NEFRET VE AYRIMCILIK SUÇU VE CEZASI (TCK 122)
Nefret ve ayrımcılık suçu ceza hukuku alanında özellikli bir suç tipi olarak karşımıza çıkar. Nefret ve ayrımcılık suçu ile suçlanıyorsanız veya nefret ve ayrımcılık suçu mağduru iseniz ya da bu suçlama nedeni ile siz ya da bir yakınınız hakkınızda gözaltı veya tutuklama tedbirleri uygulanmakta ise mutlaka bir ceza avukatı desteğinden faydalanmanız gerekir.
İstanbuldaki ceza hukuku avukatınız, Viridis Legal Partners olarak ceza yargılamasının tüm aşamalarında sizlerin yanındayız. Nefret ve ayrımcılık suçu ile suçlanıyorsanız ya da nefret ve ayrımcılık suçu mağduru iseniz, etkili ceza avukatı hizmetleri için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.
NEFRET VE AYRIMCILIK SUÇU NEDİR? (TCK 122)
Nefret ve ayrımcılık suçu; bireylerin dil, din etnik köken, cinsiyet, siyasi fikir, engellilik gibi özelliklerinden ötürü nefrete ve ayrımcılığa maruz kalmasını engellemektedir. Nefret ve ayrımcılık içeren eylemlerin suç olarak kabul edilmesi ve cezalandırılması, kişilerin hukuken geçerli hak ve özgürlüklerden keyfi olarak yoksun bırakılmasının önüne geçer. Nefret ve ayrımcılık kavramları, yalnızca Türk Ceza Kanunu’nda değil, Anayasa ve çeşitli sözleşmelerde de yasak kılınmıştır. Bu kapsamda nefret ve ayrımcılığı önleyerek eşitlik ilkesi, insan onuru ve toplumsal barışı sağlamak hedeflenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi ile nefret ve ayrımcılık suçu aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
“Nefret ve ayırımcılık
Madde 122-
(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;
- a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
- b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
- c) Bir kişinin işe alınmasını,
- d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını,
engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Kanun koyucu, nefret ve ayrımcı davranışları cezai yaptırıma bağlarken temel olarak toplumsal barışı korumayı ve eşitlik ilkesini güvence altına almayı amaç edinmiştir. Bu düzenleme sayesinde bireylerin yalnızca sahip oldukları özellikler sebebiyle temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakılmasının önüne geçilir. Nefret saikiyle gerçekleştirilen ayrımcı davranışların engellenmesi, bireylerin sosyal ve ekonomik hayata katılma hevesinde artışı sağlayabilir. Dolayısıyla bu eylemlerin suç sayılması, toplumsal huzurun ve adaletin güçlendirilmesinde büyük rol oynar.
NEFRET VE AYRIMCILIK SUÇUNUN UNSURLARI
Ceza kanununda yer bulmuş her bir suçun kendine özgü belli başlı unsurları bulunur. Suçun oluştuğundan söz edebilmek için bu unsurların istisnasız hepsinin meydana gelmiş olması gerekmektedir. Eğer suçun unsurlarından tek biri bile eksikse suç oluşmamış demektedir. Bu kapsamda suç yoksa ceza da yoktur. Nefret ve ayrımcılık suçunun maddi ve manevi unsurları aşağıdaki gibidir:
Suçun Faili ve Mağduru
Nefret ve ayrımcılık suçu özgü suçlar arasında yer almadığından bu suçun faili herkes olabilecektir. Bir diğer ifadeyle nefret ve ayrımcılık suçunun faili olabilmek için özel bir nitelik şartı aranmamaktadır. Nefret ve ayrımcılık suçunun mağduru ise madde hükmünde sayılan özellikler nedeniyle belirli haklardan mahrum bırakılan kişiler olacaktır.
Suçun Maddi Unsuru (Fiil)
Nefret ve ayrımcılık suçu, seçimlik hareketli suçlardandır. Yani, kanun maddesinde birden fazla hareket gösterilir ve bunlardan birinin yapılması ile suç meydana gelir. Madde hükmüne göre nefret ve ayrımcılık suçunu oluşturacak fiiller; mal satmayı, devretmeyi ya da kiralamayı engellemek, hizmetten yararlanmayı engellemek, işe almayı engellemek ve ekonomik etkinlikte bulunmayı engellemek şeklindedir. Suçun oluşması için sayılan her bir fiilin işlenmesine gerek yoktur. Tek birinin işlenmesi halinde suç meydana gelecektir. Örneğin; kişinin ırkı sebebiyle işe alınmasını engelleme yönündeki davranışlar söz konusu suçu ortaya çıkaracaktır. Fakat söylenmelidir ki kanun maddesinde sayılan tüm seçimlik hareketler konusu değişmekle birlikte herhangi bir hususu “engellemek” şeklindedir. Bu sebeple hangi fiil işlenirse işlensin ortada bir engelleme eyleminin bulunması gerekir.
Suçun Manevi Unsuru
Nefret ve ayrımcılık suçu yalnızca özel kastla işlenebilen bir suç türüdür. Genel kast içeren eylemler bu suçu meydana getirmeye yetmeyecektir. Madde hükmünde de altı çizildiği üzere, failin eylemlerinin mutlaka sayılan farklılıklardan ötürü “nefret saikiyle” işlenmiş olması gerekir. Failin özel kastının ispat edilmesi, suçun varlığı açısından belirleyici etkendir. Öyle ki özel kastın varlığı meçhul kalırsa nefret ve ayrımcılık suçunun meydana gelmediği kabul edilecektir.
NEFRET SUÇU, NEFRET SÖYLEMİ VE AYRIMCILIK KAVRAMLARI
Nefret suçu, nefret söylemi ve ayrımcılık kavramları birbirleriyle oldukça benzeyen ve sık karıştırılan kavramlardır. Öyle ki, nefret ve ayrımcılık suçu bakımından açılacak ceza davalarında bu kavramların ayırt edilebilmesi suçun oluşup oluşmadığı bakımından büyük öneme sahiptir. Yukarıda sayılan kavramların tanımlarına kanunda yer verilmemiştir. Bu sebeple bu kavramlar arasındaki farkı doktrin, uluslararası belgeler ve Yargıtay içtihatları ışığında tespit edebilmekteyiz.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2021/11263 E., 2023/19698 K. sayılı kararında Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı’nın (AGİT) tanımı, AİHM kararları, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen kararlar ve doktrin ışığında bu kavramların tanımı yapılmıştır. Yargıtaya göre:
“Nefret suçu; mağdurun mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur. Nefret suçundan söz edebilmek için öncelikle işlenen fiilin Ceza Kanunu’nda bağımsız bir suç olarak düzenlenmesi gerekir. Türk Ceza Kanunu’nda nefret suçu diye bir suç yer almamaktadır.
Nefret söylemi; bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu ya da tiksinme, tiksinti anlamlarına gelmektedir. Irkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, antisemitizm veya hoşgörüsüzlükle ifade edilen saldırgan milliyetçilik, ırkçılık, ayrımcılık, azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara düşmanlık da dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimidir. Her nefret söylemi TCK 122 kapsamında değerlendirilemeyecektir. Keza TCK 122’deki suçun oluşabilmesi için nefret saiki gerekir.
Ayrımcılık; ırk, etnik köken, cinsiyet, din gibi birtakım sebeplere dayanarak, kişilere karşı uygun olmayan, farklı davranışlarda bulunulmasıdır. Burada işyerinde ya da malların veya hizmetlerin alımında yapılan ayrımcılık cezalandırılmaktadır. Fiili suç haline dönüştüren kişilere sahip oldukları aidiyetleri nedeniyle takınılan ön yargılı tutumdur. Ön yargı ise başka şahıs veya gruplara karşı hoşgörüsüz, haksız ve ayrımcı tutumlardır. Burada şahıs ve gruplara aidiyetleri, taşıdıkları karakteristik özellikleri nedeniyle olumsuz davranışta bulunulmaktadır.”
NEFRET VE AYRIMCILIK SUÇUNUN CEZASI VE YARGILAMA SÜRECİ
Yargılama süreci her zaman soruşturma aşamasıyla başlar. Bazı suçlar şikâyet ile birlikte soruşturulurken bazıları için şikâyet gerekmez. Soruşturma aşamasında elde edilen bilgiler ve delillerle birlikte yeterli şüphe oluşursa savcı bir iddianame hazırlar. Daha sonra mahkemenin bu iddianameyi kabulü ile kovuşturma aşamasına geçilir.
Temel Ceza Yaptırımı
Nefret ve ayrımcılık suçunun temel cezası, TCK 122 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası şeklinde belirlenmiştir. Hâkim, yapılan yargılamada karşısına gelen somut olayı en ince ayrıntısına kadar inceleyerek bu ceza aralığında bir cezaya hükmeder.
Adli Para Cezası, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Nefret ve ayrımcılık suçu yargılamasında verilecek hapis cezasının bazı seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkündür. Eğer nefret ve ayrımcılık suçu sebebiyle verilecek hapis cezası 1 yıl veya daha az ise adli para cezası yaptırımına çevrilebilir. Aynı şekilde nefret ve ayrımcılık suçu yargılamasında hükmedilen hapis cezası hakkında ceza ertelemesi kararı verilebilir. Erteleme hükümleri uyarınca failin hapis cezasını cezaevinde infaz etmesinden şartlı olarak vazgeçilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı başlatılan denetim süresi boyunca sanık hakkında hükmolunan cezanın sonuç doğurmaması ve belli koşulların yerine getirilmesiyle davanın düşmesine neden olan bir uygulamadır. Nefret ve ayrımcılık suçunda hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.
Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaşma
Nefret ve ayrımcılık suçu şikâyete tabi olmayan suçlar arasında yer alır. Mağdur şikayetçi olmasa dahi suç öğrenilirse savcılık tarafından re’sen soruşturma başlatılır. Aynı şekilde nefret ve ayrımcılık suçunda uzlaşma hükümlerinden de fayda sağlanamaz. Bu suçun yalnızca bireylere değil, belirli özellikteki her topluluğa karşı işlendiği kabul edildiğinden sıkı şartlara tabi kılınmıştır. Bunlara ek olarak nefret ve ayrımcılık suçu için ceza davasının düşmesine sebep olan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
Görevli Mahkeme
Nefret ve ayrımcılık suçu hakkında yargılama yapmakla görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
NEFRET VE AYRIMCILIK SUÇU EMSAL YARGITAY KARARLAR
Siyasette Farklı Kişiyi Desteklemek Yüzünden Uğranılan Ayrımcılık
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2016/7019 E., 2016/8866 K.
“Belediye Başkanı olarak görev yapan şüphelinin, yerel seçimlerde başka adayı destekleyen müştekilerin sularını usulsüz olarak kestirdiği, fahiş fiyata akıllı su sayacı almaları hususunda baskı yaptığı şeklindeki iddialar kapsamında, üzerine atılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257/1. maddesinde tanımlanan görevi kötüye kullanma suçu ile 122. maddesinde düzenlenen nefret ve ayrımcılık suçunun, müştekilerin iddialarına göre Belediye Başkanlığı görevi sırasında ve görevin icrası kapsamında işlendiğinin iddia edilmesi karşısında, şüpheli hakkındaki soruşturmanın 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre merciinden izin alınmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu… gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma isteminin kapsamına, nefret ve ayrımcılık suçundan yürütülen soruşturmanın en ağır cezayı gerektirmesine”
Sosyal Medyada Farklı Siyasi Düşünceli Kişilere Ayrımcılık
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/11263 E., 2023/19698 K.
“Sanık …’nin temyiz isteğinin; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ülkenin bulunduğu koşullar nedeniyle paylaşımda bulunduğuna, amacının mağdurun ticaretini engellemek olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıkların … isimli sosyal paylaşım sitesindeki hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla, mağdurların siyasi düşünceleri nedeniyle ayrımcılık yaparak ekonomik etkinlikte bulunmalarını engellemeye teşebbüs ettikleri iddia ve kabul olunmuştur.
- GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinde, 13 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6529 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile değişiklik yapılarak, maddenin “Ayrımcılık” olan başlığı “Nefret ve Ayrımcılık” olarak değiştirilmiştir.
6529 sayılı Kanun’un gerekçesinde “Nefret suçlarında hedef mağdurdan öte mağdurun üyesi olduğu sosyal gruptur. Fail için ise ön yargı, açık veya örtülü şekilde suçun işlenme motivasyonunu oluşturmaktadır. Ayrımcılık temelli olması nedeniyle nefret suçu, fail ve mağdur ile birlikte tüm toplumu yakından etkilemektedir. Bu kapsamda Türk Ceza Adalet Sistemine daha uygun olacak şekilde TCK’da, ayrımcılık suçuyla birlikte nefret suçu da düzenlenmektedir.” ifadesi ile 5237 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinin, nefret suçunu da düzenlendiği vurgulanmıştır.
Yapılan bu düzenleme karşısında, “nefret suçu, ayrımcılık ve nefret söylemi” kavramlarının bilinmesi zorunlu hale gelmiştir. Ancak, yasa koyucu bu kavramların yasada tanımlanması yoluna gitmemiştir. Bu nedenle öğreti ve uluslararası belgelerde kabul gören nefret ve ayrımcılık suçları ile nefret söylemi tanımlarının benimsenmesi gerekir. Bunların, benzer özellikler içermesine karşı farklı kavramlar olduğu aşağıdaki açıklamalardan anlaşılacaktır.
Nefret suçu:
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) tanımına göre; Mağdurun mülkün yada işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel yada fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur.
Nefret suçunun oluşması için, failin ön yargı saiki ile hareket ederek Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenen eylemi kişi veya gruba karşı aidiyeti nedeniyle işlenmesi gerekir. (Asuman Aytekin Nefret suçu Kavramı ve Türk Ceza Mevzuatı Açısından Değerlendirilmesi İstanbul 2012 s. 107) Yani nefret suçundan söz edebilmek için öncelikle işlenen fiilin Ceza Kanunu’nda bağımsız bir suç olarak düzenlenmesi gerekir.
5237 sayılı Kanun’da bu anlamda bir nefret suçu düzenlenmemiştir.
Nefret söylemi:
Nefret (latince odium) kelimesi arapça kökenli olup, TDK tanımına göre;
Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu ya da tiksinme, tiksinti (http://www.TDK.gov.tr erişim tarihi 29.05.2023) anlamlarına gelmektedir. Günümüzde nefret söyleminin belirlenmesinde, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından 1997 yılında kabul edilen R(97) 20 sayılı tavsiye kararındaki tanım esas alınmaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen bu kararda nefret söylemi; ”Irkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, antisemitizm veya hoşgörüsüzlükle ifade edilen saldırgan milliyetçilik, ırkçılık, ayrımcılık, azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara düşmanlık da dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her türlü ifade biçimidir.” biçiminde tanımlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, nefret söylemine ilişkin kesin bir tanım bulunmadığına vurgu yaparak, Erbakan N.-Türkiye davasına ilişkin kararda bu konudaki tutumunun; demokratik toplumlarda tolerans ve insan onurunun gözetilmesi gereğinden yana olduğu ve bu yolda gerekirse nefreti kışkırtan toleranssızlığın her türlü ifade biçiminin yasaklanabileceği yönünde olduğunu ortaya koymuştur (Erbakan N-Türkiye Davası başvuru no 59405/00) Handyside V- Birleşik Krallık kararında ise, ifade özgürlüğünün bir toplumun en temel değerlerinden biri olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında yalnızca zararsız görülen bilgi ve fikirlerin değil aynı zamanda gerek devleti gerekse toplumun herhangi bir kesimini rahatsız edebilecek veya şok edebilecek bilgi ve fikirlerin de bulunduğu ve bunların demokratik toplumun gereklerinden olan çoğulculuk hoşgörü ve açık görüşlülüğün bir sonucu olduğunu belirtmiştir. ( Handyside V. Birleşik Krallık başvuru no 5493/72, para. 49) AİHM, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen 1997 tarihli ve R(97) 20 sayılı tavsiye kararındaki tanıma Gündüz M. – Türkiye (Başvuru no: 35071/97) davasında atıfta bulunarak tanımı bir ölçüde kabul ettiğini göstermiştir; ancak yine de kendini şekli olarak bu tanımlarla sınırlı kabul etmeyerek her davada olayları tek tek incelemekte ve olayları geliştiği bağlam ve çerçevede değerlendirmektedir.
Ayrımcılık:
Irk, etnik köken, cinsiyet, din gibi bir takım sebeplere dayanarak, kişilere karşı uygun olmayan, farklı davranışlarda bulunulmasıdır. Burada işyerinde ya da malların veya hizmetlerin alımında yapılan ayrımcılık cezalandırılmaktadır. (Asuman Aytekin a.g.e s.107) Fiili suç haline dönüştüren kişilere sahip oldukları aidiyetleri nedeniyle takınılan ön yargılı tutumdur. Ön yargı ise başka şahıs veya gruplara karşı hoşgörüsüz, haksız ve ayrımcı tutumlardır. Burada şahıs ve gruplara aidiyetleri, taşıdıkları karakteristik özellikleri nedeniyle olumsuz davranışta bulunulmaktadır.
T.C. Anayasası 10 uncu maddesinde, “Ayrımcılık yasağı”,
Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 26 ncı maddesinde ise “hukuken ayrımcılığa karşı korunma” düzenlenmiş,
5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile de, “Kanunun uygulanmasında ayrımcılık” yasaklanmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinde, “Ayrımcılık” suçu; “(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle,
- Bir kişiye kamuya arzedilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
- Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
- Bir kişinin işe alınmasını,
- Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, “bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu suçun maddi unsuru:
Failin 122 nci maddesinde sayılan “engelleme, işe alınmaması veya alınması ile reddetme” hareketleridir. Bu suç, seçimlik ve bağlı hareketli bir suçtur. Hareketlerin gerçekleşmesi ile suç tamamlandığından bu yönüyle sırf hareket suçudur. (Caner Yenidünya TCK’da Ayrımcılık Suçu Çalışma ve Toplum Ekonomi ve Hukuk Dergisi, 2006/4 sayı 11. İstanbul 2006 s. 107)
Suçun Manevi Unsuru:
Bu suç sadece kasıtla işlenebilen bir suçtur. Ancak genel kast yeterli değildir. Ayrıca failin maddede belirtilen seçimlik ve bağlı hareketlerden en az birini nefret saiki ile işlemesi gerekir. 6521 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile ayrımcılık niteliğindeki hareketlerin nefret saiki ile işlenmesi manevi unsur olarak eklenmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinde ırk, devlet, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefrete dayalı ayrımcılığı suç saymıştır. Yasa koyucu burada açık bir şekilde on koruma grubu belirlemiş ve bu on koruma gurubuna yönelik seçimlik ve bağlı hareketleri suç olarak düzenlenmiştir. Suç ve Cezada Kanunilik İlkesi gereği bu on koruma grubu dışındaki bir gruba nefret saikiyle de olsa ayrımcılık yapılması durumunda veya bu on koruma grubuna karşı maddede belirtilen dört farklı seçimlik hareket dışında bir eylemle ayrımcılık yapılması halinde de ayrımcılık suçu oluşmayacaktır.
Korunan Hukuki Yarar:
İnsanlar arasında ayrım yapılması engellenerek kişilerin hukuken geçerli hak ve özgürlüklerden keyfi olarak yoksun bırakılmasının engellenmesidir.
5237 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinin başlığı “nefret ve ayırımcılık” suçu olarak belirtilmesine karşın Kanun’da yukarıda tanımlanan anlamda bağımsız olarak nefret suçu düzenlenmesi yoluna gidilmeyip, 5237 sayılı Kanun’un 122 nci maddesinde sadece nefret saiki ile işlenen ayırımcılık eylemleri suç olarak düzenlenmiştir.
Somut olay incelendiğinde;
- Sanıkların işledikleri kabul edilen eylemlerinin mağdurların olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmalarını engelleyici boyuta ulaşmadığı, bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanıkların beraati yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
- Kabule göre de;
- Sırf hareket/tehlike suçu olan nefret ve ayırımcılık suçunun oluşabilmesi için, engelleme hareketinde bir zarar doğurmasının aranmadığı, suçun oluşması için yasa maddesinde yer alan engelleme hareketinin yapılmasının yeterli olduğu, bu hareketin mağdur için somut bir tehlike arz etmesinin önemli olmadığı ve araştırılmasının gerekmediği, sadece hareketin parçalara bölünebildiği durumlarda bu suça teşebbüsün mümkün olabileceği gözetilmeksizin, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan suça teşebbüs hükümlerinin tatbiki,
- Sanık …’nin birden fazla mağdura karşı nefret ve ayrımcılık suçunu işlediğinin kabul edilmesine rağmen, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmaması,…”
CEZA AVUKATINIZ: VIRIDIS LEGAL PARTNERS
Nefret ve ayrımcılık suçu, yalnızca bireylere karşı bir hak ihlali değil, aynı zamanda ayrımcılığa konu olan özelliğe sahip tüm topluluklara yönelik bir hak ihlalidir. Bu suçun unsurlarının tespiti ve mahkeme önünde ispatı çoğu zaman oldukça karmaşık ve teknik detaylar içermektedir. Fiilin hangi saikle işlendiği, seçimlik hareketlerden hangisinin uygulandığı gibi hususlar ceza avukatı desteği gerektirir. İstanbul’daki ceza avukatınız Viridis Legal Partners olarak bu zorlu ve hassas süreci sizler için hatasız ve etkin şekilde yürütmekteyiz. Nefret ve ayrımcılık suçunun mağduru ya da bu suçtan isnat edilmekte iseniz, olarak sürecin başından sonuna kadar sizlere hak kaybı yaşatmayacak şekilde destek olmaktan memnuniyet duyarız.
Detaylı vaka analizi ve hukuki görüş için ceza avukatınız ile bugün iletişime geçin.
SIKÇA SORULAN SORULAR:
Nefret ve Ayrımcılık Suçu Kapsamına Hangi Eylemler Girer?
Bir kişinin kanunda sayılı sebeplerden ötürü nefret saikiyle işe alınmasını, ekonomik faaliyetle bulunmasını, hizmetten yararlanmasını, mal satmasını, devretmesini veya kiralamasını engelleyen fiiller TCK 122 kapsamına girmektedir.
Bir İşverenin Çalışanı Beğenmediği İçin İşe Almaması Bu Suçu Oluşturur Mu?
İşverenin çalışanın verimliliğini beğenmemesi gibi durumlar nefret ve ayrımcılık suçu kapsamına dahil edilemez. Bu suçun oluşması için kanunda sayılan din, dil, ırk, cinsiyet vb. gibi özellikler yüzünden nefret ve ayrımcılığa uğranılmalıdır.
Nefret ve Ayrımcılık Suçunun İspatı İçin Ne Tür Deliller Kullanılabilir?
Tanık beyanları, sözleşmeler, ekran görüntüleri, mesajlaşmalar, fotoğraflar ve benzer her türlü yasal delil, nefret ve ayrımcılık suçu yargılamasında kullanılabilir. Fakat delillerin usule uygun şekilde toplanması ve sunulması önemlidir.
Ayrımcılık ile Karşılaştığımda Nereye Başvurmalıyım?
Savcılığa veya en yakın kolluk kuvvetine giderek nefret ve ayrımcılık suçuna ilişkin yaşadığınız olay hakkında şikâyette bulunabilirsiniz.
Suçun Bir Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi Cezayı Etkiler Mi?
Nefret ve ayrımcılık suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi cezai sorumluluğu doğrudan etkilemez. Fakat hâkimin değerlendirmesi bakımından belirleyici olabilecektir.
Yabancı Uyruklu Bir Kişi Nefret ve Ayrımcılık Suçunun Mağduru Olabilir Mi?
Nefret ve ayrımcılık suçunun mağduru herkes olabilecektir. Ne var ki, ırk ve milliyet nefret ve ayrımcılık suçunun konusu oluşturabilecek özelliklerdir. Bu sebeple yabancı uyruklu kişiler nefret ve ayrımcılık suçunun mağduru olabilir.



