SİYASİ HAKLARIN KULLANILMASININ ENGELLENMESİ SUÇU VE CEZASI (TCK 114)
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ceza hukuku alanında özellikli bir suç tipi olarak karşımıza çıkar. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile suçlanıyorsanız veyaSiyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu mağduru iseniz ya da bu suçlama nedeni ile siz ya da bir yakınınız hakkınızda gözaltı veya tutuklama tedbirleri uygulanmakta ise mutlaka bir ceza avukatı desteğinden faydalanmanız gerekir.
İstanbuldaki ceza hukuku avukatınız, Viridis Legal Partners olarak ceza yargılamasının tüm aşamalarında sizlerin yanındayız. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile suçlanıyorsanız ya da Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu mağduru iseniz etkili ceza avukatı hizmetleri için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Nedir (TCK 114) ?
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, hem bireylere hem de kamu düzenine yönelmiş bir hak ihlalidir. Bireylerin anayasal haklarının ihlal edilmesiyle kalmayıp aynı zamanda toplumun demokratik işleyişine zarar verir. Kanun koyucu, siyasi hakların kullanılmasını ihlal eden kişileri, kamuoyunun güven duygusunu ve bireylerin özgürlüklerini korumak için cezalandırmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 114. maddesine göre siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ve cezası şu şekildedir:
“Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi
Madde 114- (1) Bir kimseye karşı;
a) Bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya,
b) Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya,
Zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Buna göre, kanun koyucunu siyasi hakların kullanılmasını engelleyen failler için öngörmüş olduğu yaptırım hapis cezasıdır. Bu suçun yalnızca suçun mağduruna değil aynı zamanda topluma da ne denli zarar verebileceğine dair yukarıda değindiğimiz hususlar, suçun cezasının belirlenmesinde kritik rol oynamıştır. Hâkim, karşısında gelen her somut olayı ayrıca değerlendirerek kanun maddesinde belirtilen aralıkta bir cezaya hükmeder. Aynı zamanda hükmedeceği hapis cezasını adli para cezası, ceza ertelemesi veya HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) gibi seçenek yaptırımlara çevirmesi de mümkündür.
Siyasi haklar, birinci kuşak haklarımız arasında yer alan ve oldukça sıkı şekilde korunan temel hak ve özgürlüklerimizdendir. Bunun bir sonucu olarak, siyasal haklar bireylere sıkı sıkıya bağlı haklardan olup, bu haklara dışarıdan bir müdahale kabul edilemez. Anayasa kapsamında birçok siyasi hak güvence altına alınmıştır. Bununla birlikte, siyasi hakların ihlal edilmesi yalnızca anayasal bir ihlal değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında cezalandırılan bir eylemdir. İlgili kanunun 114. maddesinde “Siyasal hakların kullanılmasının engellenmesi” suçu düzenlenmiş olup, bu suçu işleyenler cezalandırılmıştır. Siyasal hakların engellenmesi, yalnızca bireyin kendi tercihine değil, aynı zamanda toplumun demokrasi anlayışına da yönelmiş bir saldırı olarak kabul edilir. Bu nedenle, siyasal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu sadece mağdur yönünden değil, kamusal düzen bakımının da zarar doğurur.
Korunan Hukuki Değer Olarak Siyasi Haklar
Türk Ceza Kanun’unda düzenlenen her bir suç, toplumda sahip çıkılması gereken bir hukuki değeri korur. Siyasi hakların kullanılmasının engelleyen fiillerin suç kılınması, kişilerin siyasi partilere bireysel bir şekilde girmesi veya girmemesi, faaliyetlere katılması veya katılmaması, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olması ve o görevden ayrılması gibi değerlerini koruma altına almaktadır. Bununla birlikte siyasi partilerin faaliyet özgürlükleri de korunan hukuki değerler arasındadır. Buradan anlaşılmalıdır ki, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesinin suç olarak düzenlenmesi yalnızca bireylerin değil aynı zamanda siyasi partilerin de özgürlüklerini koruma altına almaktadır.
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda korunan hukuki değer, Yargıtay kararlarında da sık sık tanımlanmıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne göre siyasi hakların engellenmesiyle korunan hukuki değer şu şekildedir:
“Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise, Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür.”
Siyasi Hakların Engellenmesi Suçu Nasıl İşlenir?
Siyasi hakların engellenmesi suçu, madde hükmünden de anlaşıldığı üzere hem bireysel hakların engellenmesi hem de siyasi parti faaliyetlerinin engellenmesi ile iki farklı şekilde işlenebilir. Madde hükmünün iki fıkrasında eylemler arasında farklılık bulunduğu gibi suçun unsurları bakımından da farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin ilk fıkra için cebir veya tehdit aranırken ikinci fıkra da hukuka aykırı başka bir davranış da suçun işlenmesine yetmektedir. Her iki fıkrada da tanımlanan suçu işleme yolları şu şekildedir:
Bireysel Hakların Engellenmesi (Üye Olma/Ayrılma, Adaylık vb.)
Türk Ceza Kanunu’nun 114. maddesinin ilk fıkrası, suçun bireysel hakların engellenmesi şeklinde işlenmesine dairdir. Buna göre; bir kimseyi bir siyasi partiye üye olmaya/olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya/katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak, siyasi hakların engellenmesi suçunu meydana getirmektedir.
Siyasi Partinin Faaliyetlerine Engel Olma
TCK madde 114’ün ikinci fıkrası uyarınca; cebir veya tehdit kullanılarak veya hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi suçtur. Siyasi partinin faaliyetlerine engel olma fiili, birden fazla davranışla meydana getirilebilir. Örneğin; bir siyasi partinin etkinliklerine müdahale etmek, toplantılarını engellemek, bir mitingi veya siyasi bir yürüyüşü durdurmak gibi davranışlar bu kapsamda değerlendirilecektir.
Suçun Unsurları (Fail, Mağdur, Fiil, Manevi Unsur)
Bir eylemin suç olarak kabul edilebilmesi için o suçun unsurlarını meydana getirmiş olması gerekir. Bu unsurlar maddi ve manevi unsurlar olarak ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurları, fail, fiil ve mağdura ilişkin iken suçun manevi unsurları kast, taksir gibi hususlarla ilgilidir. Ceza kanununda yer alan her bir suçun maddi ve manevi unsuru farklılık göstermektedir. Bu demek olmaktadır ki, suçun unsurları incelenirken her suç için ayrı değerlendirme yapılması gerekir. Eğer o suça ilişkin unsurlardan bir tanesi bile meydana gelmemişse, o eylem suç teşkil etmeyecektir. Suç teşkil etmeyen eylemler ise cezalandırılamayacaktır. Buradan da anlaşılmalıdır ki suçun oluşabilmesi için unsurlarının doğru değerlendirilmesi çok önemlidir. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun unsurları aşağıdaki gibidir:
Maddi Unsurlar:
Fail: Bazı suçların failleri yalnızca özel nitelikli kişiler olabilmektedir. Örneğin işkence suçunun faili olabilmek için kişinin kamu görevlisi (memur) sıfatını taşıması gerekmektedir. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun faili herkes olabilmektedir. Bir diğer deyişle, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun faili özel bir sıfata tabi olmaksızın, her bir birey tarafından işlenebilmektedir.
Fiil: Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun ilk fıkrasındaki fiiller, cebir veya tehdit kullanarak bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden bir veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanmak, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamak için veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamaktır. Yalnız söylenmelidir ki, failin yukarıda saydığımız fiilleri işlemek amacıyla cebir ve tehdide başvurması, fiili işlemeyi başaramamış olsa dahi suçun oluşması için yeterlidir. Suçun ikinci fıkrasındaki fiil ise, cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Fakat hemen belirtilmelidir ki, burada az önce birinci fıkra için söylediğimizden farklı olarak belirttiğimiz hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekmektedir. Bir diğer anlatımla, hakkın kullanılması amaçlanarak cebir veya tehdide başvurulması yetmeyip, engel olunması şarttır.
Mağdur: Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun ilk fıkrasının mağduru herkes olmayacaktır. Bilindiği üzere her birey siyasi haklarını kullanabilme ehliyetine sahip değildir. Dolayısıyla, bu kişilerin siyasi haklarını kullanmasının engellenmesi de mümkün olmayacaktır. Buna göre; bu suçun mağduru olabilmek için kişinin 18 yaşını tamamlamış (ergin) olması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması, kamu görevlisi olmaması, siyasi haklarını kullanma yasağı bulunmaması, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 11. maddesinin 2,3,4 fıkralarında sayılan suçlar ile terör eyleminden mahkûm olmamış olması, gerekmektedir. Tüm bunlarla birlikte, Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesinde düzenlenmiş bir suça mahkumiyetin sonucu olarak failin belli hakları kullanmakta yoksun bırakılmış olması da mağdur olması yönünde bir engeldir. Aynı suçun ikinci fıkrasının mağduru ise siyasi partilerin yöneticileri olabilecektir.
Manevi Unsur:
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun manevi unsuru birinci ve ikinci fıkrasına göre farklılık göstermektedir. Birinci fıkra bakımından manevi unsur, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamaya
İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir.
Siyasi Hakların Engellenmesi Suçunun Cezası (TCK 114)
Türk Ceza Kanunu’nda cezalar belirlenirken her suçun ağırlığı, işleniş biçimi, failin kusurluluğu gibi detaylar tek tek dikkate alınır. Bu sebeple görürüz ki kanunda yer alan her bir suçun cezaları kendine özgüdür ve farklılık gösterebilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 114. maddesinde düzenlenen siyasi hakların engellenmesi suçunun cezası olarak hapis cezası öngörülmüştür. Buna göre; suçun tanımında yer verilen unsurları işleyen kişiler, 1 ila 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. O halde, TCK 114 suçunun doğrudan hapis yaptırımıyla cezalandırıldığı aşikardır. Ancak söylenmelidir ki hâkimin vereceği hapis cezasını seçenek yaptırımlara çevirmesi mümkündür.
Cezayı Arttıran Nitelikli Haller Nelerdir? (Tck 119)
Suçların cezaları, suçun temel veya nitelikli haline göre değişiklik göstermektedir. Suçun temel hali; suçun kanuni tanımında yer alan şekliyle işlenmesini ifade eder. Nitelikli hal ise, suçun işlendiği kişi, yer ve işleniş şekli gibi durumların daha ağır cezalandırılmasını gerektirdiği hallerdir. Kanun koyucu, suçun unsurlarına ilişkin bazı hallerin suçu olduğundan daha ağır kılabileceğini ve gibi durumları da suçun temel haline göre cezalandırılmasının hakkaniyete uygun olmayacağını öngörmüştür. Örneğin; kasten öldürme suçunun kişinin hasmına karşı işlemesiyle kardeşine karşı işlemesi, toplumda yaratacağı etki bakımından aynı olmayacaktır. Dolayısıyla, işlenen suç her ne kadar aynı da olsa her iki durumu aynı şekilde cezalandırmak adalet duygusunu zedeleyecektir.
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun nitelikli halleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 119. maddesinde sayılmıştır. İlgili madde hükmüne göre siyasi hakların kullanılmasının engellemesi suçunun;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
Buna göre, siyasi hakların kullanılmasının engellemesi suçunun yukarıda sayılan unsurlar ile işlenmesi durumunda verilecek ceza bir kart artırılacaktır. Örneğin; fail normal şartlarda 3 yıl cezalandırılacaksa, nitelikli halin varlığında bu ceza 6 yıl şeklinde uygulanır.
Sıkça Karşılaşılan Bir Sorun: Bilgim Dışında Siyasi Parti Üyeliği
Günümüzde, hakkında kendilerinden habersiz şekilde siyasi parti üyeliği yapılmış olduğuna dair birçok iddia mevzu bahis olmaktadır. e-Devlet uygulaması sayesinde bireyler bu tür hukuka aykırı işlemleri fark çok daha kolay fark edebilmekteler. Eğer hakkınızda haberiniz olmadan bir siyasi parti üyeliği yapılmış ise işbu üyeliği derhal iptal etmenizi ve hakkınızı aramanızı tavsiye ederiz.
Habersiz Üyelik TCK 114 Suçunu Oluşturur Mu?
Türk Ceza Kanunu’nun 114. maddesi uyarınca; bir kimseye karşı bir siyasi partiye üye olmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişiler cezalandırılır. Tahmin edildiği üzere bir kişiyi haberi olmadan siyasi parti üyesi yapmak suç meydana getirecektir. Ancak bu suç TCK 114 kapsamında değerlendirilmez. Değindiğimiz madde hükmünden anlaşıldığı gibi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun unsurlarından birisi de cebir ve tehdittir. Farklı bir ifadeyle, bu suçun meydana gelebilmesi için fail cebir ve tehdit kullanmış olmak zorundadır. Fakat kişi eğer haberi yokken bir partiye üye yapılmışsa cebir ve tehditten söz edilemeyecektir. Özetle, habersiz siyasi parti üyeliği, TCK 114 suçunu oluşturmamaktadır.
Hukuki Durum: Özel Belgede Sahtecilik ve Kişisel Verilerin İhlali (KVKK)
Yukarıda habersiz siyasi parti üyeliğinin TCK 114 kapsamında değerlendirilememesinin sebeplerinden bahsettik. Lakin, elbette ki eylem madde 114‘te yazılı suç olmasa da hala suç teşkil edecektir. Buna göre, habersiz siyasi parti üyeliğinin meydana getirdiği suçlar özel belgede sahtecilik ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçları olacaktır. TCK md. 207’ye göre “Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bununla birlikte madde 136 uyarınca “Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Ne Yapmalısınız? Adım Adım Çözüm: e-Devlet Üzerinden Üyelik İptali ve Suç Duyurusu
e-Devlet üzerinden siyasi parti üyeliği yapmak için aşağıdaki adımları takip ediniz:
- e-Devlet platformuna T.C. kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yapınız. (Tarayıcı veya uygulama üzerinden)
- Arama çubuğuna “Siyasi Parti Üyeliği İptal Başvurusu” yazınız ve e-devlet üzerinden ilgili sayfaya gidiniz.
- Ekranda çıkan “Kayıtlı bulunduğum siyasi partinin üyeliğinden istifa ediyorum” ibaresini onaylayınız.
- İstifa et tuşuna başınız.
Tüm bu adımları sırasıyla takip etmeniz halinde siyasi parti üyeliğiniz iptal edilmiş olacaktır. Siyasi parti üyeliğinizin iptal edilip edilmediğinden emin olmak için yine e-Devlet üzerinden “Siyasi Parti Üyeliği Sorgulama” ifadesini arama motoruna girerek sorgulayabilirsiniz.
Suç duyurusunda bulunmanın ise birden fazla yolu vardır. Genellikle savcılığa veya karakola gidilerek suç duyurusunda bulunulduğuna rastlamaktayız. Bu aşamada sözlü suç duyurusunda bulunmak isteyen kişi yetkili kişiye olayı anlatır. İlgili memur tüm bu anlatılanları tutanak tutar ve Cumhuriyet Başsavcılığına iletir. Yazılı şekilde yapılacak suç duyurusu ise Savcılığa hitaben yazılmış bir dilekçe ile yapılır. Dilekçede olayın detaylı bir şekilde özeti yapılır. Tüm bunlardan farklı olarak elektronik ortamda suç duyurusunda bulunmak da mümkündür. CİMER sistemine giriş yapıp konu kısmında “suç duyurusu” diye belirterek olay tıpkı dilekçedeki gibi detaylı şekilde anlatılır. Tüm sayılan suç duyurusu yöntemlerinin her biri Cumhuriyet Başsavcılığına yönlendirilir ve soruşturma süreci başlatılır.
Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Yargılama
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda yargılama yapmakla görevlendirilmiş mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesidir. İlgili suç için kanun maddesinde öngörülen yaptırım türü hapis cezası olarak belirlenmiştir. Fakat söylenmelidir ki, yargılama sonunda işbu cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkündür. Gerekli şartların oluşması halinde hâkimin, ilgili suça karşılık gelen hapis cezasını adli para cezasına çevirmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı vermesi ve cezayı ertelemesi mümkündür. Bununla birlikte siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu şikâyete tabi suçlar arasında yer almamaktadır. Bir diğer anlatımla, suçun mağduru failden şikayetçi olmasa dahi savcılık re’sen soruşturma başlatabilecektir. Bu sebepledir ki, daha önce şikayetçi olmuş olan mağdurun sonradan şikayetini geri çekmesi de soruşturmanın veya kovuşturmanın devamı açısından bir engel taşımayacaktır. Aynı zamanda siyasal hakların engellenmesi suçunda uzlaşma kurumuna başvurmak da mümkün değildir. Farklı bir ifadeyle, bu suçun mağdurunun ve failinin uzlaşması ihtimal dahilinde değildir. Tüm bunlarla birlikte bilinmesi gereken bir diğer husus da dava zamanaşımı hususudur. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak belirlenmiştir.
Yargıtay Kararları Işığında TCK 114 Uygulamaları
Miting Afişlerinin Asılmasının Engellenmesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/13621 E., 2025/6391 K.
“Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin; bir siyasi partinin gençlik kolları tarafından miting afiş ve posterlerinin asılmaya çalışıldığı, sanıkların bu sırada müdahale ve engellemede bulunarak buraya asamazsınız dediği, parti mensupları ile sanıklar arasında itiş kakış yaşandığı, parti posterlerinin bir kısmının yırtılarak zarar gördüğü ve sanıkların 298. Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkındaki Kanun’un 157. maddesinde düzenlenen suçu işlediklerinin sabit olduğu, sanıkların 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri hakkındaki Kanun’un 157. maddesi ve 5237 sayılı Kanun’un 75. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken, beraatlerine karar verilmiş olmasının usul ve Yasa’ya aykırı olduğu, bu nedenle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. GEREKÇE
Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, yargılama sonuçlarına uygun şekilde beraat hükümleri kurulmasına yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiş, ileri sürülen temyiz sebepleri yerinde bulunmamıştır.”
Siyasi Partiye Ait Bayrak ve Flamaları Alıkoymak
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/426 E., 2023/16499 K.
“I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanıklar hakkında siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun’un 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının c bendi ve 62 inci maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıkların temyiz isteğinin, siyasi faaliyetin engellenmesinin söz konusu olmadığına, eylemin mala zarar verme suçunu oluşturacağına, atılı suçun işlendiğine dair delil olmadığına, kararın bozulması gerektiğine vesaire ilişkin olduğu belirlenmiştir.
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, olayda sanıkların gerçekleştirdikleri eylemin siyasi partiye ait bayrağın indirilmesi şeklinde gerçekleşmesi sebebiyle uygulanan madde kapsamında siyasi parti faaliyetlerinden olmadığı gözetilmeksizin kurulan hükümlerin sanıklar lehine bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü sanıkların … Partisi isimli partiye ait bayrak ve flamaları sopa yardımı ile ve elleri ile çekmek suretiyle yere düşürdükleri, böylece üzerine atılı suçu işledikleri Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
GEREKÇE
Sanıkların ve O yer Cumhuriyet savcısının bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanunun’un 114 üncü maddesinde,
“(1) Bir kimseye karşı;
a)Bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya,
b)Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise, Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür.
Suçun maddenin ikinci fıkrasındaki halinin maddi unsuru cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, mevzuata uygun olarak kurulmuş bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir. Siyasi partinin faaliyetinden maksat, siyasi partilerin mevzuata ve tüzüklere uygun olarak gerçekleştirdikleri her türlü faaliyettir.
Suçun manevi unsuru, birinci fıkra açısından, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla bilerek ve isteyerek cebir-tehdit icrasıdır. İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir.
Somut olayda, siyasi hakların kullanıldığı bir siyasi parti faaliyeti mevcut olmadığından sanıkların beraati yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2023 tarihinde karar verildi.”
Viridis Legal Partners: İstanbuldaki Ceza Avukatınız
Siyasi haklarınız ister fiziki bir engellemeyle isterse dijital ortamda bilginiz dışında yapılan bir işlemle ihlal edilsin, Türk ceza hukuku size koruma sağlar. Bu tür durumlarda haklarınızı tam olarak kullanmak ve yasal süreci doğru başlatmak için bir ceza avukatından destek almanız önemlidir. Aksi halde hak kaybı yaşamanız ve hatta sürecin mağduru olarak kalmanızın ihtimal dahilinde olduğu söylenebilir. Bizler İstanbul’daki uzman Ceza avukatınız olarak, size ve yaşadığınız olaya özgü olarak geliştireceğimiz stratejiler ile sizlere her zaman hukuki destek sağlamakta hazırız. Soruşturma, kovuşturma ve karar aşaması olmak üzere tüm süreci sizler için büyük bir özen ve hassasiyetle yönetiyoruz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Bilgim Dışında Bir Partiye Üye Yapıldığımı e-Devlet’te Gördüm, Ne Yapmalıyım?
Bilginiz olmadan bir partiye üye olduğunuzu görmüş iseniz, işbu üyeliği e-Devlet üzerinden iptal edebilirsiniz. “Siyasi parti üyeliği iptal başvurusu” sayfasına girerek üyelikten istifa etmeniz mümkün.
Habersiz Parti Üyeliği İçin Suç Duyurusu Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Suç duyurusu dilekçesinde yaşadığınız olayı detaylıca anlatmanız gerekmektedir. Eğer bu suçu işlediğine dair şüphelendiğiniz kişiler var ise dilekçede şahsın kimlik bilgilerine de yer vermeniz soruşturma açısından kolaylık sağlayacaktır.
Birini Tehditle Partisinden İstifa Ettirmeye Zorlamak Kaç Yıl Ceza Alır?
Bir kimseyi cebir veya tehdit kullanarak siyasi partiden istifa etmeye zorlamak hapis cezasıyla cezalandırılır. İlgili suçun temel halinin cezası bir yıl ila üç yıl aralığında iken nitelikli halinin cezası iki ila beş yıl aralığındadır.
Bir Siyasi Partinin Standını Dağıtmak veya Toplantısını Engellemek TCK 114’e Girer Mi?
Siyasi parti standını dağıtmak veya toplantısı engellemek, TCK 114’te yer verilen siyasi faaliyette bulunulmasını engelleme kapsamında değerlendirilebilir. Ancak suça ilişkin maddi ve manevi tüm unsurlar da meydana gelmiş olmalıdır.
Bu Suç Şikâyete Bağlı Mıdır? Mağdur Şikayetçi Olmasa Bile Dava Açılır Mı?
Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu şikâyete tabi olmayan suçlar arasındadır. Bir diğer anlatımla, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun mağduru şikayetçi olmasa dahi savcılık tarafından re’sen soruşturma başlatılacaktır.
TCK 114 Suçundan Ceza Almak Memuriyete Engel Midir?
Bireylerin memur olabilmeleri için belli başlı birçok şartı sağlıyor olması gerekir. Bu şartlardan birisi de kişilerin kasten işlenebilen bir suçtan mahkûmiyet almamış olmasıdır. Eğer kişi hakkında kasten işlenebilen bir suçtan kesinleşmiş bir mahkûmiyet var ise bu durum memuriyete engel teşkil edecektir.
Seçimlerde Oy Kullanmaya Zorlamak veya Engellemek De Bu Suça Dahil Midir?
Bir kimseye seçimlerde oy kullanmaya zorlamak veya bunun tam tersi olarak oy kullanmasını engellemek TCK 114 kapsamında değerlendirilebilecektir. Ancak bahsi geçen fiilin bu suça dahil edilebilmesi için suçun gereken tüm unsurlarının meydana getirilmiş olması gerekir.



