Yoksulluk Nafakası Nedir? Şartları, Süresi ve Yasal Durumu
Yoksulluk nafakası; boşanma yüzünden ekonomik dengesi bozulan tarafa karşı, hayatını idame ettirebilmesi amacıyla ödenen maddi ödenektir. Aile kavramı, hepimizi ilgilendiren toplumun temel yapı taşlarından biridir. Çiftler boşanma ile her ne kadar aile birliğine son verseler de birbirlerine karşı olan sorumlulukları belirli bir ölçüde devam eder. Boşanma davası ile birlikte evliliklerini sona erdiren eşlerin birbirlerine karşı nafaka yükümlülükleri doğar. Kanun koyucu, yoksulluk nafakasını düzenlerken ekonomik olarak zayıf durumda olan kişilerin hayat standartlarının korunmasını öngörmüştür. Türk Medeni Kanunu, hem aile hukukunda hem de toplumumuzda oldukça yer kaplayan nafaka uygulaması için belli başlı şartlar getirmiştir. İşbu yazımızda yoksulluk nafakası nedir, şartları nelerdir gibi soruları yanıtlamakla birlikte yoksulluk nafakası davasına ilişkin detayları ayrıntılı bir şekilde ele alacağız.
Yoksulluk Nafakası Nedir? (Tmk 175)
Yoksulluk nafakası; bir evliliğin sona ermesi yüzünden maddi olarak geçinemeyecek raddeye gelecek kişilere ödenen nafaka türüdür. Yoksulluk nafakasının hukuk sistemimizde yer etmesi, her ne kadar aile birliği dağılmış olsa da eşlerin birbirlerine karşı asgari düzeyde sorumlu kalmaya devam ettiklerinin bir göstergesidir. Bu sebeple eşler, evli veya ayrı olmaları fark etmeksizin, boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan kişinin hayat standartlarını korumakla yükümlüdürler. Netice itibarıyla, yoksulluk nafakası yalnızca bireyler için hayati öneme sahip olmakla kalmayıp, toplumsal dayanışmaya da katkı sağlamaktadır.
Nafaka, yalnızca hukukçuların ele aldığı bir konu değil aksine toplumda oldukça bilinen ve tartışılan bir uygulamadır. Bu yüzdendir ki, nafaka kurumu hakkında oldukça fazla bilgi kirliliği mevcuttur. Ne var ki, nafaka hukuki olarak son derece katı ölçütlerle belirlenmiş, kanundan doğan bir haktır. Türk Medeni Kanunu, işbu nafaka türlerinden yoksulluk nafakasını 175. maddesinde düzenlemiştir.
“Yoksulluk nafakası
Madde 175-
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Buna göre boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan taraf boşanmada kusuru daha ağır olmamak koşulu ile diğer taraftan ekonomik gücüne uygun bir miktarı süresiz nafaka olarak isteyebilmektedir. Her ne kadar nafaka talep eden eşin kusurunun daha ağır olmaması yoksulluk nafakasına hükmedilebilesi için şart koşulmuş ise de nafaka yükümlüsü eşin kusurunun olup olmaması önemli görülmemiştir.
Yoksulluk Nafakası Almanın 3 Temel Şartı Nedir?
Yoksulluk nafakasının şartları, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde gösterilmiştir. İşbu madde hükmünde yer alan tüm şartlar gerçekleşmeden yoksulluk nafakasına hükmedilmesi mümkün değildir. Bu üç şart; eşlerden birinin nafaka talebinde bulunması, eşlerden birinin
Nafaka Talebinde Bulunulması
Yoksulluk nafakası, hâkimin re’sen hükmedeceği bir nafaka türü değildir. Bu sebeple, yoksulluk nafakası almak isteyen kişi, mutlaka ve mutlaka nafaka talebinde bulunmalıdır. Yoksulluk nafakası talebi ister boşanma davası esnasında ister de boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava ile yapılabilir. Önemli olan nafaka talep edecek tarafın mahkemeye başvuruda bulunmasıdır.
Boşanma Yüzünden Yoksulluğa Düşmek (Yargıtay’a Göre Yoksulluk Sınırı)
Yoksulluk nafakasının en mühim kriterlerinden biri de “boşanma yüzünden yoksulluğa düşme” kriteridir. Fakat yoksulluğa düşmeye boşanmış olmanın yol açması gerekmektedir. Bir diğer deyişle, yoksulluğa düşme ile boşanma arasında bir nedensellik ilişkisi bulunması gerekir. Kişinin boşanmadan bağımsız sebeplerle yoksulluğa düşmüş olması, yoksulluk nafakası hakkını kazandırmaz. Peki, “yoksulluğa düşmek” nedir?
Yargıtay içtihatlarına göre yoksulluk; bir kimsenin barınma, sağlık, eğitim ve sosyal gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olması olarak tanımlanır. Buradan anlaşıldığı üzere, geliri düşük olan veya geçinmekte zorlanan herkes “yoksul” olarak nitelendirilmez. Mahkemenin yoksulluk nafakasına hükmetmesi için kişinin asgari yaşam standartlarının dahi altında bir yaşam sürüyor olması gerekir. Eğer taraflardan biri bu derecede bir yoksulluk çekiyorsa işte o zaman diğer şartların da varlığı ile birlikte “yoksulluk nafakası” almaya hak kazanabilecektir.
Boşanmada Daha Ağır Kusurlu Olmama Şartı
Yoksulluk nafakasına hak kazanabilmek için gereken bir diğer şart da nafaka talep edecek eşin, diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması şartıdır. Başka bir ifadeyle, yoksulluk nafakası talep edecek kişinin boşanmadaki kusurunun diğer eşten daha az kusurlu olması veya kusursuz olması gerekmektedir. Bu noktada “peki ya tarafların boşanmadaki kusurları eşitse o zaman yoksulluk nafakasının durumu ne olur” sorusu akıllara gelebilir. Hemen aydınlatmak gerekirse, tarafların boşanmada eşit kusurlu olması yoksulluk nafakası talep edilmesini engellemeyecektir. Yoksulluk nafakasının diğer şartlarının da varlığı halinde, kusur oranları eşit de olsa nafaka almaya hak kazanılabilir.
“Süresiz Nafaka” Tartışması: 2025 İtibariyla Yasal Durum Nedir? Nafaka Kalktı Mı?
Toplumumuzda zaman zaman “süresiz nafaka” uygulamasına ilişkin tartışmalar gündeme gelmektedir. Kimi taraf süresiz nafakanın adil olmadığı gerekçesiyle kaldırılması gerektiğini düşünürken kimi taraf ise mağduru koruduğu gerekçesi ile devam etmesi gerektiğini savunur. Bahsi geçen tartışmaya nafakanın hukuki boyutuyla ilgili bir yaklaşımda bulunacak olursak söylenebilir ki; süresiz nafaka sanıldığı gibi kişiyi ömür boyu bir borcun altına sokan ve ancak ve ancak ölümle sona eren bir uygulama değildir. Kanun koyucu, koyduğu her bir kuralı hakkaniyete uygun olarak düzenlemiştir. Bu çerçevede, nafaka uygulamasının da aynı titizlikle ve aynı hassasiyetlerle ele alındığı söylenebilir. Yoksulluk nafakasının bir ömür süresince devam etmesi bazı durumlarda gerçekten de adaleti zedeleyebilecektir. Lakin, nafaka tartışmasında gündeme gelen bu argüman gerçeği yansıtmamaktadır. Süresiz nafaka olarak bilinen yoksulluk nafakasını sona erdirmek mümkündür. Türk Medeni Kanunu, süresiz nafakayı belirlemiş olduğu sona erme koşullarıyla sınırlandırmıştır. O halde, yoksulluk nafakası bu şartların meydana geldiği durumlarda şüphesiz sonlandırılabilecektir.
Yoksulluk Nafakası Miktarı Nasıl Belirlenir? (Hesaplama Kriterleri)
Yoksulluk nafakası miktarı belirlenirken hem nafaka alacaklısına hem de nafaka yükümlüsüne dair birçok kıstas detaylıca incelenir. Hâkim, yoksulluk nafakasına hükmedeceği davalarda karşısına gelen her olayı kendi çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirir. Dolayısıyla aynı geliri olan kişiler farklı miktarlarda nafaka ödeyebilecekken aynı durumdaki kişiler de farklı miktarda nafaka alabilmektedir. Nitekim, nafaka miktarını belirlemenin belli bir matematiği yoktur. Somut olaydaki vaziyet incelendiğinde en adil ve en hakkaniyetli miktar ne ise hâkim o miktarda karar kılacaktır. Aşağıdaki tabloda hâkimin yoksulluk nafakası miktarını belirlerken göz önünde bulunduracağı hususları inceleyebilirsiniz:
| Yoksulluk Nafakası Miktarının Belirlenmesinde Esas Alınan Kriterler: |
|
|
|
Tablodan da anlaşıldığı üzere, hâkimin kriterleri genel çerçevede tarafların ekonomik durumlarına göredir. Alacaklı yönünden nafaka miktarının zaruri ihtiyaçlarını karşılamaya ne denli etki ettiği değerlendirir. Yükümlü yönünden ise ödeyeceği nafakanın kendi yaşamını zorlaştırıp zorlaştırmadığı gözetilir. Elbette ki tüm bunlarla birlikte çiftlerin boşanmadaki kusur oranları da belirleyici rol oynayacaktır. En nihayetinde, tüm değerlendirilenler ışığında nafaka miktarında karar kılınır.
Yoksulluk Nafakası Davası Nasıl Ve Ne Zaman Açılır?
Yoksulluk nafakası, boşanmanın birçok aşamasında talep edilebilen bir haktır. Boşanma davasını başlatan dava dilekçesiyle talep edilebileceği gibi aynı zamanda dava sürerken de talep edilebilir. Tüm bu aşamalarda yoksulluk nafakası talep edilmemiş ise boşanma kararı kesinleştikten sonra açılacak ayrı bir dava ile de talep edilmesi mümkündür. Görüldüğü üzere kanun koyucu, yoksulluk nafakasının birçok aşamada talep edilebilmesini mümkün kılarak kişilerin bu haktan yararlanabilmelerine geniş bir kullanım alanı tanımaktadır.
Boşanma Davasıyla Birlikte Talep Etme
Yoksulluk nafakası, boşanma davasıyla birlikte talep edilebilir. Açılacak boşanma davasının çekişmeli mi yoksa anlaşmalı mı olduğu bu noktada önem arz etmez. Her iki durumda da yoksulluk nafakasını boşanma davası süresi içerisinde talep etmek mümkündür. Çekişmeli boşanma davasında yoksulluk nafakası ister dava dilekçesiyle ister de cevaba cevap dilekçesiyle talep edilebilir. Anlaşmalı boşanmada ise, tarafların ıslak imzalarının bulunduğu boşanma protokolünde yoksulluk nafakası talebine ilişkin bir hüküm eklemeleri yeterli olacaktır.
Boşanmadan Sonra Dava Açma (1 Yıllık Süreye Dikkat!)
Yoksulluk nafakası boşanmadan sonra talep edilecekse 1 yıllık zamanaşımı süresine dikkat edilmesi çok önem arz eder. Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” . Yargıtay kararlarında da sık sık bu 1 yıllık dava düşürücü süreye değinildiğini gözlemekteyiz. Örneğin 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/8267 E., 2016/10171 K. sayılı kararında; “…Başka bir deyişle, boşanma davası sonrasında yoksulluk nafakası isteme hakkını kaybetmemiş davacı (nafaka alacaklısı) aynı yasanın 178.maddesi hükmü gereğince bir yıl içerisinde boşanmadan ayrı olarak açacağı dava ile yoksulluk nafakası isteyebilecektir. Davanın açılması ile ilgili 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 178.maddesinde 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.” hükmüne yer verilmiştir.
Anlaşmalı Boşanmada Yoksulluk Nafakası Talebi
Anlaşmalı boşanma davalarında boşanma protokolü ile yoksulluk nafakası talepleri düzenlenebilmektedir. Buna göre eşler anlaşsmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakası miktarını ve nafakanın seneden seneye arttırım oranını da düzenleyebilmektedirler. Yine eşlerin anlaşmalı boşanma protokolü ile yoksulluk nafakası taleplerinden feragat etmeleri de mümküdür.
Anlaşmalı boşanma davası kesinleştikten sonra eşlerin yoksulluk nafakası talep etmesi ise mümkün olamamaktadır. Yoksulluk nafakası, boşanma davası kesinleştikten sonra açılacak ayrı bir dava ile de talep edilebilir. Ancak bu durum boşanmanın anlaşmalı ya da çekişmeli olup olmamasına göre farklılık göstermektedir. Öyle ki, çekişmeli boşanma davası kesinleştikten sonra taraflar ayrı bir dava ile yoksulluk nafakası talep edebilir. Fakat, söz konusu anlaşmalı boşanma ise bu durum mümkün değildir. Nitekim, yoksulluk nafakasının kriterlerinden biri de tarafların kusur oranıdır. Öte yandan, anlaşmalı boşanma davası esnasında çekişmeli boşanmadan farklı olarak herhangi bir kusur tespiti yapılmaz. Bu nedenle, boşanma kararı kesinleştikten sonra kimin daha ağır kusuru ya da daha az kusurlu olduğu meçhuldür. Dolayısıyla, kimin yoksulluk nafakası hakkı kazanacağının tespiti yapılamaz.
Yoksulluk Nafakası Kaç Yıl Ödenir Ve Hangi Durumlarda Sona Erer?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca, yoksulluk nafakası kural olarak süresiz şekilde hükmedilir. Buna karşın, hâkimin bazı durumlarda yoksulluk nafakasının belirli bir süre için ödenmesi gerektiğine hükmetmesi mümkündür. Yoksulluk nafakasının süresiz olması, çok uzun süredir toplumda bir tartışma konusudur. Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakası konusunda verdiği kararlarla bu tartışmalara bir ışık tutmaktadır. Yüksek Mahkeme’ye göre yoksulluk nafakasını düzenleyen maddede geçen “süresiz” tabiri, nafaka alacaklısının ömür boyu yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, yoksulluk nafakasının ölünceye kadar ödenmek zorunda olduğuna dair iddialar yanılgıdan ibarettir. Yoksulluk nafakasını sona erdiren durumlar aşağıdaki şekilde örneklenebilir:
- Nafaka alacaklısının haysiyetsiz yaşam sürmesi. (Örneğin; uyuşturucu kullanımı veya ticareti, alkol bağımlılığı, kumarbazlık, teşhircilik vb.)
- Nafaka alacaklısının bir başkasıyla fiilen evli gibi yaşaması. (Örneğin; birliktelik yaşadığı kişiyle birlikte yaşaması.)
- Yoksulluk nafakası alacaklısının yoksulluktan kurtulması.
- Nafaka alan tarafın evlenmesi.
- Nafaka alacaklısının veya yükümlüsünün vefat etmesi.
- Nafaka belirli bir süre için hükmedilmişse belirlenen sürenin dolması.
- Nafaka ödemekle yükümlü kişinin ekonomik durumunun kötüleşmesi.
Yukarıda sayılan tüm durumlar yoksulluk nafakasını sona erdirmek için yeterli görülen durumlardır. Ancak söylenmelidir ki, bu durumların varlığı halinde nafaka kendiliğinden sona ermez. Sayılan koşullar oluşmuş ise, nafakanın sona erdirilmesi için mahkemeye başvurulması gerekmektedir.
Yoksulluk Nafakasında Nafaka Arttırma, Azaltma Ve Kaldırma Davaları
Yoksulluk nafakasına hükmedilirken değerlendirilen kriterler genellikle uzun vadeli olacak şekilde incelenir. Bu nedenle, tarafların gelir-gider düzeylerindeki veya ülkenin ekonomik dengelerindeki değişimler, nafaka miktarının tekrardan gözden geçirilmesini gerektirebilir. Örneğin, 2020 yılında 500 TL olarak hükmedilmiş nafakanın 2025 yılında halen 500 TL olarak devam etmesi hakkaniyete aykırıdır. Bazen de nafaka alacaklısının işe girmesi gibi durumlarda artık ihtiyaç duymamasına rağmen nafakanın devam etmesi, nafaka yükümlüsü bakımından hukuka uygun olmayacaktır. İşte bu gibi durumlarda tarafların nafaka miktarını arttırmak, azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak için tarafların talepte bulunabilmeleri mümkün kılınmıştır.
Nafaka Arttırım Davası:
Genellikle nafaka kararı verilirken belirli bir artış miktarı oranı öngörülür. Fakat bu artış oranına rağmen nafaka miktarının çeşitli sebeplerden dolayı yetersiz duruma gelmesi halinde, açılacak nafaka artırım davası ile nafaka miktarının arttırılması sağlanabilir. İşbu nafaka artırım davasını açmak için gereken üç şart şu şekildedir: Nafaka alan tarafın ihtiyaçlarının artması, Nafaka miktarının nafaka alacaklısının giderlerine yetmemesi, Nafaka yükümlüsü kişinin refah düzeyinin daha fazla ödemeye yetmesi.
Nafaka Azaltma Davası:
Türk Medeni Kanunu, gerekli durumlarda nafaka miktarının azaltılabileceği öngörmekle birlikte işbu nafaka azaltma davası için bazı şartlar belirlemiştir. Bu şartlardan biri nafaka miktarının azaltılmasını hakkaniyetin gerektirmesidir. Hâkim, karşısına gelen her somut olayda hakkaniyetin nafakada indirim yapılmasını gerektirip gerektirmediğini ayrı ayrı değerlendirir. Şartlardan bir diğeri ise tarafların mali durumlarının değişiklik göstermesidir. Örneğin nafaka alacaklısının ekonomik olarak güçlenmesi, nafaka miktarında indirim yapılmasını gerektirebilir. Aynı doğrultuda, nafaka yükümlüsünün maddi durumunun ciddi şekilde kötüye gitmesi durumunda da nafaka azaltılması söz konusu olabilir.
Nafaka Kaldırma Davası:
Kanun koyucu, belirlediği durumların varlığı halinde nafakanın tamamen ortadan kaldırılmasını mümkün kılmıştır. Buna göre, Türk Medeni Kanunu tarafından belirlenmiş nafakanın kaldırılmasını gerektiren üç durum şu şekildedir: Nafaka alacaklısının haysiyetsiz yaşam sürmesi, nafaka alacaklısının bir başkasıyla fiilen evli gibi yaşaması, .nafakası alacaklısının yoksulluğunun bitmesi
Nafaka Ödenmezse Ne Olur? (İcra Takibi Ve Tazyik Hapsi)
Nafaka, Türk Hukuku’nda oldukça sıkı kurallara bağlanmış bir yasal uygulamadır. Alacaklısı ve yükümlüsü arasında hem maddi hem de manevi bir değer taşıması sebebiyle, toplumda oldukça önemli bir sosyal ve hukuki güvence niteliği arz etmektedir. Bunun bir neticesi olarak nafaka yükümlülüğü oldukça ciddi bir yükümlülüktür. Öyle ki, kişinin bu yükümlülüğe aykırı davranması onu bazı yaptırımlarla karşı karşıya bırakabilir. Bu yasal yaptırım tazyik hapsi olarak kendini gösterir. Tazyik hapsi; yükümlü oldukları edimi yerine getirmeyen kişilere uygulanan bir yaptırım yöntemidir. Tazyik hapsi sayesinde bu kişilerin borçlarını ifa etmesi sağlanır.
Tazyik hapsinin söz konusu olabilmesi için önce ödemekle yükümlü olduğu nafakayı ödemeyen kişiye icra takibi başlatılması gerekir. Bu icra takibi yürütüldükten sonra nafaka borcu hala tahsil edilememişse işte o zaman tazyik hapsi gündeme gelir. Üç aylık ödenmemiş nafaka sebebiyle, nafaka yükümlüsüne doksan gün süreli tazyik hapsi cezası verilebilmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca;
“Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.
Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.”
Tazyik hapsi yaptırımından sona ermeden önce tahliye edilebilmek için, nafaka yükümlüsünün son üç aylık borcunu ödemesi ve bu borcu ödediğine ilişkin bir makbuz kestirmesi gerekir. Daha sonra işbu makbuzu ilgili ceza mahkemesine sunması ile tahliye olabilecektir. Burada bilinmesi gereken husus, tazyik hapsi yaptırımının üç aydan fazla süreli verilemeyecek olmasıdır. Üç aylık sürenin sonunda tahliye olan kişi tekrar yükümlülüğünü ihlal ederse, hakkında tekrar tazyik hapsi istenebilecektir.
Yargitay Kararlari Işığında Eşe Ödenen Nafaka
Eşit Kusur Halinde Yoksulluk Nafakası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2012/18329 E., 2013/4106 K., 19.2.2013 T.
“… 1-Her ne kadar boşanmaya; kocasına göre davalı kadının daha fazla kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de; toplanan delillerden; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya sebep olan olaylarda, sadece davalı kadının güven sarsıcı davranışlarıyla değil, davacı kocanın da benzer güven sarsıcı davranışıyla kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, tarafların birinin kusurunun, diğerinden baskın olduğu söylenemez ve tarafların eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi gerekir. Durum böyleyken; mahkemece, davalı kadının daha ağır kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de; eşit kusur durumunda da boşanmaya karar verileceğinden (TMK md. 166/1); Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi uyarınca boşanma hükmünün kusura ilişkin karar gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiş; buna bağlı olarak davalının bu yöne ilişkin ve aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersiz bulunmuştur.
2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı gibi; davalı kadın, davacı kocasına göre daha ağır kusurlu olmayıp, eşit kusurludur. Eşit kusurlu eşin yoksulluk nafakası talep etmesine yasal bir engel yoktur (TMK md. 175). Durum böyleyken; davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin hatalı kusur belirlemesine dayalı olarak reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş bozmayı gerektirmiştir…”
Çalışan Kadının Yoksulluk Nafakası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/5265 E., 2018/3602 K.
“… ekonomik ve mali durum araştırmasına göre kadının asgari ücretli olarak çalıştığı ancak gelirinin kadını yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığı bu nedenle de kadın yararına yoksulluk nafakası verilmesinin uygun olduğunun karar gerekçesinde belirtilmesi karşısında, kadın yararına Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının oluştuğu, bir başka ifade ile kadın yararına yoksulluk nafakası verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenlerle de mahkeme kararının doğru olup onanması gerektiği hususu temyiz incelemesi sırasında gözden kaçırıldığından davalı-davacı kadının karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 31.05.2017 tarih 2016/15123 esas, 2017/6577 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, hükmün yoksulluk nafakasına ilişkin kısmının onanmasına karar vermek gerekmiştir.”
Boşanma ve Nafaka Avukatınız: Viridis Legal Partners
Yoksulluk nafakası, boşanmanın en karmaşık ve en çok tartışılan mali sonuçlarından biridir. Standart bir formülü yoktur; her dava, tarafların kusur oranları ve ekonomik durumlarına göre özel olarak değerlendirilir. Hukuki bilgi eksikliği veya sürelerin kaçırılması gibi hatalar yoksulluk nafakasında ciddi hak kayıplarına yol açabilir. İşte tam bu sebepledir ki bu süreci herhangi bir hak kaybına uğramadan atlatmak için İstanbuldaki boşanma avukatınız Viridis Legal Partners olarak sizlerin yanındayız..
İstanbul’daki boşanma avukatınız Viridis Legal Partners olarak sizlere aradığınız hukuki desteği vermekten memnuniyet duyarız. Uzman kadromuz ve tecrübemizle nafaka davalarınız ve boşanma sürecinde sizleri adım adım yönlendiriyor ve tüm hukuki süreci titizlikle takip ediyoruz. Nafaka ve boşanma konusunda bilgi ve destek almak için hemen iletişime geçin!
SIKÇA SORULAN SORULAR:
Güncel Tartışma: Süresiz Nafaka Kalktı Mı, Yeni Yasa Ne Durumda?
2025-2029 yıllarını kapsayacak yargı paketi itibarıyla süresiz nafakanın kaldırılacağı yönünde gelişmeler beklenmektedir. Fakat güncel olarak henüz süresiz nafaka henüz kaldırılmamıştır.
Nafaka Almak İçin En Az Kaç Yıl Evli Kalmak Gerekir? 3 Ay Evli Kalan Nafaka Alabilir Mi?
Nafaka alabilmek için evli kalma süresi bir önem taşımamaktadır. Gerekli şartların sağlandığı müddetçe ve hakkaniyet çerçevesi kapsamında bir gün dahi evli kalmış kişiler nafaka almaya hak kazanabilir.
Çalışan Bir Kadın Boşanırken Yoksulluk Nafakası Alabilir Mi?
Nafaka alacaklısının çalışıyor olması, onu nafaka hakkından alıkoymaz. Kişi çalışıyor olsa dahi aldığı maaş kendisini yoksulluk vaziyetinden kurtarmıyor ise yoksulluk nafakası alabilecektir. Bu durumda çalışan kadının nafaka alması önünde bir engel bulunmamaktadır.
Boşanmada Evi Terk Eden veya Aldatan Kadın/Erkek Nafaka Alabilir Mi?
Yoksulluk nafakasında esas alınan kriterlerden birisi de tarafların kusur oranıdır. Kişinin yoksulluk nafakasına hak kazanabilmesi için boşanmadaki kusurunun karşı taraftan daha az olması gerekir. Bun nedenle zina nedeniyle boşanma davalarında zina eden eş lehine veya terk nedeniyle boşanma davalarında evi terk eden eş lehine nafakaya hükmedilmesi çok büyük bir çoğunlukla olası değildir.
Anlaşmalı Boşandık ve Nafaka İstemedim. Şimdi Dava Açıp İsteyebilir Miyim?
Anlaşmalı boşanmada nafaka talebi boşanma davası sürüyorken yapılmalıdır. Anlaşmalı boşanma davası kesinleştikten sonra ayrıca bir dava ile yoksulluk nafakası istenmesi mümkün değildir.
Yoksulluk Nafakası Miktarı Maaşın Yüzde Kaçı Olarak Hesaplanır? 15.000 TL Maaşı Olan Ne Kadar Öder?
Hâkim, yoksulluk nafakası miktarını belirlerken hem nafaka yükümlüsü hem de alacaklısı bakımından bir inceleme yapar. Bu sebeple net miktar söyleyemeyecek olmakla birlikte, 15.000 TL maaşı olan bir kişi için ortalama 2.500-3000 TL arası nafaka miktarı verileceği tahmin edilir.
Boşanan Erkek Ömür Boyu Nafaka Ödemek Zorunda Mıdır?
Günümüzde yalnızca erkeklerin nafaka ödediğine ve ömür boyunca ödeme yükümlülüğü bulunduğuna dair yaygın bir anlayış vardır. Halbuki hukuki olarak nafaka yükümlüsü cinsiyete göre değil ihtiyaçlara ve kusur oranına göre belirlenir. Ayrıca, nafakanın kaldırılması da yine bazı şartlar altında mümkündür.
Nafaka 1 Ay Ödenmezse Hemen Hapis Cezası Uygulanır Mı?
Nafaka borcunu ödemeyen kişiye tazyik hapsi yaptırımının uygulanması için önce kişi hakkında icra takibi başlatılması gerekmektedir. İşbu icra takibi yürütüldükten sonra yükümlü hala borcunu ifa etmezse o zaman hapis cezası söz konusu olur.
Süresiz Nafaka Son Durum Nedir?
Süresiz nafaka uygulaması 2025 yılı itibarıyla devamlılığını sürdürmektedir. Adalet Bakanlığı’nın çalışmaları kapsamında süresiz nafaka hükümlerine ilişkin çalışmalar devam etmektedir.
Anlaşmalı Boşanmada Yoksulluk Nafakasından Feragat Mümkün Müdür?
Anlaşmalı boşanan çiftler, protokolde veya dava dilekçesinde yoksulluk nafakasına dair bir düzenleme yapmayarak haklarından feragat edebilirler. Yoksulluk nafakası, tarafların istemine bağlı olup hâkimin kendiliğinden hükmedebileceği bir husus değildir.
Eşit Kusur Halinde Yoksulluk Nafakasına Hükmedilir Mi?
Tarafların her ikisinin de boşanmadaki kusurunun eşit olması durumunda yoksulluk nafakası talep edilebilecektir. Burada önemli olan husus nafaka talep edecek kişinin daha ağır kusurunun bulunmamasıdır. Bu sebeple diğer şartları da sağlaması halinde eşit kusurlu eşler yoksulluk nafakası almaya hak kazabilirler.
Nafakanın Kaldırılması Davası Ne Kadar Sürer?
Nafakanın kaldırılması davası, boşanma davasına kıyasla daha ayrı bir usulle görülür. Bu sebeple nafakanın kaldırılması davası yargılaması daha hızlı yapılıp daha çabuk karara bağlanır. Fakat her bir dava süresi ilgili mahkemenin yoğunluğuna göre değişiklik gösterecektir.
Sigortasız Çalışan Eş Nafaka Öder Mi?
Hâkim, nafaka yükümlüsünü belirlerken kişinin çalışıp çalışmadığını incelediği gibi aynı zamanda ek geliri olup olmadığını da inceler. Eğer kişi sigortasız bir çalışansa dahi geliri nafaka ödemeyi kaldırabilecek ise nafaka yükümlüsü kılınabilir.



