• Twitter
  • Dribbble
  • Instagram
Call us now: +90 538 289 28 68
Viridis Legal Partners
  • Ana Sayfa
  • Faaliyet Alanlarımız
    • Gayrimenkul ve Kira Hukuku
    • Boşanma Davası Avukatı ve Aile Hukuku
    • Sınai Mülkiyet Hukuku Hizmetleri
    • Ceza Hukuku
    • Ticaret Hukuku Hizmetleri
    • İş Hukuku ve İş Sözleşmeleri
    • Sağlık Hukuku ve Medikal Malpraktis Avukatlığı
  • Hukuki Makaleler
    • İnfaz Yatar Hesaplama (Güncel)
    • Kıdem Tazminatı Hesaplama Aracı – Güncel Tavan ile Hesaplayın
    • İhbar Tazminatı Hesaplama
    • Anlaşmalı Boşanma Nedir? Hızlı ve Sorunsuz Boşanma Süreci
    • Boşanma Davası Nasıl Açılır? Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Süreci
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Biz Kimiz
    • Nadide Özdemir
  • İletişim
  • Türkçe
    • English
    • Türkçe
  • Ara
  • Menu Menu

İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ve Cezası

Home » News » İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu ve Cezası (TCK 117)

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu ceza hukuku alanında özellikli bir suç tipi olarak karşımıza çıkar. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu ile suçlanıyorsanız veya İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu mağduru iseniz ya da bu suçlama nedeni ile siz ya da bir yakınınız hakkınızda gözaltı veya tutuklama tedbirleri uygulanmakta ise mutlaka bir ceza avukatı desteğinden faydalanmanız gerekir.

Index

Toggle
  • İş Ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu Nedir? (TCK 117)
  • İş Ve Çalışma Hürriyeti Nedir?
  • TCK 117/1: Cebir Veya Tehditle Çalışma Hürriyetini Engelleme
  • TCK 117/2: Sömürü Suretiyle Kişiyi Çalıştırma Suçu
  • TCK 117/3: Sömürü Amacıyla İnsan Tedarik Etme, Sevk Veya Nakletme
  • TCK 117/4: İşin Durmasına Neden Olma Ve Çalışma Koşullarını Zorla Değiştirme
  • Suçun Cezayı Arttıran Nitelikli Halleri (Tck 119)
  • İş ve Çalışma Hürriyetinin Engellenmesi Suçunda Yargılama Süreci
  • İstanbul Ceza Avukatı: Viridis Legal Partners

İstanbuldaki ceza hukuku avukatınız, Viridis Legal Partners olarak ceza yargılamasının tüm aşamalarında sizlerin yanındayız. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali ile suçlanıyorsanız ya da İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu mağduru iseniz etkili ceza avukatı hizmetleri için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İş Ve Çalışma Hürriyetinin İhlali Suçu Nedir? (TCK 117)

Toplumdaki her birey, özgür iradesiyle meslek seçmek, seçtiği mesleği icra etmek, iş kurmak veya bir işte çalışmak hakkına sahiptir. Bu hakkın kasten ihlal edilmesi ise iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu olarak tanımlanabilir.

Toplumdaki bireylerin iş ve çalışma hürriyetinin ihlal edilmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunumuzda suç olarak düzenlenmiştir. Öyle ki, herkes gelir elde amacıyla serbestçe çalışma veya sözleşme yapma hakkına sahiptir. Dolayısıyla bu hakkı engelleyenler belli başlı yaptırımlarla karşı karşıya kalmalıdır. Ceza kanunumuzda “hürriyete karşı işlenen suçlar” başlığı altında yer alan iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu, kişilerin mesleklerini icra etmelerini ve ekonomik özgürlüklerini sürdürmelerini korur. İşbu suç tipi ile bireylerin gelir kazanmaktaki bağımsızlığı güvencelenirken aynı zamanda iş hayatında karşılaşılabilecek cebir, tehdit, baskı veya haksız davranışlara da maruz kalmasını önler.

“İş ve çalışma hürriyetinin ihlali

Madde 117-

(1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

Maddenin ilk fıkrasına göre cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başkaca fiillerle kişilerin iş ve çalışma hürriyetini ihlal edenler altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Suçun soruşturulması mağdurun şikayeti koşuluna bağlanmıştır. Suçun yaptırımı ise hapis ya da adli para cezası olmak üzere seçenek yaptırım olarak öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasına göre kişilerin çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürerek kişileri ücretsiz ya da sözleşmenin hizmet edimi ile ücret edimi arasında açık bir oransızlık olacak şekilde çalıştıran ya da bu durumdaki mağduru insan onuruna yaraşmayacak çalışma ve barınma koşullarına mecbur bırakan fail hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak koşulu ile adli para cezası seçenek yaptırımları öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan suçun soruşturulması mağdurun şikayetine bağlı kılınmamıştır. Üçüncü fıkra ile ise ikinci fıkrada tanımlanan fiillerin meydana getirilmesi için mağduru tedarik, sevk ya da nakleden fail hakkında da aynı ceza hükmedileceği öngörülmüştür. Maddenin dördüncü fıkrasında ücretlerin belirlenmesinde iş sözleşmesi koşullarının değiştirilmesinde işçi ya da işveren üzerinde cebir ve tehdit kullanarak işin durması, sona ermesi ya da durmanın devamı neticelerinin doğmasına neden olan fail hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

İş Ve Çalışma Hürriyeti Nedir?

İş ve çalışma hürriyeti, Anayasa’da da güvence altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. Maddesine göre;

“IV. Çalışma ve sözleşme hürriyeti 

Madde 48 – 

Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. 

Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” 

Buradan da anlaşıldığı üzere iş ve çalışma hürriyeti, Anayasal olarak da güvencelenmiş temel hak ve özgürlükler arasındadır. İşbu Anayasal güvence hem bireylerin hem de toplumun refahı ve ekonomik düzeni bakımından büyük önem taşır. İş hayatında özgürce yer alma, mesleklerini serbestçe icra etme, bireylerin sıkı sıkıya sahip olduğu haklardandır. Anayasa’da, çalışma ile ilgili hükümler yalnızca 48. Madde ile sınırlı kalmamaktadır. Örneğin, 50. maddeye göre; “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.” Benzer şekilde 49. madde uyarınca; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.”

TCK 117/1: Cebir Veya Tehditle Çalışma Hürriyetini Engelleme

İş ve çalışma hürriyetinin ihlalinin suç olarak düzenlendiği 117. maddenin birinci fıkrası uyarınca, “Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikâyeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.” Buna göre, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun meydana gelebilmesi için evvela failin cebir, tehdit veya hukuka aykırı bir davranışla hareket etmiş olması gerekir. Bir diğer anlatımla, mağdurun iş ve çalışma hürriyeti ihlal edilmiş olsa da bu davranış cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir eylem neticesiyle meydana gelmemiş ise bu suçtan bahsedilemez.

Cebir, birini bir şeyi yapmaya veya yapmamaya fiziksel güç kullanarak zorlamak anlamına gelir. Tehdit ise benzer şekilde istenilen şeyin yapılması veya yapılmaması için kişiyi korkutmak, gözdağı vermektedir. Hukuka aykırı başka bir davranış ibaresinden kastedilen ise, failin fiillerinin hukuk düzeninin belirlemiş olduğu emir ya da yasaklara aykırı olmasıdır. İş ve çalışma hürriyeti suçunun faili, cebir, tehdit veya hukuk aykırı bir hareketle eylemlerini icra etmiş olmalıdır.

Aşağıda yer verdiğimiz Yargıtay kararında failin tehdit barındıran eylemlerinin iş ve çalışma hürriyetinin ihlalini oluşturup oluşturmadığı incelenmeksizin, tehdit suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Tehdit eylemleri ticareti engelleme suretiyle meydana geldiğinden iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun oluşabileceği öngörülmüştür.

Tehditle İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/47115 E., 2017/7574 K.

“Katılanın kollukta alınan 02/05/2012 tarihli beyanında, sanıkların, çalıştırdıkları işyerinin yanında simit sattığını, sanıkların kendisine “biz zaten burada simit satıyoruz, sen başka yere git, burada simit satamazsın, eğer gitmezsen simit arabanla denize atarız” şeklinde tehdit ettikleri iddia etmesi karşısında, eylemin TCK’nın 117/1, 119/1-c maddelerinde düzenlenen ” iş ve çalışma hürriyetinin ihlali” suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle tehdit suçundan hüküm kurulması,

Kabule göre de; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

TCK 117/2: Sömürü Suretiyle Kişiyi Çalıştırma Suçu

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun bireylerin bağımsızlığını koruma altına aldığından bahsettik. İlgili maddenin ikinci fıkrasında ise bireylerin çalışmalarının sömürülmesi engellenmek amaçlanmıştır. Madde hükmüne göre; “Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.” O halde, kişilerin çaresiz, kimsesiz ya da bağımlı olması yüzünden ondan faydalanmaya çalışan kişiler cezalandırılır. Burada kişinin rızasının bulunup bulunmaması önem taşımaz.

Çaresizlikten Faydalanma, Düşük Ücret, Kötü Koşullar

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/203 E., 2018/2245 K.

“İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar üzerine davacının 04.10.2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla… Ziraat Odasının 04.10.2012 tarihli personel görevlendirilmesine ilişkin talep yazısına istinaden bu odada geçici olarak görevlendirilmesine karar verildiği hususu da birlikte dikkate alındığında; hizmet gerekleri göz ardı edilerek davacının davalı idaredeki görevinden fiilen uzaklaştırılmak gayesiyle yapılmış olduğu kanaatine varıldığından dava konusu geçici görevlendirme işleminde hukuka uygunluk yoktur” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verdiği, mahkeme kararına istinaden katılanın 07.03.2013 tarihinde Ankara iline geri döndükten sonra, kendisine kurumda özel oda verilmediği gibi kurumun bodrum katında şoförlerle birlikte aynı odada mesaiye zorlandığı, 15.04.2013 tarihinde bu kez de… İl Koordinasyon Kuruluna geçici görev ile gönderildiği, katılanın bu işleme yönelik olarak da idare mahkemesine başvuru yaptığı, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 31.10.2012 gün 2012/1323 sayılı yürütmenin durdurulması kararı ile geçici görevlendirmeye son verilerek Ankara’ya tekrar çağrıldığı, Ankara 8. İdare Mahkemesi kararını “….’daki Ziraat Odasının personel ihtiyacının naklen atama ile gerçekleştirilmesi gerekir, başka bir anlatımla geçici görevlendirme işleminin hizmet gerekleri göz ardı edilerek davacıyı görevinden uzaklaştırılmak gayesiyle yapılmış olduğu” şeklinde gerekçelendirdiği anlaşılmakla;

…

Katılanın şoförler odasında çalışmaya zorlanması şeklindeki fiil eziyet suçunu değil, katılanın sanığın başkanı olduğu kurumda çalışması ve bağlı olması nedeniyle TCK.nun 117/2. maddesince tanımı yapılan kişiyi insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma koşullarına tabi kılma suçunu oluşturabilecektir.

Bu itibarla, sanığın fiilinin eziyet suçunun oluşturacağına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilememiştir.”

TCK 117/3: Sömürü Amacıyla İnsan Tedarik Etme, Sevk Veya Nakletme

TCK 117/3 uyarınca; “Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.” Bu fıkra hükmünde, TCK 117/2’de belirtilen durumlara düşürmek amacıyla tedarik veya sevk ya da bir yerden diğer bir yere nakletmek fiilleri suç olarak kabul edilmiştir. Buradan anlaşılmaktadır ki 177/3’te bir nevi 117/2’deki suçu işlemeye yönelik hazırlık hareketleri düzenlenmiştir.

TCK 117/4: İşin Durmasına Neden Olma Ve Çalışma Koşullarını Zorla Değiştirme

TCK 117/4 uyarınca; “Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir”. Buna göre, bu fıkradaki suçun oluşması için cebir veya tehdit kullanılması yeterlidir. Hukuka aykırı başka bir davranışa gerek yoktur. Cebir veya tehdit aracılığıyla fıkra hükmünde yer alan hareketlerin işlenmesi yeterlidir.

İşyerine Baskın Suretiyle İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/2171 E., 2014/24474 K.

“İddianame içeriği, müşteki anlatımları ve tanık beyanlarına göre, fabrika giriş yolunun yukarıda isimleri zikredilen tüm sanıklarca trafiğe kapatılarak, müştekileri “buradan geçemezsiniz, buradan taş yükleyemezsiniz, malı yüklerseniz kavga ederiz, siz Sinoplusunuz, burada size iş yaptırmayız gidin” diye tehdit ederek, kamyonların fabrikaya girişine engel oldukları, müştekilerin anılan mermer fabrikasından yükleme yapamadıkları, ihracat malının kamyonlara yüklenmemesi nedeniyle Gemlik limanında yükü bekleyen gemiye malın teslim edilemediği böylece ihracatın iptal edildiği olayda, sanıkların eylemlerinin TCK’nın 117/4. maddesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, beraat eden sanıklar Ö.. K.., M.. Y.., N.. Ö.., T.. Ç.., F.. A.., N.. K.., B.. K.., İ.. K..’nun öbür sanıkların iş ve çalışma hürriyetine engel olmak için işledikleri tehdit eylemleri sırasında olay yerinde bulunup suçu doğrudan doğruya birlikte işledikleri ve TCK’nın 37. maddesi anlamında eylemlerin bütününden sorumlu oldukları, yolun kapatıldığı yere birlikte gittikleri, eylemlerin ani gelişmediği, iş ve çalışma özgürlüğünü engellemek için orada bulunduklarını bildiklerinin tüm dosya kapsamında anlaşıldığı gözetilmeden, eksik ve yetersiz gerekçeyle TCK’nın 117/1, 119/1-c maddeleriyle mahkumiyet ve bir kısım sanıklar haklarında aynı suçtan beraat hükümleri kurulması,

…

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar M.. Ç.., İ.. Ç.., A.. K.., sanık T..Ö..müdafii ve katılan C..D.. vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Suçun Cezayı Arttıran Nitelikli Halleri (Tck 119)

Türk Ceza Kanunu kapsamında bazı suçların temel halinin yanı sıra nitelikli halleri de düzenlenmiştir. Suçun nitelikli hal kapsamında işlenmiş olması durumunda verilecek ceza, suçun temel haline göre ağırdır. Kanun koyucu burada adaleti oldukça hakkaniyetli bir ölçüde sağlamayı amaçlamıştır. Öyle ki, suçun nasıl, nerede, kime karşı işlendiği gibi durumlar ortaya çıkan mağduriyeti arttırabilmektedir. Bu sebeple cezanın da bu oranda artırılması en adil olandır. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun nitelikli halleri TCK madde 119’da düzenlenmiştir. TCK 119, eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçları için ortak hüküm niteliğindedir. Buna göre, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun;

  • Silahla,
  • Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  • Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  • Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak,
  • Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak

suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Cezanın bir kat artırılması, suçun temel haline göre verilecek cezanın bir kat oranda artırılmasıdır. Örneğin, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan verilecek 2 yıl hapis cezası, nitelikli hal kapsamında ise bir kat artırılarak 4 yıla çıkarılacaktır. İkinci fıkra hükmüne göre ise suç işlenirken, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri gerçekleşirse, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Ne var ki, kasten yaralamaya suçun ilişkin hükümler, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçuna ilişkin hükümlerden daha ağırdır.

İş ve Çalışma Hürriyetinin Engellenmesi Suçunda Yargılama Süreci

Soruşturma, Zamanaşımı, Görevli Mahkeme

Suçun işlendiği tarihten itibaren belirli bir süre içerisinde dava açılmaz veya dava açılsa dahi belirli bir süre içerisinde sonuçlanmaz ise dava düşer. Bu durumda zamanaşımı denir. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçuna ilişkin yapılan yargılamalarda geçerli olan dava zamanaşımı süresi 8 senedir. O halde, iş ve çalışma hürriyeti ihlal edilen kişi, ihlal tarihinden itibaren 8 sene geçmediği müddetçe dava açabilecektir. Mağdurun ihbarı ya da ilgili merciilerin suçun işlendiğini öğrenmesiyle birlikte ceza soruşturması başlar. Savcı, suça ilişkin kolluk kuvvetleriyle birlikte hareket ederek bilgi ve delil toplar. Gerekli gördüğü hallerde şüphelileri sorgular, gözaltına alır. Savcı, bunların yanı sıra tutuklama gibi adli kontrol tedbirleri de alabilecektir. En nihayetinde savcı suçun işlendiğine dair yeterli şüphe duyarsa iddianame düzenler ve ilgili mahkemeye sunar. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu hakkında yargılama yapmakla görevli mahkeme, Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Hagb, Erteleme ve Adli Para Cezası

Adli para cezası, sanık hakkında verilecek hapis cezasının gün sayısı üzerinden hesaplanan paranın mahkemeye ödenerek cezanın infaz edilmesidir. Adli para cezası, hapis cezasıyla birlikte uygulanabileceği gibi tek başına da uygulanabilmesi mümkündür. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu yargılamasında verilecek hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi mümkün değildir. Bunun sebebi adli para cezası yaptırımının halihazırda madde hükmünde seçimlik ceza olarak öngörülmüş olmasıdır. Öyle ki, hâkim hapis cezası veya adli para cezasını seçebilirken hapis cezasında karar kılarsa, bu cezayı adli para cezasına çevirmek manasız olacaktır. Ancak ilgili madde hükmünün 4. fıkrasında herhangi bir seçimlik ceza söz konusu olmadığından, bir diğer deyişle suç için yalnızca tek bir yaptırım öngörüldüğünden adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (HAGB), sanığa verilecek cezaya hükmetmek yerine sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında karar kılınmasıdır. HAGB kararı ışığında belirli bir denetim süresi başlatılır ve bu süre içerisinde belirli koşullar yerine getirilirse ceza davası düşer. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu yargılamasında hükmolunacak hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilebilmesi mümkündür.

Ceza ertelemesi, sanık hakkında hükmolunacak 2 yıl veya daha az süreli hapis cezalarının ertelenmesidir. Ceza ertelemesi kararı ile birlikte sanık hakkında 1 ila 3 yıl arasında bir denetim süresi başlatılır. Sanık, işbu denetim süresi içerisinde suç işlenmez ise cezasını infaz etmiş olarak kabul edilir. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu hakkında yapılan yargılamada hapis cezasına erteleme hükümlerinin uygulanması mümkündür.

İstanbul Ceza Avukatı: Viridis Legal Partners

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu, kapsamı bakımından oldukça detay barındırır. Suçun düzenlendiği maddenin her bir fıkrası, suça ilişkin farklı fiilleri kapsar. Dolayısıyla, yaşanan somut olayın bu fıkralardan hangisi kapsamında olduğunu tespit etmek dahi bir hayli zordur. Aynı zamanda ceza yargılamalarında doğru stratejinin belirlenmesi, davanın sonucu doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Tüm bu sayılan nedenlerle, tüm süreci uzman bir ceza avukatıyla yürütmek, alınacak sonuç bakımından en sağlıklısı olacaktır. İstanbul’daki ceza avukatınız, Viridis Legal Partners olarak, ceza hukuku alanında tüm deneyim ve profesyonelliğimizle sizlere gereken hukuki hizmeti sunmaktayız.

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan itham ediliyorsanız ya da bu suçun mağduru iseniz, İstanbul’daki ceza avukatınız olarak bizlerle şimdi iletişime geçin.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Rakip Dükkânın Müşterilerini Tehdit Ederek Bana Gelmelerini Engellemesi “Ticareti Engelleme” Olarak TCK 117’ye Girer Mi?

Evet, bu durum TCK 117 cezalandırılabilecek bir eylemdir. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunun meydana gelebilmesi için ihlalin cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla meydana getirilmesi gerekmektedir. Rakip dükkanın müşterilerini tehdit aracılığıyla engellemek TCK 117 kapsamına dahil edilebilir.

İşçileri Çok Düşük Maaşla, Kötü Bir Yerde Yatırarak Çalıştırmak TCK 117/2 Suçunu Oluşturur Mu?

Kişilerin sağladığı hizmetle alenen orantısız düşük bir maaşla, insan onuruyla bağdaşmayacak çalışma koşullarına tabi tutulması, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu oluşturur. Bu nedenle çok düşük maaşla ve çok kötü bir yerde çalıştırmak TCK 117/2 kapsamında değerlendirilebilir.

İşyerinin Önüne Araba Çekerek Müşteri Girişini Engellemek Bu Suçu Oluşturur Mu?

İşyerinin önüne araba çekmek, iş ve çalışma hürriyetine fiilen engel olabilecek bir davranıştır. Ancak burada önemli olan bu engelin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla meydana getirilmiş olmasıdır.

Eski Eşimin Çalışmasına “Çalışırsan Seni Öldürürüm” Diyerek Engel Olmak Hangi Suça Girer?

Bir kimseyi tehdit kullanarak iş ve çalışma hürriyetinden yoksun bırakılanlar TCK 117 kapsamında cezalandırılır. “Çalışırsan seni öldürürüm” gibi ithamlar, alenen tehdit olarak sayılıp, tehdidin içeriği de kişinin çalışma hürriyetine müdahale teşkil edecektir.

TCK 117/1 (Basit Hal) Neden Şikâyete Bağlı da Diğer Fıkralar Değil?

TCK 117/1, daha çok bireysel menfaatleri korumaya yöneliktir. Diğer fıkralar ise birinci fıkraya nazaran çok daha ağır ve toplumsal düzeni ilgilendiren fiillerdir. Bu sebeple, TCK 117/1 haricinde kalan fıkralar yalnızca mağdurun şikayetine bırakılmamış, re’sen soruşturmaya elverişli haldedir.

Bu Suçtan Ceza Almak Memuriyete Engel Olur Mu?

Kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası alınırsa, bu durum 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca memuriyete engel teşkil edecektir. TCK 117, kasten işlenebilen bir suç olduğundan bu suçtan alınan bir yıl veya daha fazla hapis cezası memuriyete engel olabilecektir.

“İşyerine Baskın” Yaparak İşin Durmasına Neden Olmanın Cezası Nedir?

İşyerine baskın yaparak işin durmasına neden olmak, Yargıtay kararları ışığında TCK 117 kapsamında değerlendirilmektir. TCK 117/4 uyarınca cebir ya da tehdit kullanarak bir işin durmasına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Avukatımıza Danışın

attorney-nadide-ozdemir

Ofis Adresimiz

 İstiklal Street No:56/58, Grand Pera Kat:3, Apartment:5, Beyoğlu, Istanbul

 

Telefon Numaramız

+90 538 289 28 68

Link to: Get in touch

Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz

Size yardımcı olmak için buradayız.

ADRES

Viridis Legal Partners | Hukuk Bürosu | İstiklal Caddes No:56/58, eOfis – Grand Pera Beyoğlu/İstanbul
İletişim Numarası: +90 538 289 28 68 | E-posta: [email protected]
BARO SICIL NUMARASI: 57790

İstanbul’da uluslararası müvekkillere hizmet verme konusunda uzmanlaşmış bir butik hukuk bürosu olarak, Türkiye’nin karmaşık hukuki ortamında yabancıların karşılaştığı kendine özgü zorlukları tam olarak anlıyoruz. Türk hukuku hakkındaki derin bilgimiz ve çeşitli hukuki alanlardaki kapsamlı uzmanlığımızla, hareketli İstanbul şehrinde hukuki rehberlik ve destek için güvenilir tercihiniz oluyoruz.

YASAL UYARI

Bu web sitesinde yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Bilgiler Viridis Legal Partners tarafından sağlanmaktadır ve bilgileri güncel ve doğru tutmak için çaba göstermemize rağmen, web sitesi veya web sitesinde yer alan bilgiler, ürünler, hizmetler veya ilgili grafiklerle ilgili olarak herhangi bir amaç için eksiksizlik, doğruluk, güvenilirlik, uygunluk veya kullanılabilirlik hakkında açık veya zımni hiçbir beyan veya garanti vermiyoruz. Bu nedenle, bu tür bilgilere güvenmeniz durumunda risk kesinlikle size aittir.

Hakkımızda | Avukatlarımız | İletişim | Servislerimiz | Makaleler

Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması Nedeniyle Boşanma (TMK 166/4)Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması Nedeniyle BoşanmaHaksız Arama Suçu ve Cezası bannerHaksız Arama Suçu ve Cezası (TCK 120)
Sayfanın başına dön
Manage Consent
To provide the best experiences, we use technologies like cookies to store and/or access device information. Consenting to these technologies will allow us to process data such as browsing behavior or unique IDs on this site. Not consenting or withdrawing consent, may adversely affect certain features and functions.
Functional Her zaman aktif
The technical storage or access is strictly necessary for the legitimate purpose of enabling the use of a specific service explicitly requested by the subscriber or user, or for the sole purpose of carrying out the transmission of a communication over an electronic communications network.
Preferences
The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
Statistics
The technical storage or access that is used exclusively for statistical purposes. The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
Marketing
The technical storage or access is required to create user profiles to send advertising, or to track the user on a website or across several websites for similar marketing purposes.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
View preferences
  • {title}
  • {title}
  • {title}