• Twitter
  • Dribbble
  • Instagram
Call us now: +90 538 289 28 68
Viridis Legal Partners
  • Ana Sayfa
  • Faaliyet Alanlarımız
    • Gayrimenkul ve Kira Hukuku
    • Boşanma Davası Avukatı ve Aile Hukuku
    • Sınai Mülkiyet Hukuku Hizmetleri
    • Ceza Hukuku
    • Ticaret Hukuku Hizmetleri
    • İş Hukuku ve İş Sözleşmeleri
    • Sağlık Hukuku ve Medikal Malpraktis Avukatlığı
  • Hukuki Makaleler
    • İnfaz Yatar Hesaplama (Güncel)
    • Kıdem Tazminatı Hesaplama Aracı – Güncel Tavan ile Hesaplayın
    • İhbar Tazminatı Hesaplama
    • Anlaşmalı Boşanma Nedir? Hızlı ve Sorunsuz Boşanma Süreci
    • Boşanma Davası Nasıl Açılır? Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Süreci
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Biz Kimiz
    • Nadide Özdemir
  • İletişim
  • Türkçe
    • English
    • Türkçe
  • Ara
  • Menu Menu

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu ve Cezası (TCK 115)

İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu ve Cezas
Home » News » İnanç, Düşünce ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu ve Cezası (TCK 115)

Hukuk devleti çatısı altında yaşayan her vatandaş, inanç, düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Bir kimsenin hangi dine veya ideolojiye inanacağı, ne düşüneceği veya ne kanaatinde bulunacağı yalnızca kendisini ilgilendiren şahsi mevzulardır. Bu sebepledir ki, bir kimsenin inanç, düşünce ve kanaat hürriyetine müdahalede bulunan davranışlar, Türk Ceza Kanunu uyarınca yasaklanmıştır. Bununla birlikte, toplumdaki bireylerin düşünce ve kanaat özgürlüğü yalnızca kanunlarla koruma altına alınmakla kalmayıp, Anayasa’da da güvence altına alınmıştır. Öyle ki, bir kimsenin düşünce ve inanç özgürlüğünün elinden alınması yalnızca o bireye değil, topluma ve kamu düzenine de zarar verecek türden bir davranıştır. Dolayısıyla, bu temel hakların korunması oldukça elzem ve hayati değer taşır.

Index

Toggle
  • İnanç, Düşünce Ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu Nedir? (TCK 115)
  • Düşünce Ve İnanç Hürriyeti Nedir?
  • TCK 115’e Göre Suçun Üç Farklı İşleniş Şekli
  • Suçun Unsurlari: Fail, Mağdur, Fiil (Cebir, Tehdit) Ve Manevi Unsur
  • İnanç, Düşünce Ve Kanaat Hürriyetini Engelleme Suçunun Cezasi (TCK 115)
  • Cezayi Arttıran Nitelikli Haller Nelerdir? (Tck 119)
  • Yargilama Süreci Ve Usul Hükümleri
  • YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TCK 115
  • İstanbul Ceza Avukatınız: Viridis Legal Partners

İstanbuldaki ceza hukuku avukatınız, Viridis Legal Partners olarak ceza yargılamasının tüm aşamalarında sizlerin yanındayız. inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme ile suçlanıyorsanız ya da inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu mağduru iseniz etkili ceza avukatı hizmetleri için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İnanç, Düşünce Ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme Suçu Nedir? (TCK 115)

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu kişilerin cebir ve tehdit zoru ile dini, siyasi, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya ya da açıklamamaya itilmesi veya yine cebir ve tehdit zoru ile bunların gereklerini yerine getirmekten alıkonması olarak tanımlanabilir.

Bir toplumun huzur içinde yaşayabilmesini sağlayan en önemli hususlardan biri, toplumdaki her bir bireyin kendini özgür hissedebilmesidir. Bu sebeple, tüm modern hukuk devletleri, kendi himayesinde bulunan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini koruma altına alır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türk Ceza Kanunu da tıpkı bu doğrultuda, toplumdaki bireylerin temel özgürlüklerini güvencelemiş ve aynı zamanda bunlara müdahalede bulunan kişileri cezalandırılmıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 115 maddesi uyarınca;

“İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme

Madde 115- 

(1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

(2) Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi hâlinde, fail hakkında birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur. 

(3) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden veya bunları değiştirmeye zorlayan kişiye birinci fıkra hükmüne göre ceza verilir.”

İşbu madde hükmünden de anlaşıldığı üzere hiçbir kimse inancını, düşüncelerini ve kanaatlerini açıklamak zorunda bırakılamayacaktır. Bunula birlikte, bireyler inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklarken ya da bunların gerektirdiği davranışları icra ederken dışarıdan hiçbir müdahaleye veya engele maruz bırakılamayacaktır. Madde hükmünün koruduğu değer yalnızca dini veya siyasi düşünceler değildir. Bir kimsenin dini, felsefi, sosyal ya da siyasi fikirlerinden kaynaklanan yaşam tercihleri de TCK 115 ile koruma altına alınmıştır. Örneğin; bir kimsenin dini bütün bir yaşam sürmesine yapılacak müdahalenin cezalandırıldığı gibi, tam tersine bir yaşam sürmesine karşı yapılacak hukuksuzluklar da aynı madde çatısı altında cezalandırılır.

Düşünce Ve İnanç Hürriyeti Nedir?

Düşünce özgürlüğü; bireylerin hiç kimsenin baskısı altında kalmadan tamamen kendi hür iradesiyle fikirlerini belirleyebilmesi ve kendi fikirlerine göre bir hayat sürmesidir. İnanç özgürlüğü ise düşünce özgürlüğünün bir getirisi olarak ortaya çıkmakta olup, kişinin inanacağı dini veya ideolojiyi benimsemesi veya terk etmesi hakkıdır. Düşünce ve inanç hürriyeti, tüm insanların en temel hak ve hürriyetlerinden bir tanesidir. Bireylerin yaşadıkları toplumda ne kadar huzurlu ve mutlu oldukları, o toplumda ne kadar özgür hissettiklerine bağlıdır. Ne var ki, bizim ülkemiz de dahil olmakla birlikte birçok ülkenin hukuk mekanizmaları düşünce ve inanç özgürlüğünü koruma altına almaktadır. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın düşünce ve inanç özgürlüğüne dair güvence maddeleri şu şekildedir:

“Düşünce ve kanaat hürriyeti

Madde 25 – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

… Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz…”

“Din ve vicdan hürriyeti

Madde 24 – Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

…Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz…”

Bahsi geçen koruma hükümlerinden de görüldüğü üzere, düşünce ve inanç hürriyeti, yalnızca bireyin şahsını değil toplumun tamamını ilgilendiren ve yaşam sürmeyi doğrudan etkileyen bir özgürlüktür. Düşüncelerini serbestçe oluşturup ifade edebilen bireyler, adeta o toplumdaki demokrasinin somut kanıtı sayılırlar. Bu sebeple, düşünce ve inanç özgürlüğünün hem anayasal hem de uluslararası düzeyde korunması tercih değil adeta zorunluluktur. Aksi takdirde, bireylerin kendilerini özgürce ifade edemediği, farklı düşüncelerin bastırıldığı demokrasiden oldukça uzak bir toplum meydana gelir.

TCK 115’e Göre Suçun Üç Farklı İşleniş Şekli

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu, üç fıkrada düzenlenmiştir. Her bir fıkra hükmünün ceza aralığı aynı belirlenmiş olmakla birlikte, her birinin işleniş biçimleri birbirinden farklıdır. Aşağıda üç fıkradaki işleniş biçimlerinin neler olduğunu ele aldık:

Düşünceyi Açıklamaya/Değiştirmeye Zorlama veya Menetme

TCK 115’in birinci fıkrasına göre suçun işleniş şekli; cebir veya tahdit kullanarak, bir kimseyi dini, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlamak ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan menetmek şeklindedir. Örneğin; bir kimseyi cebir veya tehdit kullanarak hangi siyasi partiye oy verdiğini söyletmeye ya da başka bir partiye oy verdirtmeye zorlamak, birince fıkradaki işleniş biçimine dahil edilebilecektir.

Dini İbadet ve Ayinleri Engelleme

İkinci fıkra hükmüne göre suç; dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi şeklinde işlenebilir. Örneğin; başörtüsü İslam dinine göre bireysel bir ibadet ise birinin başörtüsü takmasını cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellemek bu kapsamda sayılabilecektir.

Yaşam Tarzına İlişkin Tercihlere Müdahale Etme

Son fıkra hükmü uyarınca; cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale etme veya bunları değiştirmeye zorlama fiilleriyle de bu suçun işlenmesi mümkündür. Örneğin, bir kimseyi cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla dövmelerini sildirmeye zorlamak bu kapsama dahil olabilecektir.

Suçun Unsurlari: Fail, Mağdur, Fiil (Cebir, Tehdit) Ve Manevi Unsur

Türk Ceza Kanunu’nda yer alan her bir suçun kendisine özgü suçun maddi ve manevi unsurları bulunur. İşbu unsurların tamamı meydana gelmemişse, suç oluşmamış demektedir. Suç oluşmadığında ise cezalandırılabilirlik durumu ortadan kalkar. TCK 115’te yer bulan inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun maddi ve manevi unsurları aşağıdaki gibidir:

Fail:

Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bazı suçların gerçekleşebilmesi için failin o suça özel olarak belirlenmiş niteliklere sahip olabilmesi gerekmektedir. Bu tür suçlara özgü suçlar denilmektedir. Örneğin; rüşvet suçu ya da zimmet suçu yalnızca kamu görevlisi sıfatına haiz olan kişilerin işleyebileceği bir suç türleridir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçunun faili ise herkes olabilmektedir. Bir diğer deyişle, özgü suçlar arasında yer almamaktır. Fakat inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun bazı nitelikli hali özgü suç sayılabilir. Örneğin; TCK 119’un e bendinde yer alan “kamu görevlisi tarafından kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle” hükmündeki fail ancak kamu görevlisi olabilir.

Mağdur:

Bir suçtan zarar gören kişi o suçun mağduru olarak nitelendirilir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunda mağdur herkes olabilir. Kişinin inancının, düşüncesinin veya kanaatinin ne olduğu önem taşımaz. Mağdurun dini, düşüncesi veya inancı ne olursa olsun bu suçtan zarar gören herkes mağdur sayılacaktır.

Fiil:

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engelleme suçunda cezalandırılacak olan fiil, maddenin her bir fıkrasında farklıdır. Birinci fıkra hükmüne göre; bir kimseyi dini, siyasi, felsefi, sosyal inancını, düşüncesini veya kanaatini açıklamaya ya da değiştirmeye zorlamak veya bunları açıklamaktan, yaymaktan menetmektir. İkinci fıkraya göre; dini inancın yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasın engellenmesi fiilidir. Üçüncü fıkraya göre ise yasaklanan fiil; bir kimsenin inanç, düşünce ve kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale etmek veya bunları değiştirmeye zorlamaktır. Fakat hemen söylenmelidir ki, bahsi geçen tüm fıkralardaki fiillerin cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla işlenmiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu meydana gelmemiş demektir.

Manevi Unsur:

Suçun faili ile failin fiilleri arasındaki manevi bağa manevi unsur denir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun meydana gelebilmesi için failin fiillerini işlerken bilerek ve isteyerek hareket etmiş olması gerekir. Özetle; inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellemesi suçu, genel ve olası kastla meydana gelebileceği gibi taksirle meydana gelemeyecektir

İnanç, Düşünce Ve Kanaat Hürriyetini Engelleme Suçunun Cezasi (TCK 115)

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun cezası Türk Ceza Kanunu’nun 115. Maddesinde belirtilmiştir. İlgili madde hükmü uyarınca;

* Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

* Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerin bireysel ya da toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi hâlinde, fail hakkında birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

* Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden veya bunları değiştirmeye zorlayan kişiye birinci fıkra hükmüne göre ceza verilir.

Buna göre, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellemek suçunun temel hali için verilebilecek ceza bir ila üç yıl kadar hapis cezasıdır. Hâkim, karşısına gelen her somut olayı ayrı ayrı değerlendirerek kanun maddesinde belirlenen aralıkta bir cezaya hükmeder. Hâkimin değerlendirmesine hem fail hem de mağdura ilişkin birçok husus dahildir. Örneğin failin veya mağduru yaşı, sağlığı, içinde bulunduğu duygu durumu gibi konular verilecek ceza bakımından önemli rol oynar. Aynı zamanda, hâkimin vereceği hapis cezasını seçenek yaptırımlara çevirmesi de mümkündür.

Cezayi Arttıran Nitelikli Haller Nelerdir? (Tck 119)

Kanun koyucu, aynı suça dair nitelikli halleri kapsamında işlenmiş olması durumunda daha ağır cezalar belirlemiştir. Suçun kime karşı, nasıl ve ne şekilde işlendiği gibi hususlar, cezanın ağırlığını hakkaniyet çerçevesinde belirleyen faktörlerdir. Türk Ceza Kanunu’nun 119. maddesi, belli başlı suçlar için nitelikli halleri düzenleyen ortak hüküm konumundadır. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu da dahil olmak üzere, eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçları bu ortak hüküm kapsamındadır.

“Ortak hüküm

Madde 119- (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;

  1. a) Silahla,
  2. b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
  3. c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
  4. d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
  5. e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

Buradan anlaşıldığı üzere, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun madde hükmünde sayılan haller kapsamımda işlenmiş olması, verilecek olan cezanın arttırılmasına sebep olacaktır. Cezanın bir kat artırılması ibaresinden anlaşılması gereken, verilecek olan cezanın ikiye katlanmasıdır. Örneğin; inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu yargılamasında üst sınırdan (3 yıl) ceza verilmişse, nitelikli hallerin söz konusu olduğu hallerde bu ceza 6 yıla artırılacaktır.

Yargilama Süreci Ve Usul Hükümleri

Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Bazı suçlar yalnızca bireye değil, topluma veya kamu düzenine karşı işlenmiş olarak kabul edilir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetini engelleme suçu da tam olarak bu kapsamdadır. Bunun bir sonucu olarak, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi ve benzer bazı suç tipleri, şikâyete tabi olmayan suçlar arasında yer alır. Bu demek olmaktadır ki, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi suçundaki mağdur, bizzat şikayetçi olmasa dahi savcılık suçu öğrendiği andan itibaren re’sen soruşturma başlatabilir. Bununla birlikte, mağdur şikayetini sonradan geri çekmesi de davanın düşmesine neden olmayacaktır.

Zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belirli bir süre içerisinde dava açılmazsa davanın düşmesine sebep olan uygulamadır. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunda dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak belirlenmiştir.

Şüpheli/sanık ile suçun mağdurunun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşması kurumuna uzlaşma denilmektedir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu, uzlaşmanın mümkün olduğu suçlar arasında yer almamaktadır.

HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası Mümkün Mü?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), sanığa verilecek hapis cezasına hükmetmek yerine sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında karar kılınmasıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte sanık belirli bir süre denetim altına alınır ve bu denetim süresi içerisinde tekrar suç işlediği takdirde HAGB kararı düşer. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçuna ilişkin yargılamada, hâkimin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

Ceza ertelemesi, sanık hakkında hükmolunması planlanan 2 yıl veya daha az hapis cezasının ertelenmesi kararıdır. Ceza ertelemesi kararıyla birlikte sanık adına bir ila üç yıl arasında bir denetim süresi başlatılır. Bu denetim süresini suç işlemeyerek geçiren kişiler cezasını infaz etmiş olarak kabul edilir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasının engellenmesi suçu bakımından erteleme hükümlerinin uygulanması mümkündür.

Adli para cezası, sanık hakkında verilecek hapis cezasının gün sayısı uyarınca hesaplanan bir miktar paranın ödenerek cezanın infaz edilmesidir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu hakkında verilecek hapis cezasının, adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Görevli Mahkeme Hangisidir?

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçunun düzenlenmiş olduğu kanun ve cezası sebebiyle, bu suç hakkında yapılacak olan yargılamalarda görevli olan mahkeme Asliye Ceza Mahkeme’leridir.

YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA TCK 115

Camide Namaz Kılınmasına Engel Olmak

Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/13711 E., 2015/2550 K.

“Olay günü ikamet ettiği köyün camisine giderek içeriye giren sanığın, cemaatin namaz kılmasını bekledikten sonra namaz kılmak istediğini söylemesi üzerine, cami imamı katılan … ve cemaatte bulunan vatandaş katılan …’ın, alkollü olmasından dolayı namaz kılamayacağını belirterek kendisine müdahale etmek istedikleri sırada; ”ben namaz kılmaya geldim, bu camiide namaz kılamazsam kimseye kıldırtmam, hepinizin kitabını sinkaf ederim, beş vakit ezan okunmayacak, beni rahatsız ediyor” şeklinde sözler söyleyip camiden çıkmamak için direnmesi üzerine, olay yerine gelen Jandarma ekibinde görevli asker şikayetçi …’in, duruma müdahale etmek istemesi üzerine, ”sen bana karışamazsın, sen kimsin lan, zor kullan da bak neler oluyor, lan seni buradan sürdürüm, seni bitiririm” şeklinde tehdit sözleri söylemek suretiyle kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direndiği, tanık ifadelerine göre de, olay gününden bir ay öncesinde sanığın, cami minaresine tüfek ile ateş ederek minarede bulunan floresan lambasını kırdığının iddia edildiği olayda;

1-Katılanlar … ve …’e yönelik gerçekleşen kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret suçundan verilen hükümler ile mağdur …’ye yönelik gerçekleşen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2-Katılanlar … ve …’a yönelik gerçekleştirdiği inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçundan verilen hüküm ile kamu malına zarar verme suçundan verilen hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;

a-Olay günü ikamet ettiği köyün camisine giderek içeriye giren sanığın, cemaatin namaz kılmasını bekledikten sonra kendisi de namaz kılmak istediğini söylemesi üzerine, cami imamı katılan … ve cemaatte bulunan vatandaş katılan …’ın, alkollü olmasından dolayı namaz kılamayacağını belirterek kendisine müdahale etmek istediklerinde kendilerine küfür edip camiden çıkmamak için direnmesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminde; sanığın, unsurları oluşmayan inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Basın Açıklaması Yapılmasını Engellemek

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/4745 E., 2023/17824 K.

“Bazı kişilerin haksız tutuklandığı ve serbest bırakılmaları gerektiği yönünde bir grubun cadde üzerinde basın açıklaması yapmak istemeleri üzerine sanığında aralarında bulunduğu kalabalığın bu kişilere saldırıp yaralanmalarına ve bu şekilde yapılmak istenen basın açıklamasına engel oldukları iddiasıyla açılan davada Mahkeme, sanığın inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçundan cezalandırılmasına yönelik önceki hükme atıf yaparak, hükmü aynen açıklamıştır.

  1. GEREKÇE

Temyiz kanun yoluna tabi olup kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan ilamın, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle Anayasanın 141, 5271 sayılı Kanun’un 34, 223 ve 230 uncu maddelerine aykırı davranılması,

Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

  1. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2023 tarihinde karar verildi.”

Protestonun Engellenmesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/26 E., 2011/915 K.

“1- Mağdur Başbakan K9’ın, Mersin İlinde bir tesisi hizmete açtıktan sonra, Cumhuriyet Meydanında halka hitap etmek üzere tören alanına gelip halkı selamladığı sırada, protesto için bir araya gelen ve platformun yakınına yerleşen Halkevleri Derneği üyesi olan sanıkların, slogan ve mağduru hedef alarak uygun mesafeden çok sayıda yumurta attıkları, ancak güvenlik güçlerinin engellemesi nedeniyle isabet ettiremedikleri, daha sonra guruba müdahale edildiği ve mağdurun konuşmasını gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar sanık K1 yumurtaları yalnızca kendisinin attığını savunmuş, diğer sanıklar da bunu doğrulamış iseler de, olay yerine birlikte gelmeleri, bir kısmının üzerlerinde aynı derneğin adı yazılı önlükler bulunması, aynı sloganları atmaları, çok sayıda yumurta atılmış olması, anılan derneğin internet sitesinden de “yumurta yağdırıldığının” açıklanması karşısında, sanıkların eylemi birlikte gerçekleştirdiklerine ilişkin gerekçede bir tutarsızlık görülmemiştir.

Yine yerel mahkemenin, olayda Anayasal güvence altına alınan ifade özgürlüğünü kullanmanın ötesine geçildiği ve demokratik tepki niteliğinin sınırlarının aşıldığı yolundaki değerlendirmeleri de yerinde bulunmuştur. Kuşkusuz özgürlükler sınırsız değildir. Bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bitmektedir. Hiçbir kimsenin, bir başkasına zarar verme ya da zarar vermeye kalkışma gibi bir özgürlüğü söz konusu olamaz. Burada tartışılması gereken husus, sanıkların hukuka aykırılık teşkil eden somut eylemlerinin CMK.nun 230/1-c maddesine göre nitelendirilmesi, yani hangi suçu ya da suçları oluşturduğu noktasında toplanmaktadır.

Sanıkların eylemlerinin dört ayrı suçun unsurları yönünden irdelenmesi gerekmektedir. TCY.nın 108. maddesinde öngörülen “cebir kullanma suçu” bir kimseye karşı bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade edilmesi için cebir kullanılması ile oluşur ve kasten yaralama suçundan verilecek ceza artırılarak hükümolunur.

Cebir kullanma eylemi kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla işlenmiş ise, cebir kullanma suçunu değil, TCY.nın 265. maddesinde düzenlenen “görevi yaptırmamak için direnme suçunu”, bir kimseyi siyasi düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlamak ya da açıklamaktan menetmek için işlendiği taktirde ise, TCY.nın 115. maddesinde belirtilen “düşünce ve kanaat özgürlüğünün kullanılmasını engelleme suçunu” oluşturmaktadır.

Bu üç suçun ortak ögesi olan “cebir” fiziki zor kullanmaktır ve bir iradeyi istenilen hareketi yapmaya mecbur etmek amacıyla yapılmaktadır. Zor kullanmak mağdurun kollarından tutmak, kolunu bükmek vs. gibi temasla mümkün olduğu kadar belirli mesafeden bir cismin atılması, savrulması, vurulması suretiyle de gerçekleştirilebilir.

Öte yandan TCY.nın 35. maddesi uyarınca “işlemeyi kastedilen suça elverişli hareketlerle icraya başlanıp elde olmayan nedenlerle eylem tamamlanmamış ise” suç kalkışma aşamasında kalmış olacaktır. Değerlendirmelerde bu husus da irdelenmelidir.

Oluşması mümkün görülen son suç ise görevliye hakaret suçudur. “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırma” eylemi TCY.nın 125. maddesinde öngörülen hakaret suçunu oluşturmaktadır.

Yerel mahkeme yalnızca hakaret suçunu değerlendirmiş, ancak yukarıda belirtilen diğer suçlarla ilgili herhangi bir irdeleme yapmamıştır. Eylemin mağdurun halka seslenmesini önlemek ya da onu küçük düşürmek kastıyla işlenmesine göre, farklı suçlar söz konusu olacaktır. Tek eylemin birden fazla suça uyması halinde, özel suçun, genel suça göre öncelikle uygulanması gerekecek; hepsi genel nitelikte ise, TCY.nın 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurmak icabedecektir. Bu açıklamalar karşısında; sanıkların eylemlerinin yukarıda belirtilen zor kullanma suçlarını oluşturup oluşturmadığı yöntemince irdelenip tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle sanıkların görevliye hakaret suçundan hükümlülüklerine karar verilmesi,

2- Sanıklar K10 ve K1 hakkında TCY.nın 62. maddesi uygulanırken hapis cezasının 1 yıl 5 ay 15 gün yerine, 1 yıl 2 ay 15 gün olarak eksik belirlenmesi,

3- Sabıkası bulunmayan sanıklar K1, K2, K3, K4, K5, K6, K7 ve K8 haklarında verilen hükümlerden önce 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY.’nın7/2. madde ve fıkrası uyarınca sanıklar yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562. maddesinin 1.fıkrası ile CYY.nın 231/5. madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu yasanın 562. maddesinin 2. fıkrası ile de CYY.nın 231/14. madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş ve O yer C. Savcısı ile Sanıklar K10, K1, K2, K3, K4, K5, K6, K7 ve K8 müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken Sanıklar K10 ve K1 hakkında 2 nolu bozma nedeni bakımından 1412 sayılı CMK.’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

İstanbul Ceza Avukatınız: Viridis Legal Partners

İnanç, düşünce veya yaşam tarzı tercihlerinize yönelik TCK 115 kapsamında giren bir müdahale ile karşı karşıyaysanız veya bu suçtan itham ediliyorsanız, hürriyetinize yönelik ciddi eylemin hukuki sonuçları ve savunma stratejileri için bir ceza avukatından destek almanız önemlidir. Ceza dosyaları çoğu zaman gözden kaçırılmaması gereken ince detaylar içerir. Bu süreci bir profesyonelden yardım almadan bireysel yürütmek, hali hazırda yaşanmakta olan mağduriyeti arttırmaya sebep olabilir. İstanbuldaki ceza avukatınız Viridis Legal Partners olarak, size özel stratejilerle hakkınızı savunma yapmak için buradayız.

Tarafı olduğunuz ceza davalarında hukuki destek ve danışmanlık almak için bizlerle hemen şimdi iletişime geçebilirsiniz!

SIKÇA SORULAN SORULAR:

Bir Kişinin Giyim Tarzına (Kısa Etek, Başörtüsü vb.) Cebir veya Tehditle Müdahale Etmek TCK 115 Suçunu Oluşturur Mu?

TCK 115, yalnızca dini veya siyasi düşünceleri değil, bireylerin yaşam tarzlarına karşı olabilecek müdahaleleri de koruma altına alır. Bir kişinin giyim tarzına cebir veya tehditle müdahale edilmesi, TCK 115 kapsamında cezalandırılır.

Birinin Oruç Tutmasına veya Kiliseye Gitmesine Engel Olmak Bu Suça Girer Mi?

Oruç tutmak İslam dini kurallarına göre bir ibadet şekli iken, Kiliseye gitmek Hristiyanlık kurallarına göre bir ibadettir. TCK 115’e göre kişilerin bireysel veya toplu olarak yapacakları ibadetlerine engel olmak cezalandırılır. Burada bireyin hangi dinin ibadetini yapmak istediğinin bir önemi yoktur. Önemli olan bu müdahalenin cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla gerçekleşmesidir.

Sadece Sözlü Tartışma ile Birinin Düşüncesini Değiştirmeye Çalışmak Suç Mudur?

Sözlü tartışma ile birinin düşüncesini değiştirmeye çalışmak suç değildir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetine ilişkin olan TCK 115’e göre, bu hürriyetlerin engellenmesi suç kabul edilmiştir. Ancak bu engellemenin cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla yapılması gerekir. Alelade bir sözlü tartışmanın bu suç kapsamına dahil edilmesi mümkün değildir.

Bu Suç Şikâyete Bağlı Mıdır? Mağdur Şikayetçi Olmasa Bile Dava Devam Eder Mi?

İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu şikâyete bağlı bir suç değildir. Dolayısıyla, mağdur şikayetçi olmasa bile soruşturma ya da kovuşturma devam eder. Bir diğer deyişle, ceza davası düşmez.

TCK 115’ten Verilen Hapis Cezası Paraya Çevrilir Mi?

TCK 115 kapsamında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi mümkündür. Ancak bu husus hâkimin takdirine bağlıdır. Şayet hâkim hapis cezasını adli para cezasına çevirir ise, fail bu meblağı ödeyerek cezasını infaz edebilecektir.

İş Yerinde Siyasi Görüşümden Dolayı Mobbinge Uğruyorsam Bu TCK 115 Midir?

Okul, iş yeri gibi sosyal ortamlarda maruz kalınan mobbing, çoğu zaman TCK 115 kapsamında değerlendirilmez. Fiilin TCK 115’e göre cezalandırılması için cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla müdahalede bulunulması gerekir. Mobbing gibi muameleler çoğu zaman hakaret suçu kapsamında değerlendirilir.

Bu Suç ile Hakaret Suçu Arasındaki Fark Nedir? 

Hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikteki davranışlardır. Dolaysıyla korunan hukuki değer kişinin onuru, şerefi ve saygınlığıdır. TCK 115’te ise kişinin düşünce, inanç ve kanaat özgürlüğü korunmaktadır. Aynı zamanda TCK 115’te bir zorlama, engel olma hareketi gereklidir.

Avukatımıza Danışın

attorney-nadide-ozdemir

Ofis Adresimiz

 İstiklal Street No:56/58, Grand Pera Kat:3, Apartment:5, Beyoğlu, Istanbul

 

Telefon Numaramız

+90 538 289 28 68

Link to: Get in touch

Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz

Size yardımcı olmak için buradayız.

ADRES

Viridis Legal Partners | Hukuk Bürosu | İstiklal Caddes No:56/58, eOfis – Grand Pera Beyoğlu/İstanbul
İletişim Numarası: +90 538 289 28 68 | E-posta: [email protected]
BARO SICIL NUMARASI: 57790

İstanbul’da uluslararası müvekkillere hizmet verme konusunda uzmanlaşmış bir butik hukuk bürosu olarak, Türkiye’nin karmaşık hukuki ortamında yabancıların karşılaştığı kendine özgü zorlukları tam olarak anlıyoruz. Türk hukuku hakkındaki derin bilgimiz ve çeşitli hukuki alanlardaki kapsamlı uzmanlığımızla, hareketli İstanbul şehrinde hukuki rehberlik ve destek için güvenilir tercihiniz oluyoruz.

YASAL UYARI

Bu web sitesinde yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Bilgiler Viridis Legal Partners tarafından sağlanmaktadır ve bilgileri güncel ve doğru tutmak için çaba göstermemize rağmen, web sitesi veya web sitesinde yer alan bilgiler, ürünler, hizmetler veya ilgili grafiklerle ilgili olarak herhangi bir amaç için eksiksizlik, doğruluk, güvenilirlik, uygunluk veya kullanılabilirlik hakkında açık veya zımni hiçbir beyan veya garanti vermiyoruz. Bu nedenle, bu tür bilgilere güvenmeniz durumunda risk kesinlikle size aittir.

Hakkımızda | Avukatlarımız | İletişim | Servislerimiz | Makaleler

Israrlı Takip Suçu ve Cezası (TCK 123A): Sosyal Medya, Şikayet ve Savun...Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması Nedeniyle BoşanmaOrtak Hayatın Yeniden Kurulamaması Nedeniyle Boşanma (TMK 166/4)
Sayfanın başına dön
Manage Consent
To provide the best experiences, we use technologies like cookies to store and/or access device information. Consenting to these technologies will allow us to process data such as browsing behavior or unique IDs on this site. Not consenting or withdrawing consent, may adversely affect certain features and functions.
Functional Her zaman aktif
The technical storage or access is strictly necessary for the legitimate purpose of enabling the use of a specific service explicitly requested by the subscriber or user, or for the sole purpose of carrying out the transmission of a communication over an electronic communications network.
Preferences
The technical storage or access is necessary for the legitimate purpose of storing preferences that are not requested by the subscriber or user.
Statistics
The technical storage or access that is used exclusively for statistical purposes. The technical storage or access that is used exclusively for anonymous statistical purposes. Without a subpoena, voluntary compliance on the part of your Internet Service Provider, or additional records from a third party, information stored or retrieved for this purpose alone cannot usually be used to identify you.
Marketing
The technical storage or access is required to create user profiles to send advertising, or to track the user on a website or across several websites for similar marketing purposes.
  • Seçenekleri yönet
  • Hizmetleri yönetin
  • {vendor_count} satıcılarını yönetin
  • Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
View preferences
  • {title}
  • {title}
  • {title}