İnsan Üzerinde Deney Suçu ve Cezası Nedir? (TCK 90)
İnsan üzerinde deney suçu tıbbi malpraktis ile ceza hukuku alanlarının kesiştiği, özellikli bir suç tipi olarak karşımıza çıkar. İnsan üzerinde deney suçu ile suçlanıyorsanız veya bu suçlama nedeni ile sizin ya da bir yakınınız hakkınızda gözaltı veya tutuklama tedbirleri uygulanmakta ise mutlaka bir ceza avukatı desteğinden faydalanmanız gerekir. İstanbuldaki ceza hukuku avukatınız, Viridis Legal Partners olarak ceza yargılamasının tüm aşamalarında sizlerin yanındayız.
İnsan üzerinde deney suçu ile suçlanıyorsanız etkili ceza avukatı hizmetleri için hemen bizimle iletişime geçin.
Modern tıp, insan ömrünün olabildiğince sağlıklı ve uzun geçirilebilmesi için gün geçtikçe gelişim gösteriyor. Bu gelişimin ilerlemesi, hastalıkların önlenmesi ve yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesi için yıllar süren araştırmalar ve deneyler yapılmaktadır. Öte yandan, Türk Ceza Kanunu bu deneylere bir sınır getirerek insan üzerinde yapılacak bilimsel deneyleri yasaklamış ve cezalandırmıştır. Ne var ki, ilgili kanunun 90. maddesinde bu yasağın belirli bir çerçevesi çizilmiş ve bu çerçeveden çıkılmadığı sürece insan üzerinde deney yapılabilmesi mümkün kılınmıştır. İşbu yazımızda insan üzerinde deney suçu nedir, çocuk üzerinde deney yapılabilir mi veya rızaya dayalı deney cezalandırılabilir mi gibi soruları yanıtlandırıp konuyu aydınlatacağız.
İnsan Üzerinde Deney Suçu (TCK 90) Nedir?
İnsan üzerinde deney suçu; yaşı, cinsiyeti ya da hasta olup olmaması fark etmeksizin insan üzerinde herhangi bir amaçla tıbbi deney yapılmasının cezalandırılmasıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 90. maddesinde vücut dokunulmazlığına karşı suçlar bölüm başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlenen insan üzerinde deney suçu ile kişilerin vücut bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır.
“İnsan üzerinde deney
Madde 90- (1) İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için;
- a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin alınmış olması,
- b) Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması,
- c) İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
- d) Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması,
- e) Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması,
- f) Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,
- g) Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması,
gerekir.
(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/7 md.) Çocuklar üzerinde bilimsel deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için ikinci fıkrada aranan koşulların yanı sıra;
- a) Yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların çocuklar üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
- b) Rıza açıklama yeteneğine sahip çocuğun kendi rızasının yanı sıra ana ve babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin de alınması,
- c) Deneyle ilgili izin verecek yetkili kurullarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının bulunması,
gerekir.
(4) Hasta olan insan üzerinde rıza olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez. Açıklanan rızanın, denemenin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı olması ve tedavinin uzman hekim tarafından bir hastane ortamında yapılması gerekir.
(5) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde, kasten yaralama veya kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.”
Tıp, insan sağlığını korumayı amaçlayan bir bilim dalı olduğundan, yeni tedavi metotlarının geliştirilmesi sürecinde bu metotların önce farklı bireyler üzerinde denenmesini gerekli kılabilir. Türk Ceza Kanunu ise tam bu noktada, insan bedeninin ve sağlığının denek olarak kullanılmasını hukuka aykırı bulmuş ve cezalandırmıştır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, TCK 90 hükmü, insan üzerinde deney yapmayı mutlak olarak yasaklamamış, bir diğer deyişle belirli şartlar altında mümkün kılmıştır. İlgili madde, bu yolla geliştirilecek tedavi metotlarının yine insanlık yararına olacağı gibi gerekçelerle belirli şartlar altında insan üzerinde bilimsel deney yapılmasını istisnai olarak mümkün kılmaktadır.
İnsan sağlığının olabildiğince korunması için tıp bilimi oldukça dinamik bir şekilde ilerlemektedir. Teknolojinin de ilerlemesiyle yüz yıllardır tedavisi bulunamayan hastalıkların iyileştirilmesi için dahi çalışmalar sürdürülmektedir. İşte bu insanoğluna katkı sağlaması için amaçlanan tedavilerde zaman zaman insanlar da bu bilimsel deneyin bir parçası olabilmektedir.
İnsan Üzerinde Deney Suçunun Unsurları
İnsan üzerinde deney suçunun oluşabilmesi ve yapılan eylemin suç sayılabilmesi için belli başlı unsurların meydana gelmiş olması gerekir. Kanunda belirlenmiş suç tipinin oluşması için gereken maddi ve manevi unsurları
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Korunan Hukuki Değer
Türk Ceza Kanunu’nda insan üzerine deney suçu “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” başlığı altında ele alınmıştır. Buradan da anlaşıldığı üzere bu suç tipinde korunan ilk değerlerden biri bireylerin vücut bütünlüğüdür. Vücut dokunulmazlığı, kişinin iradesi ve rızası dışında kendi bedeni üzerinde fiziksel veya biyolojik müdahalelerin yapılamayacağı anlamına gelir. Bu bağlamda, bireyin izni dahilinde olmayan tıbbi deneyler suç teşkil edecektir.
Maddenin gerekçesi incelendiğinde ise insan üzerinde deney yapmanın suç sayılmasıyla insan bedeninin obje gibi kullanılmamasının amaçlandığı görülmektedir. Üzerinde tıbbi deneyler yapılacak bireyler kendi sağlığı ve bedeni ile bir risk altına girmektedir. Bu risk öngörülemeyen birçok kalıcı hasar meydana getirebileceği için ölüme kadar yol açabilmektedir. Dolayısıyla, burada korunan değer de bireylerin yaşam hakkıdır.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Maddi Unsur
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Fail
İnsan üzerinde deney suçunu düzenleyen maddenin birinci fıkrasında “İnsan üzerinde deney yapan kişi…” ibaresi yer alır. Buna göre, insan üzerinde deney suçu yalnızca bilim insanları ya da doktorlar tarafından işlenen bir suç olmayıp, herkes tarafından işlenebilmektedir. Kişinin rızası olmadan üzerinde deney yapan her bir kişi fail olarak nitelendirilebilecektir. Failin özel vasıf sahibi ya da özel nitelikleri olmasına ihtiyaç yoktur.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Mağdur
İnsan üzerinde deney suçunun mağduru her birey olabilir. Ancak söylenmelidir ki, cesetler üzerinde yapılan deneyler bu suç tipini oluşturmaz. Bu suç tipinin meydana gelmesi için üzerinde deney yapılan mağdurun yaşayan bir insan olması gerekmektedir. Burada da başkaca bir husus olarak anne karnında gelişim gösteren bebekler kafa karışıklığı yaratabilir. Henüz embriyo ve cenin evresindeki bebekler bakımından bu suçun mağduru olarak nitelendirilemeyecekleri söylenebilir.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Fiil
TCK madde 90 uyarınca suçu oluşturan fiilin insan üzerinde bilimsel deney yapmak olduğu söylenmektedir. Buna göre, fail tarafından bir deney yapılmalı ve bu deney bilimsel deney niteliğinde olmalıdır. Bir deneyi bilimsel deney olarak adlandırılabilmesi ise, o deneyin bilimsel bir sonuca ulaşmak uğruna yapılmış olması gerekir.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Konu
İnsan üzerinde deney suçunun konusu suçun adından da anlaşıldığı gibi insandır. Suçun oluşması için üzerinde deney yapılan kişinin görünürde bir zarar almış olması gerekmez. Eylemin yapılması ile suç meydana gelir. “İnsan bedeni” ibaresinden anlaşılanın ne olduğu hakkında doktrinde farklı görüşler mevcuttur. Bir görüşe göre insan bedeninden ayrılmış vaziyette olan kıl, saç, kan, sperm gibi öğeler üzerinde yapılan deneyler de bu suçu oluştururken diğer bir görüşe göre oluşturmaz.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Manevi Unsur
İnsan üzerinde deney suçunun manevi unsuru, failin bilerek ve isteyerek hareket etmiş olması ile, yani kast ile ortaya çıkar. Bu bağlamda, failin yaptığı deneye mağdurun rızası olmadığını bilmesine rağmen başlaması ve sürdürmesidir. Failin doğrudan kastı veya olası kastı olup olmaması önem taşımaz. Her iki durumun varlığında da manevi unsur meydana gelmiş demektir. Fakat kastın varlığı kaldıran nedenlerin varlığı halinde suç söz konusu olmayacaktır.
Bilimsel Deney ile Tedavi Amaçlı Deneme Arasındaki Farklar
Türk Ceza Kanunu’nun 90. Maddesinde insan üzerinde bilimsel deney suçuyla (TCK md. 90/1) birlikte insan üzerinde tedavi amaçlı deneme suçu (TCK md. 90/4) da belirlenmiştir. Bu iki suç birbirinden farklı iki husustur. Bilimsel deney; sonucunda bilimsel bir kanıya ulaşmak amacıyla yapılırken tedavi amaçlı deney; kişiyi tedavi etmek uğruna onun üzerinde denemeler yapılmasıdır. Keza, deney kavramı; bilimsel bir konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla başvurulan bir yöntem iken, deneme kavramı; deneyde elde edilen bilgiler ışığında kesinlik göstermemesine rağmen tedavi olarak işe yaraması umuduyla uygulanmasıdır.
Bu kavramın farklarını daha net görebilmek için aşağıdaki tabloyu inceleyelim:
| BİLİMSEL DENEY | TEDAVİ AMAÇLI DENEME |
|
|
|
|
|
|
İnsan Üzerinde Deneyin Hukuka Uygun Sayılabilmesi İçin Gerekli Şartlar
İnsan üzerinde deneyin suç teşkil etmemesi ve ceza sorumluluğu doğurmaması için kanunda bazı koşullar öngörülmüştür. Bu şartlar şu şekildedir:
- Üzerinde deney yapılacak kişinin rızası gerekir. Ancak bu rıza geçerli olmalıdır. Örneğin; ayırt etme gücünden yoksun olan, ergin olmayan veya kısıtlı olan kişilerin rızaları geçerli değildir.
- Yapılacak bilimsel deney konusunda yetkili olan kurul veya makamlardan gereken izinler alınmalıdır.
- Deney, kişinin bedeni üzerinde yapılmadan önce insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olmalıdır. Daha sonra bu yapılan deneylerin sonucunda istenen hedefe ulaşılması için insan üzerinde de denenmesini gerekli kılması gerekmektedir.
- Yapılacak olan deneyin insan sağlığı üzerinde zararlı ve kalıcı bir etki bırakacağının öngörülemiyor olması gerekir.
- Deney esnasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici metotların uygulanmaması gerekir.
- Deney sonucunda elde edilmesi amaçlanan konunun, kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması gerekir.
- Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması gerekir.
Rıza Olmadan Yapılan Deneylerde Cezai Sorumluluk
İnsan üzerinde deney suçu, kişinin rızası olmadan üzerinde bilimsel deneylerin yapılmasıdır. Bu eylem Türk Ceza Kanunu tarafından suç sayılmış ve cezalandırılmıştır. Bir kişi işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesine rağmen hukuka aykırı davranıyorsa ceza hukuku kapsamında sorumluluğu doğar. Bundan ötürü, bilimsel bir sonuç alma maksadı ile kişinin rızası olmadan veya rızasının geçerli olmadığının bilinciyle insan üzerinde deney yapan kişilerin TCK uyarınca cezai sorumluluğu doğacaktır. İlgili maddenin birinci fıkrası uyarınca: “İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Buna göre insan üzerinde deney suçunu işlemiş sanık, görevli mahkeme tarafından 1 ila 3 yıla kadar hapis cezası ile yargılanır.
Çocuklar Üzerinde Deney Suçu ve Özel Koruma Kuralları
İnsan üzerinde bilimsel deney yapmanın suç sayılmayacağı haller kanunda belirlenmiştir. Fakat, mevzu bahis çocuklar üzerinde deney suçu olduğunda bu hallere ek olarak başkaca koşulların varlığı da öngörülmüştür. Bu koşullar şu şekildedir:
- Yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların çocuklar üzerinde de yapılmasını gerekli kılması gerekir.
- Rıza açıklama yeteneğine sahip çocuğun kendi rızasının yanı sıra ana ve babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin de alınması gerekir.
- Deneyle ilgili izin verecek yetkili kurullarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının bulunması gerekir.
Türk Ceza Kanunu, çocukların yetişkinlere nazaran daha kolay suistimal edilebileceğini öngörüp bu konuda yalnızca çocuklara özgü özel koruma hükümleri düzenlemiştir. İnsan üzerinde deney suçunun oluşmaması için gereken tüm koşulların varlığına ilaveten, çocuklar için ayrıca belirlenen diğer koşulların da mevcut olması gerekmektedir. Yukarıda sayılan şartlardan birinin bile mevcut olmadığı durumlarda fiil suç olarak nitelendirilecektir.
Tedavi Amaçlı Deneme Suçu ve Uygulama Koşulların (TCK 90/4)
Hasta birisi üzerinde tedavi amaçlı denemede bulunan kişinin 1 ila 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceği öngörülmüştür. Ancak, kanunda belirli şartların mevcudiyeti halinde bu tedavi amaçlı denemenin suç sayılmaması da mümkün kılınmıştır. Bu şartlar Yargıtay kararlarında da açıkça belirtilmekle birlikte şu şekilde sayılabilir:
- Halihazırda bilinen tıbbi müdahalelerin hastaya uygulanmasının bir sonuç vermeyeceğinin anlaşılması gerekir.
- Hastanın, tedavi konusunda yeterli bir düzeyde bilgilendirilmesi ve rızasının yazılı olarak alınması gerekir.
- Tedavinin uzman bir hekim tarafından hastane ortamında yapılması gerekir.
TCK md. 90/4 hükmü ile belirlenmiş olan bu koşulların varlığı halinde yapılan tedavi amaçlı denemeler, ceza sorumluluğu gerektirmeyecektir.
İnsan Üzerinde Deney Neticesinde Yaralama veya Ölüme Sebep Olunan Haller (TCK 90/5)
TCK m. 90/5 “Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun yaralanması veya ölmesi halinde, kasten yaralama veya kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” demektedir. Bu hükme göre, insan üzerinde deney suçun oluşması için kişi üzerinde somut bir zarar gelmesi şart olmayıp, suçun unsurlarının oluşmuş olması yeterlidir. Maddenin birinci fıkrasına göre bu suç 1 ila 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fakat, insan üzerinde bilimsel deney yapılmasının neticesinde kişi yaralanmış veyahut ölmüş ise, bu durumda fail birinci fıkra hükümlerinde göre değil, kasten yaralama veya kasten öldürme hükümlerine göre cezalandırılacaktır. Kasten yaralama suçunun cezası nitelikli hallerin varlığına göre değişiklik göstermekte olup en az 6 aydan başlamak suretiyle arttırılır. Kasten öldürme suçunun cezası da aynı şekilde nitelikli hallere göre değişmekle birlikte müebbet hapis cezası olarak belirlenmiştir.
İnsan Üzerinde Deney Suçunun Cezası
İnsan üzerinde deney suçunun cezası Türk Ceza Kanunu’nda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir. Bu hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve ertelenmesi mümkün olduğu gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi de mümkündür.
Adli para cezası; belirli bir miktarın yine belirli bir gün sayısı kadar hükümlü tarafından ödenerek cezanın çektirilmesidir. Bu belirli gün sayısı beş günden az ve aksinin belirlenmediği hallerde yedi yüz otuz günden çok olamayacaktır.
Erteleme; cezanın infazının belirli bir süre ötelenmesi anlamına gelir. İnsan üzerinde deney suçunda hükmolunan hapis cezasına uygulanabilmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb); sanığın belirli bir süre boyunca denetim altına alıp, yükümlülüklerini yerine getirildiğinin görülmesi durumunda ceza kararının sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kalkmasıdır.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Şikâyet ve Uzlaşma
İnsan üzerinde bilimsel deney yapmanın kanunlarımızda suç kabul edilmesi, vücut dokunulmazlığı ve yaşam hakkı gibi menfaatlerimizi kutsal bulur ve korur. Türk Ceza Kanunu’nda korunan bazı hak ve menfaatlerimiz, kişinin bu menfaatlerden kendi hür iradesiyle vazgeçebilmesinin dahi önüne geçer. Örneğin, organ veya doku ticareti suçunun meydana gelmesinde kişinin rızası hiçbir önem taşımamaktadır. İşte bu gibi sebeplerle, insan üzerinde deney suçu da şikayete bağlı bir suç olmayıp, mağdur şikayetçi olmasa bile savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Ayrıca, mağdur ve failin uzlaşması da mümkün kılınmamıştır. Bu ve az önce saydığımız gibi durumlar, yalnızca mağduru değil, toplumun ortak vicdanını etkileyen ve kamu düzenini bozan olaydır. İşte tam bu sebeple mağdur istemese bile devlet tüm insanlık adına harekete geçer.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
İnsan üzerinde deney suçu ile ilgili açılacak davalarda suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili mahkeme konumundadır. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Fakat söylenmelidir ki, insan üzerinde bilimsel deney yapılması nedeniyle mağdur hayatını kaybetmiş ise, fail kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağından dolayı görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olacaktır.
Yargıtay Kararlarında İnsan Üzerinde Deney Suçu
Yargıtay Kararı – 12. Ceza Dairesi E. 2012/13207 K. 2012/16578 T. 2.7.2012
“Bu veriler altında somut olay incelendiğinde ise;
Ergenlik çağına giren ve içine kapalı bir tavır sergileyen mağdurenin ailesi tarafından serbest psikologluk yapan sanığın bürosuna götürüldüğü, sanık tarafından 9 seans boyunca mağdureye psikolojik destekte bulunulduğu ve Fulsac ve Tofronil isimli ilaçların verildiği, mağdurenin bu ilaçları kullandıktan sonra durumunun ağırlaşması üzerine ailesi tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesine götürüldüğü ve burada tedavisinin yapıldığı, Dokuz Eylül Üniversitesince ilaç yazma yetkisi olmayan ve yanlış tedavi uygulayan sanık hakkında suç ihbarında bulunulduğu olayda,
Psikolog olarak serbest çalışan sanığın ilaç yazma yetkisi olmamasına rağmen mağdura antidepresan ilaçlar yazdığı iddia edilmiş olmakla, öncelikle mağdurun konusunda uzman tam teşekküllü bir hastaneye sevki ile kullandığı iddia edilen ilaçlar nedeniyle yaralanıp yaralanmadığı ve yaralanmış ise TCK 89 .madde kapsamında raporunun alındıktan sonra sanığın buna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden sanığın unsurları oluşmayan atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de; Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinin de düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verilirken, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın tedbire çevrilmesinin gerekçe gösterildiği, oysa, şartları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde sayılan seçenek yaptırımlardan ve erteleme hükümlerinden önce uygulanması gerektiği, sanığın geçmişinde hükümlülükler bulunmadığı dosya kapsamı itibariyle mağdurenin maddi bir zararı da olmadığı anlaşılmakla, sanığa verilen cezanın tedbire çevrilmiş olması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı şeklindeki gerekçe ile sanığın, lehine olan bu düzenlemeden faydalandırılmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay Kararı – 12. Ceza Dairesi E. 2011/20105 K. 2012/10908 T. 26.4.2012
“Bu veriler altında somut olay incelendiğinde ise;
Geçirdiği trafik kazası sonucu bel kısmından altı felç olan katılan …’nin, bilinen tüm tıbbi yöntemler uygulanmasına rağmen şifa bulmadığı, Kök Hücre tedavisi konusunda bizzat kendisi bilimsel çalışmalar yapıp, uluslararası çalışmaları takip eden, sanık tarafından henüz geçerliliği kanıtlanmamış bir yöntem olan, Kök Hücre nakli ile tedavi edilmeye çalışıldığı olayda, sanığın üzerine atılı, İnsan Üzerinde Bilimsel Deney yapma suçunun unsurlarının oluşmadığı, eyleminin İnsan üzerinde tedavi amaçlı deneme olarak nitelenebileceği, bunun da katılanın rızası kapsamında suç teşkil etmediği, dosya içerisinde mevcut katılan … ve İsa tarafından imzalanmış rızalarını gösterir belgelerle anlaşılmakla,
Katılanlar vekilinin, sanığın eyleminin suç oluşturduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, isteme uygun olarak hükmün ONANMASINA, 26.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
SIKÇA SORULAN SORULAR
İnsan Üzerinde Deney Yapmak Suç Mudur?
Bireyin kendi bedeni üzerinde bilimsel deney yapılması rızası yok ise bu fiil suç teşkil eder.
TCK 90’a Göre Rıza Olsa Bile Cezai Sorumluluk Doğar Mı?
Evet, doğabilir. Rıza ile birlikte öngörülen diğer şartların da varlığı aranır.
Çocuklar Üzerinde Deney Yapılabilir Mi?
İnsan üzerinde deneyin suç sayılmaması için gereken koşullara ek olarak çocuklar için ayrıca belirlenmiş koruma tedbirlerinin de varlığı gerekir.
Tedavi Amaçlı Deney Yapılması Hangi Şartlarda Hukuka Uygundur?
Tedavi için bilinen yöntemlerin işe yaraması, hastanın bilgilendirilmesi ve yazılı rızasının alınması gerekir.
İnsan Üzerinde Deney Suçunda Ceza Ertelemesi Mümkün Müdür?
Evet, mümkündür.
İnsan Üzerinde Deney Suçu Şikâyete Tabi Midir?
Hayır, değildir. Mağdur şikayetçi olmasa da savcılık re’sen soruşturma başlatabilir.
İnsan Üzerinde Deney Yapma Suçunda Görevli Mahkeme Hangisidir?
Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Ancak mağdur hayatını kaybetmiş ise görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olur.



