tersi olarak nafaka ödemek güçleşebilir. Böyle durumlarda nafaka artırım davası ve nafaka kaldırma davası gündeme gelir.
Nafaka artırım davası, halihazırda hükmolunmuş nafakanın miktarının arttırılması için açılan dava türüdür. Nafaka artırım davası açmak için gereken koşullar şu şekildedir:
- Nafaka alan kişinin ihtiyaçlarının artması,
- Nafaka miktarının kişinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmemesi,
- Nafaka yükümlüsünün daha fazlasını ödeyebilecek durumda olması gerekir.
Nafaka kaldırım davası ise, ödenmekte olan nafakanın sona erdirilmesi amacıyla açılan dava türüdür. Nafaka kaldırım davasının şartları şu şekildedir:
- Nafaka alacaklısının yoksulluğunun bitmesi,
- Nafaka alacaklısının evlenmesi veya evli gibi yaşaması,
- Nafaka alacaklısının haysiyetsiz yaşam sürmesi gibi durumların varlığı gerekmektedir.
Yardım Nafakası Ödenmezse Ne Olur? (İcra Ve Tazyik Hapsi)
Nafaka, keyfekeder bir uygulama olmayıp aksine yasal dayanakları olan ve oldukça katı kurallara bağlı bir hukuki yükümlülüktür. Bu nedenle, nafaka yükümlülüğünün ihlali gibi durumlarında bazı yaptırım çeşitleri öngörülmüştür. Buna göre, nafaka ödemekle yükümlü kişinin bu yükümlülüğe aykırı davranması sebebiyle hakkında icra takibi başlatılabilecektir. İşbu icra takibi yürütüldükten sonra nafaka alacağı hala temin edilmemiş ise, tazyik hapsi gündeme gelir.
Tazyik hapsi; mahkemenin vermiş olduğu karara uymamakta direnen kişileri bu karara uymaya zorlamak adına uygulanan bir yaptırım türüdür. Mahkemenin nafaka ödemekle yükümlü kıldığı kişilerin edimlerini yerine getirmemesi de tazyik hapsine yol açabilir. Tazyik hapsi ile nafaka yükümlüsünün borcunu ifa etmesi sağlanır. İcra İflas Kanunu’na göre üç aylık ödenmeyen nafaka tutarı sebebiyle nafaka yükümlüsüne doksan (90) gün süreli tazyik hapsi yaptırımı uygulanabilecektir.
Yargıtay Kararları Işığında Yardım Nafakası
Toplumda oldukça yaygın bir uygulama olan nafaka, bireylerin yaşamını doğrudan etkileyen bir güvencedir. Bu nedenle Yargıtay, nafakaya ilişkin davaları hakkaniyet çerçevesinde ve büyük bir titizlikle değerlendirmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun nafakaya ilişkin belirlediği şartları ve kuralları oldukça sıkı denetler. Aşağıda yardım nafakası hakkında verilmiş bazı Yargıtay kararlarına yer verdik:
Mirasçı Sırasına Uyulmaması Sebebiyle Hükmün Bozulması:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/15058 E., 2016/2662 K.
…
Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. (TMK m. 365) Nafaka alacaklısı kişi, miras hukuku kuralları çerçevesinde ilk olarak kim ya da kimler kendisine mirasçı olacaksa öncelikle onlardan yardım nafakası talebinde bulunabilir. Mirasçılıktaki sıra takip edilmeksizin açılan yardım nafakası davasının dinlenme olanağı yoktur. Mirasçılıkta ilk sırada yer alan kişi veya kişiler, yoksulluğa düşen kişinin yardım nafakası talebini yerine getiremediği durumlarda, daha sonra mirasçı olacak kişilerden nafaka talebinde bulunulabilir.
Türk Medeni Kanunu’nda kan hısımlığı mirasçılığında zümre sistemi kabul edilmiş olup, nafaka yükümlüleri arasında ilk sırada, yardım nafakası talebinde bulunanın altsoyu, ikinci sırada üstsoyu olarak ana ve babası, üçüncü sırada ise refah halinde olması koşuluyla kardeşleri yer alır.
Buna göre yardım nafakası talebinde bulunan kişi öncelikle altsoyuna başvurmalıdır. Nafaka talep edecek olan, bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece, bir sonraki sırada yer alan nafaka yükümlüsüne başvuramaz. Aynı sırada birden fazla nafaka yükümlüsü varsa, ödenecek olan nafaka miktarı, ödeme güçleri oranında paylaştırılır. Zira nafaka yükümlülüğü müteselsil bir borç doğurmaz.
Nafaka alacaklısı, çocuklarının ve anne babasının ödeme gücü olmadığını ispat etmedikçe, refah içerisinde olan kardeşinden yardım nafakası talep edemez.
Hal böyle olunca, mahkemece; mirastaki tertip sırasına göre karar verilmesi gerektiği ilkesinden hareketle, davacının alt soyu bulunduğuna ve alt soyunun davacıya nafaka ödemesine karar verildiğine göre, davalı kardeş … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Anne Babanın Eğitimine Devam Eden Çocuğuna Verdiği Yardım Nafakası:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/17254 E. , 2016/3205 K
…
Temyize konu uyuşmazlık; 31.03.1994 doğumlu öğrenci davacının, davalı babasından yardım nafakası talep etme hakkının bulunup bulunmadığı ve mahkemece takdir olunan aylık 900,00 TL’nin nafaka yükümlüsü davalı babanın ekonomik durumuyla uyumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
TMK’nın 328.maddesi gereğince, anne babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Ancak çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.
Yardım nafakası aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmayacağı gibi, herhangi bir nedenle aile bağlarının zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir.
Eğitimine devam eden reşit birey, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise anne ve babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir.
Somut olayda dosya kapsamından, davacının… öğrencisi olduğu, apart otelde aylık 475,00 TL kira ödemek suretiyle kaldığı, aylık 330,00 TL katkı kredisi aldığı, yarı zamanlı işlerde çalışıp aylık 250,00 TL gelir elde ettiği, 2013 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu %28 oranında özürlü kaldığı, sağ elini kullanamadığı, kazaya neden olan aracın sigorta şirketinin davacıya 125.210,30 TL tazminat ödediği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere davacı eğitimini sürdürebilmek için anne babasının yardımına muhtaç olup, bu bağlamda mahkemece davacı lehine yardım nafakası takdir edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilmiştir.
Ne var ki yardım nafakası takdir olunurken, nafaka vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Hükmedilecek yardım nafakası miktarı yalnızca sıkıntılı durumu önlemeye matuf olup, yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması gerekmez. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK’nın 4.maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Temyize konu iş bu davada, davalı babanın emekli olduğu, aylık 1.100,00 TL emekli maaşı aldığı, yeniden evlendiği, ikinci eşinden bir çocuğunun daha olduğu göz önüne alındığında, takdir olunan aylık 900,00 TL nafakanın davalı babanın ekonomik durumuyla uyumlu olmadığı açıktır.
Diğer taraftan, mirasçılıkta davalı baba ile aynı sırada olan dava dışı anne, duruşmada tanık olarak dinlenmiş ve kendisinin emekli olduğunu ve aynı zamanda terzilik yaptığını beyan etmiştir.
Hal böyle olunca; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, mirasçılıkta aynı sırada yer alan dava dışı annenin nafakaya katılma yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde; davacı lehine hükmedilen aylık 900,00 TL nafaka miktarı biraz yüksek bulunmuş, davalı vekilinin temyiz itirazları bu yönden yerinde görülerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Nafaka Avukatı: Viridis Legal Partners
Yardım nafakası alacaklısı veya yükümlüsü pozisyonunda olabilirsiniz. Kanun tarafından oldukça katı kuralara bağlı olan nafaka konusunda herhangi bir hak kaybı yaşamamanız adına aile avukat desteğiyle hareket etmenizi tavsiye ederiz. Aile ve nafaka avukatınız Viridis Legal Partners olarak, sizlere yol gösterici olmak ve boşanma davalarınız, yardım nafakası talepleriniz ve bunun gibi tüm aile hukuku uyuşmazlıklarınızda hukuki destek sağlamaktan memnuniyet duyarız.
Yardım nafakası talepleriniz, nafaka kaldırılması davalarınız ve bunun gibi nafaka uyuşmazlıklarınız için şimdi iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
İştirak Nafakası ile Yardım Nafakası Arasındaki En Temel Fark Nedir?
İştirak nafakası, yalnızca 18 yaşının altındaki çocuklara temel ihtiyaçları doğrultusunda ödenir. Yardım nafakası ise kişinin çocuk veya ergin olmasından bağımsız ödenen bir nafaka türüdür.
Üniversite Okuyan Çocuğuma Nafaka Ödemek Zorunda Mıyım, Bu Nafaka Ne Zaman Kesilir?
Çocuk her ne kadar 18 yaşını geçse de eğitimine devam ettiği müddetçe nafaka hakkına sahiptir. Ne zaman ki eğitim hayatı sona erer, o zaman nafaka yükümlüsü bu nafakayı ödeme zorunluluğundan kurtulur. Fakat bazı Yargıtay kararlarında çocuğun sigortalı bir işte çalışmaya başlaması da beklenir.
Yardım Nafakası Miktarı Nasıl Hesaplanır? Örneğin 100 Bin TL Maaş Alan Ne Kadar Öder?
Yardım nafakasının miktarı hesaplanırken, davalının ihtiyaç durumu ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücü esas alınır. Burada nafaka ödeyecek kişinin kendini zor duruma sokmaması ve nafaka alacaklısının da bu miktarda hayatını idame ettirebilmesi önemlidir.
Yardım Nafakası Davasında Geriye Dönük Talepte Bulunabilir Mi?
Yardım nafakası, geriye dönük olarak en fazla 5 yıl için talep edilebilir. Dava zamanaşımı süresi ise nafakanın vadesinin geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.
Dershaneye Giden veya Üniversite Hazırlanan Çocuğa da Yardım Nafakası Bağlanır Mı?
Yardım nafakasının koşulları arasında yer alan “eğitimine devam etme” ibaresi, yalnızca üniversite öğrencisi olmayı kastetmez. Dershaneye giden ya da üniversite sınavına hazırlanan reşit çocuklar da yardım nafakası alabilirler.
Yardım Nafakası Ödenmezse Hapis Cezası Var Mı?
Nafaka, tarafların keyfi bir şekilde alabileceği bir ödenek olmayıp, ödenmesi de kişinin kendi kararına bağlı değildir. Bu sebeple, mahkemece nafaka ödemekle yükümlü kılınmış kişinin bu yükümlülüğe uymaması durumunda tazyik hapsi gibi bazı yaptırımlar söz konusu olabilir.
Kardeşimin Maddi Durumu Çok İyi, Kendisinden Yardım Nafakası İsteyebilir Miyim?
Yardım nafakası alabilmek için yalnızca nafaka yükümlüsü olacak kişinin maddi gücünün elverişli olması yeterli değildir. Aynı zamanda talepte bulunan kişinin de bir o kadar bu nafakaya ihtiyaç duyması ve hatta muhtaç durumda bulunması gerekir.
Çalışmaya Başlayan Çocuğun Yardım Nafakası Otomatik Olarak Kesilir Mi, Dava Açmak Gerekir Mi?
Eğitim için ödenen yardım nafakası kendiliğinden sona ermemektedir. İşbu nafakanın sona ermesi için gerekli şartlar oluşmuşsa, tarafların açacağı nafakanın kaldırılmasına ilişkin dava ile sonlandırılabilir.
Eğitim Nafakası Nedir?
Eğitim nafakası, boşanmış ebeveynler tarafından reşit çocuğa eğitim masrafları için ödenen yardım nafakasına verilen bir diğer addır.
Anne Babaya Nafaka Davası Nasıl Açılır?
Nafaka davaları için yetkilendirilmiş olan mahkeme Aile Mahkemeleri’dir. Nafaka talep edecek kişi, şartları sağladığına ilişkin delilleri mahkemeye sunarak dava aşamasını başlatabilir.
Kardeşe Nafaka Davası Şartları Nelerdir?
Yardım nafakası davası üstsoy, altsoy ve kardeşe karşı aynı şartlara bağlanmıştır. Fakat mirasçı sırasına göre kardeşler en son sıradadır. Bir diğer deyişle, kişini altsoy ve üstsoyundan yardım nafakası alamayacak olmalı ki kardeşinden talep edebilsin.
Yardım Nafakasından Feragat Edilebilir Mi?
Yardım nafakası hakkından feragat etmek mümkün değildir. Bu hak, Türk Medeni Kanunu tarafından ihtiyaç sahibi kişilere tanınmış olup, kişilere bu haktan vazgeçme imkânı vermez.



