• Twitter
  • Dribbble
  • Instagram
Call us now: +90 538 289 28 68
Viridis Legal Partners
  • Ana Sayfa
  • Faaliyet Alanlarımız
    • Gayrimenkul ve Kira Hukuku
    • Boşanma Davası Avukatı ve Aile Hukuku
    • Sınai Mülkiyet Hukuku Hizmetleri
    • Ceza Hukuku
    • Ticaret Hukuku Hizmetleri
    • İş Hukuku ve İş Sözleşmeleri
    • Sağlık Hukuku ve Medikal Malpraktis Avukatlığı
  • Hukuki Makaleler
    • İnfaz Yatar Hesaplama (Güncel)
    • Kıdem Tazminatı Hesaplama Aracı – Güncel Tavan ile Hesaplayın
    • İhbar Tazminatı Hesaplama
    • Anlaşmalı Boşanma Nedir? Hızlı ve Sorunsuz Boşanma Süreci
    • Boşanma Davası Nasıl Açılır? Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Süreci
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Biz Kimiz
    • Nadide Özdemir
  • İletişim
  • Türkçe
    • English
    • Türkçe
  • Ara
  • Menu Menu

Nafaka Nedir? Nafaka Türleri ve Nafaka Davaları

nafaka davası
Home » News » Nafaka Nedir? Nafaka Türleri ve Nafaka Davaları

Nafaka, evliliğin sona ermesi durumunda ekonomik olarak zorlanacak olan eşe veya çocuğa, eski eş tarafından mahkemenin belirlediği bir miktarda sağlanan maddi destektir. Özellikle kadınların iş hayatında şimdiki kadar yer almadığı zamanlarda, nafaka çok daha kritik bir öneme sahipti. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olan nafaka uygulaması, tarafların veya müşterek çocukların boşanma sebebiyle maddi açıdan mağdur olmalarını engellemeyi amaçlar.

Index

Toggle
  • Nafaka Nedir? (Türk Medeni Kanunu’na Göre Nafaka Tanımı)
  • Boşanma Davasinda Talep Edilebilen Nafaka Türleri Nelerdir?
  • Boşanmadan Bağımsız Olarak Talep Edilen Nafaka: Yardım Nafakası
  • Nafaka Alma Şartları
  • Kimler Nafaka Alabilir, Kimler Nafaka Öder?
  • Nafaka Miktarı Nasıl Hesaplanır? (Hâkimin Dikkate Aldığı Kriterler)
  • Çalışan Eş Nafaka Alabilir Mi?
  • Süresiz Nafaka Kalktı Mı? Güncel Tartışmalar Ve Yasal Durum (2025)
  • Boşanma Davasında Nafaka Talebi
  • Nafaka Artırım Davası Ve Şartları
  • Nafakanın Kaldırılması Veya Azaltılması Davası Ve Şartları
  • Nafaka Ödenmezse Ne Olur?
  • Yargıtay Kararları Işığında Nafaka
  • Boşanma Avukatınız: Viridis Legal Partners

Nafaka Nedir? (Türk Medeni Kanunu’na Göre Nafaka Tanımı)

Nafaka, boşanma veya ayrılık durumunda kişinin ekonomik olarak zor duruma düşecek olması sebebiyle talep edilen maddi destektir. Kimi zamansa bundan farklı olarak, nafaka boşanılan eşe ya da müşeterek çocuğa değil de diğer aile fertleri lehine ödenir. İşbu nafaka türlerinin her biri Türk Medeni Kanunu’nda ayrı ayrı tanımlanmıştır. Buna göre;

Yardım nafakası:

TMK 364. maddesine göre; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. ” Buna göre kişiler yardım etmezlerse yoksulluğa düşecek üst ve alt soyu ile kardeşlerine karşı nafaka yükümlülüğü altındadır. Ayrıca TMK 328. maddesine göre “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”. Diğer bir deyişle ergin olmasına rağmen eğitimi devam eden müşterek çocuğa karşı anne babanın bakım ve eğitimine destek olma yükümlülüğü devam eder ve üniversite eğitimi devam eden kişiler ebeveynlerinden yardım nafakası talep edebilirler.

Yoksulluk nafakası:

TMK 175. maddesine göre; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.”. Boşanma davası sonrası yoksulluk nafakası talep eden eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için talepte bulunan eşin boşanmada kusuru ağır olan taraf olmaması ve boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olması koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

İştirak nafakası:

TMK 182/3 maddesine göre; “Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. ”

Tedbir nafakası:

TMK 169. maddesine göre; “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.”

Yukarıdaki tanımlamalarda görüldüğü üzere, nafaka hukuki dayanağı olan bir uygulamadır. Uygulamada, özellikle de çekişmeli boşanan çiftlerde, nafaka konusunda oldukça duygusal perspektiften bir yaklaşım benimsendiğine şahit oluruz. Halbuki, nafaka kanun ve hakkaniyet çerçevesinde yönetilen bir tür “hak” ve “yükümlülük”tür. Bu nedenle, nafakaya hak kazanan veya nafaka yükümlülüğü altına giren kimselerin, sürecin kişisel duygulardan ziyade hukuki esaslara dayandığı bilip, bu yasal çerçevede hareket etmeleri gerekir.

Boşanma Davasinda Talep Edilebilen Nafaka Türleri Nelerdir?

Nafaka, bilinenin aksine yalnızca evlilik sona erdiğine ve kadın eş için ödenen bir destek değildir. Öyle ki, Türk Medeni Kanunu’nda hepsi farklı koşullara bağlı olmak üzere dört farklı nafaka türü düzenlenmiştir. Bunlar tedbir nafakası (TMK m. 169, 197), iştirak nafakası (TMK m. 182/3) yoksulluk nafakası (TMK m. 175), yardım nafakası (TMK m. 364/1) olarak sayılabilir. İşbu nafakaların her biri farklı amaçlar ve durumlar için hüküm altına alınmıştır. Örneğin, nafakalardan biri boşanma davası sürecinde geçici bir önlem olarak ödenirken, bir diğeri dava sonunda eşe, bir diğeri çocuğa, bir diğeri ise aile fertleri tarafından ödenir.

Tedbir Nafakası: Eşlerden birinin boşanma davası sürerken, maddi olarak desteğe ihtiyaç duyan diğer eşe ödemekle yükümlü olduğu nafakaya tedbir nafakası denir. Eşler her ne kadar bir boşanma sürecindelerse de dava sonuçlanıncaya kadar evlilik birliği devam eder. Bu sebeple, aile olmanın gerektirdiği katkıların da ne olursa olsun sağlanması gerekmektedir. Tedbir nafakasının hizmet ettiği amaç sebebiyle işbu nafakaya hak kazanılması için eşin boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekmez. Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi uyarınca “Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.”

İştirak Nafakası: İştirak nafakası; boşanan çiftlerin müşterek çocuklarının bakım, eğitim, gözetim ve sağlık masrafları için verilen maddi destektir. Türk Medeni Kanunu’na göre iştirak nafakası, velayet hakkı kendisine verilmemiş eşin, velayet hakkı verilen eşe kendi mali gücü oranında çocuklarının giderlerine katılmak için ödenir. Hukuk sistemimiz, her zaman için çocuğun yüksek menfaatini ön planda tutar. Bu sebeple, her ne kadar bir evlilik sona erecek olsa da taraflar müşterek çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Eğer evlilikte birden fazla müşterek çocuk var ise, iştirak nafakanın miktarı her bir çocuğun ihtiyaçlarına göre ayrı ayrı değerlendirilecektir. İştirak nafakası, boşanma davası sürerken talep edilebileceği gibi, boşanmaya hükmedildikten sonra açılacak farklı bir dava ile de talep edilebilir. Kural olarak, çocuğun temel masrafları için sağlanan bu destek çocuk ergin oluncaya kadar sürdürülür. Fakat, ergin çocuğun eğitim hayatının devam etmesi halinde iştirak nafakasının da devamı söz konusu olabilir.

Yoksulluk Nafakası: Evlilik birliğinin sona erdirilmesi, tarafların mali durumlarını oldukça olumsuz yönde etkileyebilir. Türk Medeni Kanunu, bu durumu öngörüp boşanma sonrasında ekonomik olarak zor duruma düşecek olan eşe, diğer eşin mali gücü oranında süresiz şekilde destekte bulunmasını düzenlemiştir. Bir diğer deyişle, yoksulluk nafakası boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olan eşin geçimi için ödenir. Yoksulluk nafakası, hâkimin re’sen verebileceği bir karar olmaması sebebiyle, ekonomik olarak zorlanacak eşin bu nafakayı mahkemeden talep etmesi gerekir. Fakat hemen söylenmelidir ki, yoksulluk nafakasına karar verilmesinde eşlerin boşanmadaki kusur oranları önemsenmektedir. Buna göre, yoksulluk nafakası talep eden eş, diğer eşten daha ağır kusurlu ise nafakaya hak kazanamayacaktır.

Boşanmadan Bağımsız Olarak Talep Edilen Nafaka: Yardım Nafakası

Yardım nafakası, yukarıda sayılan nafaka türlerinden bağımsız olarak bir evliliğin sona ermesi durumunda ödenmez. Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesinde uyarınca “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” Buna göre, yardım nafakası maddi durumu geçimini sağlamasına elvermeyen kimselerin altsoy, üstsoy veya kardeşlerinden maddi destek almasını öngören nafaka türüdür.

Nafaka Alma Şartları

Türk Medeni Kanunu’nda dört farklı nafaka türü düzenlenmiştir. Bunlar; tedbir nafakası, iştirak nafakası, yardım nafakası ve yoksulluk nafakasıdır. Boşanma sürecinde gerek eşin gerekse çocukların yaşam standartlarının korunması yönünden nafaka oldukça belirleyici rol oynayabilir. Keza nafakanın temel amacı da evlilik birliğinin sona ermesi sebebiyle ekonomik olarak zor duruma düşecek kişileri korumaktır. Kanun koyucu, tüm bu nafaka türlerinin her birini farklı amaçlar için düzenlenmiş olup, farklı şartların varlığına bağlanmıştır. Aşağıda sizler için hazırladığımız tabloda her bir nafaka türünün tanımını ve şartlarını inceleyebilirsiniz.

nafaka türütanımı şartları
Tedbir

 Nafakası

Boşanma veya ayrılık davası esnasında ekonomik olarak zorlanan eşe/çocuğa geçici olarak ödenen nafakadır.
  • Boşanma ya da ayrılık davası açılmalı
  • Eşler ayrı yaşıyor olmalı
  • Maddi desteğe ihtiyaç duyulması
İştirak

 Nafakası

Boşanma sonrası velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, velayet sahibi olan eşe çocuklarının ihtiyaçları için ödediği nafakadır.
  • Müşterek çocuğun velayetinin tek bir tarafa verilmiş olması gerekir.
  • Çocuğun eğitim, bakım, sağlık gibi ihtiyaçları ve ebeveynin mali gücü dikkate alınır.
Yoksulluk NafakasıBoşanma sebebiyle maddi açıdan yoksulluğa düşecek tarafa, diğer eşin mali durumu oranında ödenen nafakadır.
  • Boşanma kesinleşmiş olmalı
  • Nafaka talep eden eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeli
  • Nafaka talep eden eş, boşanmada daha az kusurlu olmalı
  • Nafaka, talep edilmeli
Yardım

 Nafakası

Maddi durumunun yetersizliği sebebiyle geçimini sağlayamayan kişilere altsoyu, üstsoyu veya kardeşleri tarafından ödenen nafakadır.
  • Nafaka talep eden kişi, yoksulluğa düşecek olmalı
  • Nafaka talep edilen kişinin mali gücü bulunmalı
  • Taraflar arasında kan hısımlığı bulunmalı
  • Nafaka, talep edilmeli

Kimler Nafaka Alabilir, Kimler Nafaka Öder?

Nafaka, bilinenin aksine her zaman eski eşler tarafından ve eski eşlere yönelik ödenen bir maddi destek değildir. Kimi zaman boşanma henüz sonlanmadan, yani taraflar hala birbirinin eşiyken ödenir. Kimi zamansa nafakaya ihtiyaç duyan kişinin altsoy, üstsoy veya kardeşi tarafından ödenir.

Nafaka Miktarı Nasıl Hesaplanır? (Hâkimin Dikkate Aldığı Kriterler)

Nafaka miktarının hesaplanmasında birçok farklı kriter esas alınır. Örneğin, tarafların ekonomik durumları, yaşam standartları ve kusur oranları. Elbette, tüm bu kriterlerin rol oynamasında nafakanın hangi türünün söz konusu olduğu da önemlidir. Örneğin, söz konusu nafaka iştirak nafakası ise esas alınan kriter müşterek çocuğun eğitim, sağlık ve bakım gibi kişisel ihtiyaçlarının maliyeti olacaktır. Yoksulluk ve yardım nafakasında ise, nafaka talep eden tarafın geçinebilmesi önemsenir. Fakat söylenebilir ki, tüm nafaka türlerinin hesaplanmasına ortak alınan kriter, nafakayı ödeyecek tarafın mali gücüdür. Bir diğer deyişle, nafaka miktarı ödemekle yükümlü kişinin mali gücü oranında hesaplanır.

Çalışan Eş Nafaka Alabilir Mi?

Çalışan eşin nafaka alıp alamayacağı konusunu oldukça merak edilen bir husustur. Öyle ki, Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sonrasında süresiz olarak hak kazanılabilecek nafaka türü yoksulluk nafakasıdır. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi, taraflardan birinin boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olmasına bağlıdır. Bu sebeple söylenebilir ki, kişi çalışıyor olmasına rağmen boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ise nafaka alabilecektir. Burada esas alınan nokta kişinin çalışıp çalışmadığı değil, yoksulluğa düşecek kadar ekonomik zorluk çekip çekmediğidir.

Süresiz Nafaka Kalktı Mı? Güncel Tartışmalar Ve Yasal Durum (2025)

Günümüzde nafaka ile ilgili birçok bilgi kirliliği mevcuttur. Bunlar biri de süresiz olarak başlatılan nafakanın her zaman için ömür boyu devam edeceği yönündeki algıdır. Bu yanlış bilinen nokta toplumda oldukça büyük bir tartışma yaratmaktadır. Fakat söylenebilir ki bu algı doğru olmamakla birlikte, süresiz nafakayı sona erdiren bazı haller mevcuttur.

Türk Medeni Kanunu’nda süresiz olarak hükmedilebilen nafaka türü “yoksulluk nafakası” olarak düzenlenmiştir. Belirli durumların varlığı halinde süresiz olarak verilen yoksulluk nafakası sonra erdirilebilir. Bu durumlar şu şekildedir:

  • Yoksulluk nafakası alan eski eşin başka biriyle evlenmesi,
  • Yoksulluk nafakası alan eski eşin bir başkasıyla fiilen evli gibi yaşaması,
  • Yoksulluk nafakası alan veya ödeyen kişilerden birinin ölmesi,
  • Yoksulluk nafakası alan eski eşin haysiyetsiz bir hayat sürmesi

durumlarında nafaka yükümlülüğü ortadan kalkar.

Yoksulluk nafakası alacaklısının bir başkasıyla evlenmesi veya taraflardan birinin vefatı hallerinde nafaka yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Ancak, diğer durumların söz konusu olması halinde nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması gerekir. Mahkemeye başvuru esnasında durumu ispatlayacak nitelikte deliller ve belgeler sunulabilir. Mahkeme, işbu başvuruyu değerlendirip nafakanın devamına veya kaldırılmasına karar verir. Burada başvurulması gereken mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatına bürünüp görevli mahkeme haline gelecektir.

Boşanma Davasında Nafaka Talebi

Nafaka, boşanma sonrasında ayrı bir dava ile talep edilebileceği gibi boşanma davası sürerken de talep edilebilir. Peki, anlaşmalı boşanmada nafaka talep edilebilir mi?

Anlaşmalı boşanma; eşlerin boşanmak için karşılıklı olarak anlaşması ve mahkemeye müracaat etmesi sonucunda tek celsede boşanmalarıdır. Anlaşmalı boşanmalarda, tarafların kendi istekleri doğrultusunda boşanmayı tercih etmeleri yüzünden nafaka ödenemeyeceğine dair yaygın bir bilgi kirliliği bulunmaktadır. Tıpkı çekişmeli boşanmada olduğu gibi anlaşmalı boşanmada da nafaka talebinde bulunulabilir.

Nafaka süreci, anlaşmalı ve çekişmeli boşanmada da aynı seyreder. Fakat bilinmelidir ki, anlaşmalı boşanmanın doğası gereği tedbir nafakası talep edilemez. Ne var ki, tedbir nafakası halihazırda boşanma davası sürerken tarafların mağdur olmamasını amaçlar. Anlaşmalı boşanma davası ise tek celse sürdüğünden tedbir nafakası söz konusu olmaz. Bu sebeple, yoksulluk veya iştirak nafakası talep edecek taraf yukarıda saydığımız nafaka şartlarını sağlamalıdır. Hemen belirtilmelidir ki, anlaşmalı boşanmada tarafların nafaka konusunda uzlaşamaması, boşanmasının çekişmeliye dönmesine sebebiyet verebilecektir.

Nafaka Artırım Davası Ve Şartları

Nafaka artırımı, halihazırda hükmedilmiş nafaka miktarının arttırılması anlamına gelir. Hâkim, nafakaya karar verdiğinde genellikle belirli bir artış oranı öngörür. Fakat, buna rağmen nafaka miktarı değişen ekonomik dengelerin aşağısında kalabilir. Bu sebeple, nafaka alacaklısı nafaka miktarının artırılması için talepte bulunabilir. İşbu talebi, devam etmekte olan boşanma davası esnasında öne sürebileceği gibi, boşanma kesinleştikten sonra ayrıca bir dava açarak da öne sürebilecektir.

Nafaka artırım davası şartları şöyledir:

  • Nafaka alan tarafın ihtiyaçlarının artması,
  • Nafaka miktarının nafaka alacaklısının giderlerine yetmemesi,
  • Nafaka yükümlüsü kişinin refah düzeyinin daha fazlasını ödemeye yetmesi

durumlarının varlığı halinde nafaka artırımı söz konusu olabilecektir. Türk Medeni Kanunu’nun nafaka artırımı ile ilgili madde hükmünde “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” denilmektedir. Buradan anlaşıldığı üzere, kanunun nafaka artırımında esas aldığı asıl kriter hakkaniyettir. Bu nedenle, nafaka artırımı talebinde kişilerin her ne kadar boşanmış vaziyette de olsalar hakkaniyet çerçevesi içerisinde ve nafaka uygulamasını suistimal etmeyecek şekilde davranması gerekmektedir.

Nafakanın Kaldırılması Veya Azaltılması Davası Ve Şartları

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılmasına dair hükümlere yer verilmiştir. İlgi madde uyarınca:

“İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

 Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”

Nafakanın kaldırılması davası şartları şu şekildedir:

  • Nafaka Alacaklısının Haysiyetsiz Yaşam Sürmesi: Haysiyetsiz yaşam sürme ibaresinden kastedilen, bireylerin toplumda oluşmuş genel ahlak kurallarına aykırı bir yaşam tarzı benimsemesidir. Uyuşturucu kullanımı veya ticareti, alkol bağımlılığı, kumarbazlık, teşhircilik, yasa dışı eylemler gibi toplumda kabul görmeyen davranışlar haysiyetsiz yaşam sürmeye örnek gösterilebilir. Fakat yine de, hangi durumların haysiyetsiz yaşam sürme kapsamında olduğunu hâkim her bir somut olayda ayrıca değerlendirir.
  • Nafaka Alacaklısının Bir Başkasıyla Fiilen Evli Gibi Yaşaması: “Fiilen evli gibi yaşama” kavramı, eski eşin gayri resmi şekilde birliktelik yaşadığı kimseyle birlikte yaşamasını ifade eder. Bir diğer deyişle, ortada evlenme olmaksızın evliymiş gibi yaşanması durumunda ise fiilen evli gibi yaşama söz konusudur.
  • Yoksulluk Nafakası Alacaklısının Yoksulluğunun Bitmesi: Nafaka alacaklısının mali durumunun iyileşmesi nafakanın kaldırılmasına sebebiyet verebilir. Alacaklının mali durumunda görülen bu iyileşme yoksulluğu ortadan kaldıracak nitelikte olmalıdır.

Nafakanın azaltılması (nafaka tutarında indirim) davasının şartları şu şekildedir:

  • Hakkaniyetin Gerektirmesi: Hakkaniyetin nafaka miktarında indirim yapılmasını gerektirmesi farklı farklı durumlar sonucunda ortaya çıkabilir. Hâkim bu durumları her bir somut olayda ayrıca değerlendirir. Kimi zaman nafaka yükümlüsünün sağlık durumunun çalışmaya el vermemesi, kimi zamansa nafaka alacaklısının nafakayı kötü niyetli kullanması, nafaka miktarının indirilmesi için hakkaniyet çerçevesinde değerlendirilebilecektir.
  • Tarafların Mali Durumlarının Değişmesi: Hem alacaklının hem de borçlunun mali durumlarının değişmesi nafaka miktarının azaltılmasında büyük rol oynayabilecektir. Örneğin, nafaka yükümlüsünün mali durumunun ciddi şekilde kötüleşmesi, bu tutarda indirim yapılmasını gerektirebilir. Buna paralel olarak, nafaka alacaklısının ekonomik durumunda artış olması, gelirinin iyileşmesi gibi durumlarda da nafaka azaltılması söz konusu olabilir.

Nafaka Ödenmezse Ne Olur?

Uygulamada genellikle evliliklerin oldukça tartışmalı ve çekişmeli şekilde sonlandırıldığına rastlanır. Bu sebeple nafaka, çiftler arasında ayrıca bir kavga konusu haline gelebilmektedir. Peki, eski eş nafakayı ödemezse ne olur?

Nafaka, Türk Medeni Kanun’unda düzenlenmiş olup yasal dayanağı olan bir uygulamadır. Dolayısıyla, mahkeme tarafından nafaka ödemekle yükümlü kılınmış kişinin bu yükümlülüğe uymaması beraberinde bazı yasal sonuçlar doğuracaktır. Buna göre, hükmolunmuş nafakanın ödenmemesi durumunda nafaka yükümlüsü hakkında icra takibi başlatılabilecektir. Bu aşamada, tedbir nafakasında izlenecek olan yol diğer nafaka türlerinden farklıdır. Tedbir nafakası kararı, diğer nafaka türlerindeki kararlar gibi nihai değil ara karar niteliğindedir. Bu nedenle, tedbir nafakasının ödenmemesi durumda ilamsız icra takibi söz konusu olacaktır. Fakat mevzu bahis yoksulluk nafakası, iştirak nafakası veya yardım nafakası ise ilamlı icra yoluna gidilecektir.

İcra takibinin sonunda nafaka alacağının hala tahsil edilememesi halinde, nafaka alacaklısının şikâyeti üzerine tazyik hapsi söz konusu olabilir. Tazyik hapsi, bir kişinin yapmakla yükümlü olduğu edimi yapmaması sonucunda uygulanan yaptırımdır. Bu yaptırım sayesinde borçlunun borcunu ödemesi sağlanır. Üç aylık ödenmeyen nafaka tutarı sebebiyle, nafaka yükümlüsüne doksan (90) gün süreli tazyik hapsi yaptırımı uygulanabilecektir. İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca:

“Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.

Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.”

Tazyik hapsi yaptırımına çarptırılmış kişi, son üç aylık nafaka borcunu ödeyip ve buna ilişkin makbuzu ilgili ceza mahkemesine sunduğu takdirde tahliye edilebilecektir. Fakat bilinmelidir ki, tazyik hapsinin süresi üç aylık süreyi aşamayacaktır. Bu nedenle, nafaka yükümlüsü bu süreyi bitirip tahliye olabilecektir ancak kişinin tekrar bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde hakkında tekrar tazyik hapsi istenebilir.

Yargıtay Kararları Işığında Nafaka

Nafaka, aile hukukunun en önemli ve hassas konularından biri olması sebebiyle Yargıtay tarafından da oldukça dikkatle ele alınır. Yargıtay, nafaka ile ilgili olarak önüne gelen davalarda tarafların ekonomik dengeleri, boşanmadaki kusur oranları, boşandıktan sonraki yaşam tarzları ve hatta ülke ekonomisinin güncel durumu gibi tüm parametreleri inceleyerek karar verir. Aşağıda saymış olduğumuz tüm kriterlerin göz önünde bulunduruldu bir yargıtay kararına sizler için hem özet şeklinde hem de detaylıca yer verdik.

Nafaka’nın İlgili Yargıtay kararında 2003 yılında anlaşmalı şekilde boşanmış ve erkek eşin kadın eşe süresiz olarak 1.500 Dolar tutarında yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü olduğu bir dava ele alınmıştır. Nafaka yükümlüsü, 18 yıl içerisinde hem ülkenin hem de kendisinin ekonomik dengelerinin bir hayli değişmiş olmasını göz önünde bulundurularak nafakada indirim talep etmektedir. Nafaka alacaklısı ise, eski eşinin iddia ettiği ekonomik gerilemenin gerçek dışı olduğunu beyan etmiş ve boşanmadaki kusurunun göz önünde bulundurularak nafaka indirim talebinin reddini savunmaktadır. Yargıtay ise tüm hususları hakkaniyet çerçevesinde değerlendirerek, nafakanın döviz cinsinden değil Türk Lirası cinsinden ödenmesine hükmetmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/582 E., 2025/24 K.

“24. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle 12.12.2002 tarihinde İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/860 Esas numaralı dosyası ile anlaşmalı boşanma davası açıldığı, aynı tarihli protokol uyarınca eşlerin boşanmanın mali sonuçları ile ortak çocuğun durumu hakkında anlaşmaya vardıkları, 12.12.2002 tarihli protokolün hâkim tarafından uygun bulunması sonucu Mahkemece 25.03.2003 tarihli kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 166/3 maddesi uyarınca boşanmaya ve kadın yararına 1.500 USD yoksulluk nafakası ödenmesine karar verildiği, hükmün 11.04.2003 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından 05.01.2021 tarihinde açılan eldeki dava ile döviz cinsinden hüküm altınan yoksulluk nafakasına karşı Türk Lirası cinsinden uyarlama talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı kadın ise; davacı erkeğin şu anda evli olduğu ve o tarihlerde iş arkadaşları olan kadın ile kendisini aldattığını, tarafların evlilik birliği halen devam ederken davacının diğer kadın ile birlikte yaşamaya başladığını, yaşanan bu onur kırıcı olay nedeni ile manevi dünyasının yıkıldığını, işinden ayrılmak zorunda kaldığını, davacının sırf boşanmayı kolaylaştırmak adına protokolde yazılı taahhütleri üstlendiğini ve bu şartlar altında boşanmayı elde ettiğini savunmuştur.

  1. Anlaşmalı boşanma sonucu döviz cinsinden hüküm altına alınan iratların (TMK md. 176), Türk Lirasına uyarlanması istemli eldeki davada; davalı taraf uyarlama talep eden erkeğin, eşine “süresiz ve koşulsuz döviz cinsinden” yoksulluk nafakası ödeyeceğini taahhüt etmesi karşılığında boşanmayı elde ettiğini, bu nedenle sonradan açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunmaktadır. Öyle ise öncelikli olarak açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
  2. Dava konusu yoksulluk nafakasına ilişkin protokolün düzenlendiği 12.12.2002 ve hükmün kesinleştiği 11.04.2003 tarihlerinde -tarafların birbirini doğrular nitelikteki beyanları uyarınca- erkeğin; özel bir şirkette genel müdürlük yaptığı, yaklaşık olarak 5.500 USD maaş aldığı, bu iş yerinden ayrıldıktan sonra benzer pozisyonda çalışmaya devam ettiği ancak 30.04.2004 tarihinde iş akdinin feshedildiği, işini kaybeden erkeğin serbest çalışmaya başladığı, 05.08.2006 tarihinde ikinci kez evlendiği, bu evliliğinden 21.12.2012 tarihinde bir çocuğunun dünyaya geldiği, 01.12.2014 tarihinde emekli olduğu, dosyada mevcut 08.01.2021 tarihli sosyal ekonomik durum araştırma tutanağına göre aylık 3.500,00 TL emekli maaşı aldığı, adına kayıtlı mal varlığının bulunmadığı, aylık 1.300,00 TL kira ödediği, bakmakla yükümlü iki çocuğunun bulunduğu, eşi adına kayıtlı şirkette 2/200 pay sahibi olduğu, tarafların ortak çocuğu olan …’nin “davacının şirketten en fazla emekli maaşı kadar gelir elde ettiği” yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Buna karşılık kadının 07.01.2021 tarihli tutanağa göre emekli olduğu, aylık 2.000,00 TL maaş aldığı, adına kayıtlı Selçuk ilçesinde beş dönümlük bir zeytinlik içerisine yaptırdığı evde yaşadığı, İstanbul’da başka bir evinden 3.000,00 TL kira geliri elde ettiği, tanık beyanları uyarınca işletmekte olduğu zeytinlikten de gelir elde ettiği görülmüştür. Boşanma tarihinden dava tarihine kadar geçen 18 yıllık süre sonunda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına bakıldığında; kadının gelirinde ve mal varlığında artış olduğu buna karşılık erkeğin ise maddi anlamda güçsüzleştiği tereddütsüzdür. Nafaka yükümlüsü erkeğin mesleği, sosyal statüsü, yaşı uyarınca emekli sınıfında kabul edildiği, geliri ile orantılı yaşam standardı, ortak çocuğun anne ve babasının ekonomik durumlarına ilişkin ifadeleri bir bütün olarak gözetildiğinde, açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğu söylenemez.
  3. Davalı edimler arasındaki dengenin sarsılmadığını da savunmuştur. Karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde tarafların birbirine sağlamayı taahhüt ettikleri edimler arasında bir menfaat dengesinin bulunduğu kabul edilir. Bilindiği üzere ülkemiz ekonomisinin alınan tüm tedbirlere rağmen istikrarlı bir duruma gelmediği, TCMB tarafından gerçekleştirilen Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değer kaybının engellenmesine yönelik tüm çalışmalara rağmen yükselen enflasyonun düşürülemediği bilinen bir gerçektir. Savunma kapsamında; erkeğin -kolayca boşanma- yönünde menfaat elde ettiği, bunun karşılığında döviz cinsinde nafaka ödemeyi kabul ettiği ileri sürülmüştür. Oysaki nafakanın hükmedildiği tarih ile direnme karar tarihindeki döviz kuru karşılaştırıldığında ve özellikle erkeğin dava tarihinde olduğu gibi günümüzde halen döviz cinsinden gelir elde etmediği gözetildiğinde nafaka borçlusunun “1.500 USD yoksulluk nafakasına yönelik” edimini ifa etmesi için harcaması gereken çaba ile nafaka alacaklısının menfaati kıyaslandığında, ortada bir orantısızlığın olduğu kabul edilmelidir. Böyle olunca döviz cinsinden hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının Türk Lirası cinsinden ödenmesine karar verilmesine dair verilen karar isabetli olmuştur.
  4. Somut olayda; aradan geçen uzun süre içerisinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında gerçekleşen esaslı değişiklik, yoksulluk nafakasının niteliği ve amacı, makul insanlardan beklenen öngörü, zamansal olarak bakıldığında davanın on sekiz yıl sonra açılmış olması, esaslı değişikliğin nafaka yükümlüsünden kaynaklanmaması, taraflar arasındaki menfaat dengesinin orantısız hale gelmesi ve özellikle dürüstlük kuralı uyarınca aradan geçen uzun yıllar sonucunda artık ifanın borçludan beklenebilir olmadığı, 6098 sayılı Kanun’un 138 hükmünde belirtilen uyarlama koşullarının gerçekleştiği kabul edilmiştir.
  5. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, aradan geçen zaman içerisinde tarafların ekonomik durumlarında bir değişiklik olmadığı, döviz kurundaki değişikliğin davacı tarafından öngörülebilecek bir durum olduğu, dolayısıyla direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile her ne kadar somut olayda sözleşmenin uyarlanması koşulları oluşmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince karar altına alınan yoksulluk nafakası miktarının az olduğu, böyle olunca kadın yararına daha uygun miktarda yoksulluk nafakasına karar verilmesi gerektiği, bu nedenle hükmün değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
  6. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.”

Boşanma Avukatınız: Viridis Legal Partners

Nafaka, boşanma davalarının en hassas ve en önemli konularından biridir. Gerek eşin gerekse müşterek çocuğun boşanma sonrası hayat standartlarını korumak açısından bir hayli kritiktir. İşbu elzem konuda hak kaybı yaşamak veya adil bir yükümlülük altına girmek için sürecin en başından itibaren uzman bir boşanma avukatından destek almanız hayati önem arz eder. Tüm bu süreçte, Viridis Legal Partners olarak aile hukuku alanında uzman avukat kadromuz ve müvekkillerimize karşı benimsediğimiz değerli tutumuz ile sizlere hukuki destek sağlamaktan memnuniyet duyarız. Sizlere danışmanlık veya avukatlık hizmeti sağlamamız için buraya tıklayarak hemen iletişime geçebilirsiniz.SIKÇA SORULAN SORULAR 

Bir Çocuk İçin Nafaka Ne Kadar, İki Çocuk İçin Nafaka 2025’te Ne Kadar Olur?

Nafaka miktarı, müşterek çocukların ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında belirlenir. 2025 yılında her somut olaya göre değişmekle birlikte genellikle 2.000 – 10.000 arasında bir tutara hükmedildiği görülmektedir.

Nafaka Alma Şartları Tam Olarak Nelerdir?

Nafaka alma şartları her bir nafaka türü için ayrı ayrı belirlenmiştir. İştirak nafakası müşterek çocuk için hükmedilen nafaka olup eşlerin boşanmadaki kusur durumlarından bağımsız olarak velayet kendisine bırakılmayan eş aleyhine bu nafakaya hükmedilmektedir. Yoksulluk nafakası ise boşanılan eş lehine hükmedilen nafakadır ve buna hükmedilebilmesi için boşanma nedeniyle eşin yoksulluğa düşecek olması ve boşanmaya neden olan olaylarda kusurunun daha ağır olmaması gerekir. 

Süresiz Yoksulluk Nafakası Kalktı Mı, Yeni Yasa Çıktı Mı?

Süresiz yoksulluk nafakası uygulaması 2025 yılında halen devam etmektedir.

Boşanan ve Çalışan Bir Kadına Ne Kadar Nafaka Bağlanır?

Çalışan eş lehine nafakaya hükmedilebilir. Eşlerden biri çalışıyor olsa dahi boşanma nedeni ile yoksulluğa düşmüş ise çalışan eş lehine nafakaya hükmedilir. 

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Nasıl Belirlenir?

Anlaşmalı boşanmada belirlenen nafaka miktarı, tıpkı çekişmeli boşanmadaki gibi tarafların mali güçleri ve ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir. Anlaşmalı boşanma protokolünde eşler nafaka miktarını serbestçe belirleyebilirler ve isterlerse nafaka talep etmeyebilirler. Anlaşmalı boşanma protokolünde önemli olan çocuk lehine belirlenen iştirak nafakasının mutlaka düzenlenmiş olmasıdır. Çocuğun nafakası, velayeti, çocukla kişisel ilişki gibi çocuğun menfaatine ilişkin düzenlemeler kamu düzenine dair görüldüğünden anlaşmalı boşanma protokolünde bu hususların düzenlenmemiş olması davanın reddi ya da uzaması sonuçlarını doğurabilir. 

Nafaka Ödemeyenin Mal Varlığına Ne Olur?

Nafaka ödemeyen kişi hakkında başlatılan icra takibinin sonunda, borçlunun mal varlığına haciz işlemi uygulanır.

Çocuğun Velayeti Babada ise Anne Nafaka Öder Mi?

Çocuğun velayeti kendisinde olmayan annenin iştirak nafakası ödemesi mümkündür.

Asgari Ücretle Çalışan Ne Kadar Nafaka Öder?

Nafaka miktarı, nafaka ödeyecek kişinin mali gücü oranında hesaplanır. Yine ödenecek nafakanın eşe ödenecek yoksulluk nafakasıd mı yoksa çocuk için ödenen iştirak nafakası mı olduğu da nafaka miktarının belirlenmesinde önem arz edecektir. 

Yeniden Evlenince Nafaka Kesilir Mi?

Yeniden evlenmek nafakayı ortadan kaldıran bir durumdur. Ancak iştirak nafakası kendisine velayet verilmeyen eşin sorumluluğu devam etmektedir.

Avukatımıza Danışın

attorney-nadide-ozdemir

Ofis Adresimiz

 İstiklal Street No:56/58, Grand Pera Kat:3, Apartment:5, Beyoğlu, Istanbul

 

Telefon Numaramız

+90 538 289 28 68

Link to: Get in touch

Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz

Size yardımcı olmak için buradayız.

ADRES

Viridis Legal Partners | Hukuk Bürosu | İstiklal Caddes No:56/58, eOfis – Grand Pera Beyoğlu/İstanbul
İletişim Numarası: +90 538 289 28 68 | E-posta: [email protected]
BARO SICIL NUMARASI: 57790

İstanbul’da uluslararası müvekkillere hizmet verme konusunda uzmanlaşmış bir butik hukuk bürosu olarak, Türkiye’nin karmaşık hukuki ortamında yabancıların karşılaştığı kendine özgü zorlukları tam olarak anlıyoruz. Türk hukuku hakkındaki derin bilgimiz ve çeşitli hukuki alanlardaki kapsamlı uzmanlığımızla, hareketli İstanbul şehrinde hukuki rehberlik ve destek için güvenilir tercihiniz oluyoruz.

YASAL UYARI

Bu web sitesinde yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Bilgiler Viridis Legal Partners tarafından sağlanmaktadır ve bilgileri güncel ve doğru tutmak için çaba göstermemize rağmen, web sitesi veya web sitesinde yer alan bilgiler, ürünler, hizmetler veya ilgili grafiklerle ilgili olarak herhangi bir amaç için eksiksizlik, doğruluk, güvenilirlik, uygunluk veya kullanılabilirlik hakkında açık veya zımni hiçbir beyan veya garanti vermiyoruz. Bu nedenle, bu tür bilgilere güvenmeniz durumunda risk kesinlikle size aittir.

Hakkımızda | Avukatlarımız | İletişim | Servislerimiz | Makaleler

Terk Suçu ve Cezası: TCK 97terk suçuYARDIM VEYA BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN YERİNE GETİRİLMEMESİ SUÇUYardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Suçu ve Cezası...
Sayfanın başına dön
Manage Consent
To provide the best experiences, we use technologies like cookies to store and/or access device information. Consenting to these technologies will allow us to process data such as browsing behavior or unique IDs on this site. Not consenting or withdrawing consent, may adversely affect certain features and functions.
Functional Her zaman aktif
The technical storage or access is strictly necessary for the legitimate purpose of enabling the use of a specific service explicitly requested by the subscriber or user, or for the sole purpose of carrying out the transmission of a communication over an electronic communications network.
Preferences
The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
Statistics
The technical storage or access that is used exclusively for statistical purposes. The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
Marketing
The technical storage or access is required to create user profiles to send advertising, or to track the user on a website or across several websites for similar marketing purposes.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
View preferences
  • {title}
  • {title}
  • {title}