• Twitter
  • Dribbble
  • Instagram
Call us now: +90 538 289 28 68
Viridis Legal Partners
  • Ana Sayfa
  • Faaliyet Alanlarımız
    • Gayrimenkul ve Kira Hukuku
    • Boşanma Davası Avukatı ve Aile Hukuku
    • Sınai Mülkiyet Hukuku Hizmetleri
    • Ceza Hukuku
    • Ticaret Hukuku Hizmetleri
    • İş Hukuku ve İş Sözleşmeleri
    • Sağlık Hukuku ve Medikal Malpraktis Avukatlığı
  • Hukuki Makaleler
    • İnfaz Yatar Hesaplama (Güncel)
    • Kıdem Tazminatı Hesaplama Aracı – Güncel Tavan ile Hesaplayın
    • İhbar Tazminatı Hesaplama
    • Anlaşmalı Boşanma Nedir? Hızlı ve Sorunsuz Boşanma Süreci
    • Boşanma Davası Nasıl Açılır? Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Süreci
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Biz Kimiz
    • Nadide Özdemir
  • İletişim
  • Türkçe
    • English
    • Türkçe
  • Ara
  • Menu Menu

Terk Suçu ve Cezası: TCK 97

terk suçu
Home » News » Terk Suçu ve Cezası: TCK 97

Terk suçu ceza hukuku alanında özellikli bir suç tipi olarak karşımıza çıkar. Terk suçu ile suçlanıyorsanız veya terk suçu mağduru iseniz ya da bu suçlama nedeni ile siz ya da bir yakınınız hakkınızda gözaltı veya tutuklama tedbirleri uygulanmakta ise mutlaka bir ceza avukatı desteğinden faydalanmanız gerekir.

Index

Toggle
  • Terk Suçu Nedir? (Tck 97)
  • Terk Suçunun Unsurları Nelerdir? (Fail, Mağdur, Eylem)
  • Kimler Terk Suçunun Faili Olabilir? (Kanuni Ve Sözleşmesel Yükümlülük)
  • “Kendi Haline Terk” Etmek Ne Anlama Gelir?
  • NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ TERK SUÇU: YARALANMA VE ÖLÜM HALİ
  • TERK SUÇUNUN CEZASI NEDİR? (BASİT VE NİTELİKLİ HAL İÇİN CEZALAR)
  • TERK SUÇU VE KASTEN ÖLDÜRME/YARALAMA SUÇLARI ARASINDAKİ FARK
  • YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TERK SUÇU SAYILAN VE SAYILMAYAN HALLER
  • Terk Suçunda Muhakeme Süreci (Şikayet, Zamanaşimi Ve Görevli Mahkeme)
  • Terk Suçu Cezasinda İndirim Ve Alternatif Yaptırımlar (HAGB, Erteleme)

İstanbuldaki ceza hukuku avukatınız, Viridis Legal Partners olarak ceza yargılamasının tüm aşamalarında sizlerin yanındayız. Terk ile suçlanıyorsanız ya da terk suçu mağduru iseniz etkili ceza avukatı hizmetleri için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Terk Suçu Nedir? (Tck 97)

Kendini idare edemeyecek durumdaki bir kimseyi terk etmek, Ceza Kanunu’muzda suç olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 97. maddesinde terk suçu:

“Terk

Madde 97- (1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur. ” şeklinde hapis cezası ile yaptırıma bağlanmıştır.

İlgili kanun maddesine göre, terk suçunu işleyen kimseye verilecek olan ceza suçun temel ve nitelikli haline göre değişmekle birlikte üç aydan başlayan hapis cezasıdır. Buradan da anlaşılır ki, terk belirli bir çerçevede unsurları belirlenmiş ve hukuki dayanağı olan bir eylemdir. Bu sebeple, terk fiilini işlemiş kişiler bundan doğacak yaptırımlarla katlanmak zorunda kalacaktır.

Çevremizde, haberlerde veya çeşitli televizyon programlarında bir bebeğinin, çocuğun veya yaşlının terk edildiği gibi durumlarla oldukça sık karşılaşırız. Halbuki, yaşından veya hastalığından dolayı kendisi idare edemeyecek kişilerin terk edilmesi, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmiştir. Belirli sebeplerden dolayı kendi hayatını idame ettirme konusunda dezavantajlı olan bireylerin koruma ve gözetim yükümlülükleri, başkaca kimselere verilebilir. Bu yükümlülükler bazen kanunlardan kaynaklanabileceği gibi bazen de bir sözleşmeden kaynaklanır. Ne var ki, idare yeteneği oldukça kısıtlı bu bireyleri kendi haline terk eden kişiler yükümlülüklerini ihlal etmeleri sebebiyle cezalandırılırlar. Hukuk sistemimiz, bu fiilleri cezalandırarak kişilerin temel haklarını korumasının yanında aynı zamanda toplumun ortak huzurunu da bozmamayı amaçlar.

Terk Suçunun Unsurları Nelerdir? (Fail, Mağdur, Eylem)

Türk ceza kanununda düzenlenmiş her bir suçun kendine özgü maddi ve manevi unsurları mevcuttur. Suçun varlığından söz edebilmek için işbu unsurların her birinin gerçekleşmiş olması gerekir. Suçun maddi unsurları genellikle haksızlığı oluşturan objektif nitelikteki unsurlardan oluşur. Manevi unsur ise, işlenen fiil ile fail arasındaki manevi bağı ifade eder. Buna göre, terk suçunun maddi ve manevi unsurlarını aşağıda tek tek ele alıp inceleyelim.

Terk Suçunun Maddi Unsurları:

Terk Suçunda Fail

Terk suçunun faili, yaşı veya hastalığı yüzünden kendini irade edemeyecek durumda olan kişileri korumakla ve gözetmekle yükümlü olan kimselerdir. Bu yükümlülük gerek kanundan gerekse bir sözleşmeden doğabilir. Örneğin; kanundan doğan yükümlüler altsoy, üstsoy ve kardeşler olabilirken sözleşmeden doğan yükümlüler doktor, hemşire, sağlık çalışanı, bebek bakıcısı gibi kimseler olabilir.

Terk Suçunda Mağdur

Terk suçunun mağduru, yaşı veya hastalığı nedeniyle kendisini idare edemeyecek vaziyette olan kimselerdir. Örneğin; yaşlı, bebek veya engelli kimseler bu suçun mağduru olabilmektedir. Terk suçunun mağduru olabilmek için önemsenen kriter kişinin kendisini idare edemeyecek durumda olmasıdır. Bir diğer deyişle, kişinin kendi yaşamını ve ihtiyaçlarını idame ettirememesi ve başkasına muhtaç durumda bulunması gerekir.

Terk Suçunda Eylem:

Terk suçunda meydana gelmesi gereken eylem, belirli sıfatlara sahip bir kimseyi kendi haline terk etmektir. Kendi haline terk etmekten kavramından anlaşılması gereken, failin mağduru kendi egemenlik alanından çıkarması ve ilişkisini kesmesidir. Bu terkin geçici veya sürekli olup olmadığının suçun oluşması bakımından bir önemi yoktur. Burada önemli olan husus, terk süresinin mağdur için tehlike yaratmaya yetip yetmediğidir.

Terk Suçunun Manevi Unsurları:

Kast: Failin, suçu işlerse ortaya çıkacak olan sonuçları bilmesine rağmen yine de fiili bilerek ve isteyerek işlemesi kast olarak adlandırılır. Terk suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Örneğin, bir kimsenin bakım ve koruma yükümlülüğü altında olan fail, o kişinin başına gelebilecekleri farkında olmasına rağmen bilerek ve isteyerek kendine terk eder.

Terk Suçunda Bilinçli Taksir: Failin, işleyeceği suçun sonucunu öngörmesine rağmen yine de bu sonucun ortaya çıkmasını göze alması bilinçli taksir olarak nitelendirilir. Bilinçli taksir barındıran eylemler, kasttan farklı olarak bilerek ve isteyerek değil, ortaya çıkacak olan sonuç istenmese de göze alınarak işlenir.

Kimler Terk Suçunun Faili Olabilir? (Kanuni Ve Sözleşmesel Yükümlülük)

Terk suçunun faili, yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan kimselerin üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler olabilecektir. Burada yükümlülükten kastedilen, kendi hayatını idame ettirmek için bir başkasına muhtaç olan kişilerin sağlık ve güvenlik gibi hayati değerlerden sorumlu olmaktır. İşbu koruma ve gözetim yükümlülükleri bazı durumlarda kanundan bazı durumlarda ise sözleşmeden kaynaklanabilmektedir.

Kanuni Yükümlülük:

Yaşı veya hastalık gibi sebeplerden kendini idare edemeyecek kimseleri koruma ve gözetme yükümlülüğü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6284 sayılı Ailenin Korunmasına Yönelik ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gibi ilgili kanunlardan kaynaklanabilir. Aile hukukunda bazı kimselerin bakım, eğitim ve destek olma yükümlülükleri ailenin başka fertlerine verilebilir. Örneğin, bir bebeğin gözetim yükümlülüğü ebeveynlerindedir. Dolayısıyla bunu ihlal eden kişiler kanundan doğan yükümlülüklerini ihlal etmiş kabul edilirler.

Sözleşmesel Yükümlülük:

Bir kimseye, tarafı olduğu sözleşme dolayısıyla yüklenen koruma ve gözetim yükümlülüğüdür. Bu sözleşme yazılı olabileceği gibi sözlü de olabilir. Hatta tüm bunlardan farklı olarak gönüllü üstlenme şeklindeki eylemlerden de kaynaklanabilir. Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler genellikle belirli meslek gruplarında karşımıza çıkar. Örneğin; doktor, hemşire, hasta bakıcı, öğretmen, dadı, hizmetçi gibi meslekleri icra eden kişiler, sözleşmeleri sebebiyle yükümlülük altındadırlar.

“Kendi Haline Terk” Etmek Ne Anlama Gelir?

Terk suçunun düzenlendiği ilgili madde hükmünde “Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi…” ibaresi yer almaktadır. Peki, “kendi haline terk etmek” nedir?

Kendi haline terk etmek, bir kimseyi sağlığını, güvenliğini ve yaşamını tehlike altına sokacak şekilde başı boş bırakmak anlamına gelmektedir. Fail, mağdurla ilişkisini geçici veya kalıcı olarak kesmişse, bir diğer deyişle mağduru kendi egemenlik alanının dışında bırakmış ise onu kendi haline terk etmiş sayılır. Burada önemli olan husus, mağdurun terk edilirken artık koruma ve gözetim yükümlülüklerinin kim tarafından üstlenileceğinin bilinmiyor olmasıdır. Örneğin, failin mağduru ona göz kulak olacağını bildiği bir akrabasının yanında terk etmesi, “kendi haline terk etme” niteliğinde olmayacaktır. Fakat örneğin, fail mağduru hiç kimsenin olmadığı bir ormanda terk etmişse bu eylem kendi haline terk kapsamında değerlendirilecektir. Yargıtay’ın “kendi haline terk etmek” konusundaki düşünceleri de bahsettiğimiz yöndedir. Örneğin; Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/5624 E., 2021/25940 K. numaraları kararında “Suçun maddi unsuru yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan mağdurun “kendi haline terk edilmesidir”. Suç bağlamında “kendi haline terk”, failin, mağdurla olan fiili ilişkisini geçici ya da sürekli şekilde kesmesi ve mağduru egemenlik alanının dışına çıkarması, bu bağlamda kendi haline bırakmasıdır. Bu suç “kendi haline terk” gerçekleştiği anda tamamlanır. Terk süresi uzun veya kısa olabilir. Burada önem taşıyan husus, terk süresinin mağdur için tehlike yaratma hususunda yeterli olup olmadığıdır. Kişinin kendi haline terk edilmesi, koruma ve gözetim altında bulunanın, bu yükümlülüğü üstlenmiş olan kişi tarafından herhangi bir yerde korumadan yoksun hale getirilmesidir.” şeklinde ifade edilmiştir.

NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ TERK SUÇU: YARALANMA VE ÖLÜM HALİ

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç; suç teşkil eden bir fiilin işlenmesi sonucunda niyetlenenden daha ağır bir neticenin meydana gelmesidir. Örneğin, bir kimsenin yaralamak amacıyla bıçaklanması fakat bıçaklanan kişinin vefat etmesi neticesi sebebiyle ağırlaşmış bir suçtur. Failin amacı kişiyi öldürmek değilse de eyleminin neticesinde mağdur ölmüştür. Bu sebepledir ki, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar fail için daha ağır cezalar öngörür.

Türk Ceza Kanunu’nun terk suçunu düzenleyen maddesinin ikinci fıkrasında “Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.” denilmektedir. Buna göre, terk suçunun sonucunda mağdurun hastalanmış, yaralanmış veya ölmüş olması durumlarında fail, suçun temel haline göre daha ağır şekilde cezalandırılır. Örneğin; failin bebeğini ıssız bir yerde bırakması yüzünden bebeğin hayatını kaybetmesi veya yaşlı babasını soğuk bir havada dışarıya bırakması yüzünden babanın hipotermi geçirmesi gibi durumlar neticesi sebebiyle ağırlaşmış terk suçunu oluşturur.

TERK SUÇUNUN CEZASI NEDİR? (BASİT VE NİTELİKLİ HAL İÇİN CEZALAR)

Terk suçunun basit halinin cezası üç aydan iki yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir. Terk suçunun nitelikli hali ise, bu suçun neticesinde mağdurun hastalanması, yaralanması veya ölmesi durumunda söz konusu olur. Kanun koyucu, suçun neticesi sebebiyle ağırlaşması durumunda faili daha ağır cezalandırmayı hakkaniyetli bulmuştur.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçların cezaları 87. maddede şu şekilde düzenlenmiştir:

“(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun; Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, Konuşmasında sürekli zorluğa, Yüzünde sabit ize, Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun; İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, Yüzünün sürekli değişikliğine, Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.

(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

TERK SUÇU VE KASTEN ÖLDÜRME/YARALAMA SUÇLARI ARASINDAKİ FARK

Terk suçunun neticesi sebebiyle mağdurun hastalanması, yaralanması ya da ölmesi, suçun cezasını belirli bir oranda arttırır. Bu sebeple, terk suçunun kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarıyla bir noktada kesişebildiği söylenebilir. Aşağıdaki Yargıtay kararında terk suçunun kasten öldürme suçuna yol açtığı bir olay incelenmiştir. Buna göre:

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2008/7098 E., 2010/3459 K. 11.05.2010

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanıklar Recep ve Elif’in nişanlı iken ilişkiye girmeleri nedeniyle Elif’in hamile kaldığı, evlendikten 3 ay sonra doğum vaktinin geldiği, ancak bu durumun çevrelerinde hoş karşılanmayacağını düşünen sanıklar Recep, Elif ve Elif’in annesi sanık Fatma’nın, bir şekilde bebekten kurtulmak istedikleri, bu nedenle olay günü doğum için hastaneye giderken hiçbir bebe kıyafeti götürmedikleri gibi doğum sonrası sağlık görevlilerinin uyarısına rağmen sanık Elif’in bebeği beslemediği, bebek ve annesinin sağlıklı olmaları nedeniyle aynı gün hastaneden taburcu edildikleri, önce bindikleri ticari takside bebeği terk ettikleri, ancak taksi şoförünün uyarısı üzerine sanık Recep’in bebeği aldığı, Elif ve Fatma’nın ise bebekle ilgilenmeden eve çıktıkları, Recep’in şehir dışında ıssız bir yerdeki kullanılmayan tuğla fabrikasına giderek, bebeği ağzı ve yüzü battaniye ile sarılı bir şekilde bahçe duvarı kenarına bırakıp üzerine tuğla parçaları koyarak diğer sanıkların yanına döndüğü, sanıkların çevrelerine Elif’in doğum yaptığını söylemeyerek gizledikleri, 30.10.2006 tarihinde doğan bebeğin 28.11.2006 tarihinde hayvan otlatan tanık İsmail tarafından ölü olarak bulunduğu, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun raporuna göre bebeğin “destekten yoksun olarak soğuk ortama terk edilmesine bağlı beslenememe ve ısı kaybı sonucu öldüğü” olayda;

Sanıkların eylem ve irade birliği içinde alt soylarından olan yeni doğmuş bebeği öldürme suçunu işledikleri anlaşılmakla, TCK.nun 82/1-d-e, maddeleri yerine, sanık Recep’in TCK.nun 83/3,21/2,62; sanıklar Elif ve Fatma’nın TCK’nun 97/2, 86/3-a, 87/4,21/2,62. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları suretiyle eksik ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen re’sen de incelemeye tabi hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanıklar Elif ve Fatma yönünden aleyhe temyiz olmadığından, CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının korunmasına, oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TERK SUÇU SAYILAN VE SAYILMAYAN HALLER

Bebeği Hastaneye veya Cami Avlusuna Bırakmak

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/986 E., 2018/102 K.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere terk, bir bebeğin cami avlusu gibi bir yere götürülüp bırakılması şeklinde icrai bir davranışla gerçekleştirilebileceği gibi ileri yaşta bulunan bir kimsenin veya bir bebeğin evde kendi hâline terk edilerek evden dışarı çıkılması durumunda olduğu gibi ihmali bir davranışla da işlenebilir. Özel Daire uygulamalarında, yeni doğan bir bebeğin tren garına bırakılması (2. CD”nin 24.06.2013 gün ve 29428-17010), bebeğin cami avlusuna bırakılması (2. CD”nin 13.11.2013 gün ve 3501-26274), küçük çocuğun akrabalarının evinin önüne bırakması (3. CD”nin 15.04.2013 gün ve 6867-15884) durumlarında terk suçunun oluşacağı kabul edilmiştir.

Yaşlı Ebeveyni Evine Almamak veya Kapı Önünde Bırakmak

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/33091 K.

Suç tarihinde 86 yaşında, bakıma muhtaç ve hasta olup konuşma güçlüğü saptanan mağdurun çocukları tarafından nöbetleşe bakıldığı dönemde, bakım dönemi biten gelini Hanife tarafından, mağdurun diğer oğlu olan sanık Raşit’in evine getirildiği, esasen evde bulunan ancak ışıkları söndürüp evde yokmuş intibaı vermeye çalışan sanığın kapıyı açıp annesini almadığı, bunun üzerine mağdurun gelini Hanife tarafından komşusundan istenilen sandalyeye oturtulup sanığın daire kapısı önünde bırakıldığı, sanığın hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç olduğunu bildiği annesini gece boyunca evine almadığı ve mağdurun ancak ilerleyen saatlerde kendisini farkeden komşuları tarafından eve alınıp ilgilenildiği olayda, gerek yaşı gerekse hastalığı dolayısıyla kendisini idare edemeyecek durumda olduğu anlaşılan mağduru evine kabul etmemek suretiyle kendi haline terk ettiği anlaşılan sanığın eyleminin Yerel Mahkemece TCK’nın 97/1. maddesinde yazılı terk suçunu oluşturduğu kabul edilmesi hukuka uygundur.

Çocuğu Bir Akrabanın veya Kurumun Güvencesine Bırakmak

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/1780 E., 2015/33630 K. 11.09.2015

Yargılamaya konu somut olayda;

Sanığın, boşanma sonucunda velayeti kendisine bırakılmış 2000 doğumlu kızı mağdur Miraç’ı K. ilçesinde ikamet eden boşandığı eşinin annesi tanık 1949 doğumlu H.. A..’na bırakması için köy minibüsü şöförüne yol ücretini vererek teslim etmesi, tanığın yaşı ve maddi durumu nedeniyle mağdura bakamayacağını beyan ederek mağduru kabul etmemesi üzerine sanığın mağduru tekrar kabul etmemesi şeklinde gerçekleşen eyleminde suçun yasal unsuru olan, “kendi haline terk” unsuru gerçekleşmediği için terk suçunun oluşmayacağı, ancak sanığın mağdura karşı bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle eyleminin TCK`nın 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçunun oluşturacağı gözetilmeden beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi.

Terk Suçunda Muhakeme Süreci (Şikayet, Zamanaşimi Ve Görevli Mahkeme)

Terk suçu muhakeme süreci, bazı noktalarda diğer suçlara göre farklılık gösterebilir. Örneğin, terk suçu şikâyete tabi olmayan suçlar arasında yer alır. Bu sebeple, suçun soruşturulması için mağdurun şikayetçi olması gerekmeyeceği gibi, mağdurun şikayetini geri çekmiş olması da davayı düşürmeyecektir. Savcı, terk suçunu öğrendiği andan itibaren re’sen soruşturma başlatabilir. Fakat şikâyetin dava zamanaşımı süresi açısından önemi bulunmaktadır. Buna göre, terk suçun işlendiği tarihten itibaren başlayarak 8 yıllık bir dava zamanaşımı süresi başlatılır. Dava sürecini başlatmak için bu süre zarfında mahkemeye başvurulmalıdır. Terk suçunun yargılamasını yapmakla görevli olan mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Terk Suçu Cezasinda İndirim Ve Alternatif Yaptırımlar (HAGB, Erteleme)

Terk suçunda verilecek olan ceza, suçun basit ve nitelikli hallerine göre değişiklik göstermekle birlikte üç aylık hapis cezasından başlar. Bazı durumlarda, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkündür. Fakat bu durum her suç için farklılık gösterir. Terk suçu bakımından seçenek yaptırımları tek tek ele alalım.

Adli para cezası, faile verilen hapis cezasının gün sayısı kadar belirlenmiş miktarın ödenmesiyle cezanın çektirilmesidir. Belirlenen meblağ Devlet Hazinesi’ne ödenerek ceza infaz edilmiş olur. Terk suçu bakımından verilen hapis cezasının da adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (Hagb), mahkemenin sanık hakkınca vereceği cezanın hemen sonuç doğurmaması için belirli şartlar altında açıklanmaması durumudur. Terk suçunda verilecek olan hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Ceza ertelemesi, belirli şartlar altında sanığın cezasını cezaevinde infaz etmesinden vazgeçilmesidir. Terk suçu nedeniyle hükmolunacak hapis cezasında, ceza ertelemesi hükümlerinin uygulanması mümkündür.

Çocuğu Bir Akrabanın Kapısına Bırakıp Gitmek Terk Suçu Sayılır Mı?

Terk suçunda mağdurun kendi haline terk edilmesi gerekir. Eğer mağdur, ona göz kulak olunacağının bilindiği bir yerde terk edilmişse, bu eylem terk sayılmayabilecektir.

Terk Suçu Şikâyete Bağlı Bir Suç Mudur, Sonradan Şikâyetten Vazgeçilebilir Mi?

Terk suçu şikâyete bağlı suçlardan değildir. Terk suçu mağdurunun sonradan şikayetinden vazgeçmesi davanın düşmesine yol açmaz.

Eşlerin Birbirini Terk Etmesi TCK 97 Kapsamına Girer Mi?

Terk suçunun meydana gelebilmesi için, terk edilen mağdurun kendi hayatını idame ettiremeyecek bir konumda olması gerekir. Eşlerin ilişkilerini bitirmek için birbirini terk etmesi TCK 97 kapsamında değerlendirilmez.

Terk Suçu Nedeniyle Verilen Hapis Cezası, Para Cezasına Çevrilir Mi?

Terk suçunda hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Bir Bebeğin veya Yaşlının Ölümüne Sebep Olan Terk Fiilinde Ceza Ne Kadar Artar?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış terk suçunun cezası 18 yıla kadar hapis cezası olabilecektir.

Bakımını Üstlendiğim Bir Hastayı Hastanede Bırakıp Ayrılırsam Terk Suçu İşlemiş Olur Muyum?

Yargıtay, çocuğu veya yaşlıyı hastaneye terk etmenin “kendi haline terk etmek” kapsamında olmadığından terk suçunu oluşturmadığı yönünde karar vermektedir.

Terk Suçunda Dava Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Terk fiilinden itibaren sekiz yıllık dava zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

TCK 97 Madde Gerekçesi Nedir?

TCK 97 ile korunması amaçlanan hukuki değer, insanın yaşama ve vücut bütünlüğü hakkının yanı sıra koruma ve gözetim yükümlülüğü olan kişilerin görevlerini yerine getirmelerinin sağlanması ve bu sayede ortaya çıkacak sosyal fayda düşüncesidir.

Terk Suçu ile Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Arasındaki Fark Nedir?

Terk suçu, failin bakmakla yükümlü olduğu ve kendi hayatını idare ettiremeyen kişileri kendi haline terk etmeyi ifade ederken; aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali, nafaka ve bakım gibi ailevi sorumlulukların yerine getirilmemesidir.

Avukatımıza Danışın

attorney-nadide-ozdemir

Ofis Adresimiz

 İstiklal Street No:56/58, Grand Pera Kat:3, Apartment:5, Beyoğlu, Istanbul

 

Telefon Numaramız

+90 538 289 28 68

Link to: Get in touch

Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz

Size yardımcı olmak için buradayız.

ADRES

Viridis Legal Partners | Hukuk Bürosu | İstiklal Caddes No:56/58, eOfis – Grand Pera Beyoğlu/İstanbul
İletişim Numarası: +90 538 289 28 68 | E-posta: [email protected]
BARO SICIL NUMARASI: 57790

İstanbul’da uluslararası müvekkillere hizmet verme konusunda uzmanlaşmış bir butik hukuk bürosu olarak, Türkiye’nin karmaşık hukuki ortamında yabancıların karşılaştığı kendine özgü zorlukları tam olarak anlıyoruz. Türk hukuku hakkındaki derin bilgimiz ve çeşitli hukuki alanlardaki kapsamlı uzmanlığımızla, hareketli İstanbul şehrinde hukuki rehberlik ve destek için güvenilir tercihiniz oluyoruz.

YASAL UYARI

Bu web sitesinde yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Bilgiler Viridis Legal Partners tarafından sağlanmaktadır ve bilgileri güncel ve doğru tutmak için çaba göstermemize rağmen, web sitesi veya web sitesinde yer alan bilgiler, ürünler, hizmetler veya ilgili grafiklerle ilgili olarak herhangi bir amaç için eksiksizlik, doğruluk, güvenilirlik, uygunluk veya kullanılabilirlik hakkında açık veya zımni hiçbir beyan veya garanti vermiyoruz. Bu nedenle, bu tür bilgilere güvenmeniz durumunda risk kesinlikle size aittir.

Hakkımızda | Avukatlarımız | İletişim | Servislerimiz | Makaleler

Toplu İşçi Çıkarma: Şartları, Cezası ve İşçi Hakları (İş Kanunu...toplu işten çıkarmanafaka davasıNafaka Nedir? Nafaka Türleri ve Nafaka Davaları
Sayfanın başına dön
Manage Consent
To provide the best experiences, we use technologies like cookies to store and/or access device information. Consenting to these technologies will allow us to process data such as browsing behavior or unique IDs on this site. Not consenting or withdrawing consent, may adversely affect certain features and functions.
Functional Her zaman aktif
The technical storage or access is strictly necessary for the legitimate purpose of enabling the use of a specific service explicitly requested by the subscriber or user, or for the sole purpose of carrying out the transmission of a communication over an electronic communications network.
Preferences
The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
Statistics
The technical storage or access that is used exclusively for statistical purposes. The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
Marketing
The technical storage or access is required to create user profiles to send advertising, or to track the user on a website or across several websites for similar marketing purposes.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
View preferences
  • {title}
  • {title}
  • {title}